|
Kitap okumak
ÇOCUKLARIN kitap okumamasından rahatsızlık duyan ne kadar çok aile varmış! Bu konuda pek çok mesaj alıyorum. Bir kısmı "Ben de kitap okumuyorum ama çocuklarım okusun istiyorum" diyordu.
Öyle olması lazım, yeni nesillerin daha çok okuması sosyal gelişmenin gereğidir: Şehirleşme, eğitim, dışa açılma, meslekleşme gibi faktörler okumayı daha bir ihtiyaç haline getirmelidir.
MEB Talim Terbiye Kurulu üyesi Alp Boydak'tan aydınlatıcı bir mektup aldım. Haklı olarak, okuma alışkanlığı kazanmada "içsel dürtü"nün önemini belirtiyor. "İçsel dürtü"yü ben zihinde meraklar, sorular olması diye anlıyorum. Hazır kalıplarla yetinen, o şekilde şartlanan zihinler sormuyor, sorgulamıyor, merak etmiyor ve okumuyor. Olsa olsa ezberliyor.
Şunu belirteyim, bizde 'medrese'den 'mektep'e geçişte ezberlenen şeyler kökten değişti ama ezbercilik az değişti!
Bilgiden de önemli!
Sayın Boydak'ın mektubundan bir bölümü sadeleştirerek buraya aktarıyorum:
"Öğrencinin kendisine verilen kitabı sular seller gibi ezberlemesi bekleniyor. Bunun için ayıracağı zaman belki de 20 kitap okumaya bedeldir. Dersin hedefi düşünme becerilerinin geliştirilmesi olursa ve ders kitabı bilgisi geri planda tutulursa bu durum değişir. Öğrencilere 'bu kitabı ezberlemek için zaman harcama, farklı kitaplar oku ve bunların özünden yola çıkarak şu tabloyu doldur' denilirse ve bu tabloda yer alan bilgilerin özgünlüğüne göre not verilirse, o zaman öğrenciler ders kitaplarını ezberlemeyi bırakır, onun yerine yıl boyunca her ders için 20 kitap okuyabilir..."
Boydak'ın bu satırlarındaki iki hususa bilhassa dikkat çekmek istiyorum:
Biri, "düşünme becerilerinin geliştirilmesi"dir. Ezber değil, düşünme... İkincisi, okulda kitap bilgisinin 'belletilmesi' yerine, çeşitli kitaplardan araştırma yaparak bir sonuca varılması biçiminde ödevler verilmesidir. Araştırma ruhunun geliştirilmesi yani...
Merak ve araştırma ruhu, düşünme yeteneği demek ki 'bilgi'den daha önemli!
Bizi okumaya yöneltecek olan da bu.
Tabii bunu yapacak 'öğretmen'in yetiştirilmesi de ayrı bir mesele.
Bunlar ciddi sorunlarımız ama madalyonun öbür yüzü çok ümit verici.
Ben iyimserim
Durgun bir toplumdan şehirleşen, dışa açılan, farklılıkları fark eden, meslekçe çeşitlenen bir topluma geçiyor olmamız zihinlerimizi eski zamanlardan daha fazla dürtüyor! Yirmi yıl, elli yıl öncesinden daha fazla okuyoruz, giderek çok daha fazla okuyacağız.
Yeni çıkan "Türkiye Yayıncılar Kataloğu-2006"daki veriler bu iyimserliğimi doğruluyor.
"Katalog"daki 198 yayınevinin 34 tanesi 1980'ten önceki altmış yılda, 164 tanesi 1980'den sonraki yirmi altı yılda kurulmuş!
Ne demek bu? Düşünelim...
"Katalog"un verilerini başka bir yazımda ayrıntılı olarak ele alacağım. Şimdilik söyleyeceğim şu: Şehirleşme, dışa açılma, piyasa ekonomisi, meslekleşme ve elbette eğitimin daha da yaygınlaşması gibi dinamikler zihinlerimizi, zevklerimizi, meraklarımızı açıyor, daha çok kitap okumamızı da 'gerektiriyor.'
Çıldırıp arabayı devirmezsek, yarınki Türkiye çok daha 'iyi' olacak.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|