|
 |
|
|
Basın ve iktidar
Sebahattin Önkibar birkaç gün önce Yeniçağ'daki sütununda yazmıştı... Başbakan havaalanında uçak beklerken gözü bir ara Sebahattin Önkibar'ın "Alternatif" adlı programına ilişiyor. Programda o sırada imam hatip ve türban istismarı konuşuluyor. Başbakan, sözcüsü Akif Beki'ye dönüyor:
- Bu adam ne yapıyor, konuşmuyor musun bununla?
Akif Beki daha sonra Önkibar'la konuşuyor... "Sen sağ'da bir adamsın, türban ve imam hatiplerle ilgili programların etkili oluyor ve bu Başbakan'ı üzüyor" diyor... Bir süre sonra Flash televizyonuna baskılar geliyor. Sebahattin Önkibar işten ayrılıyor.
CHP Milletvekili Emin Koç üç gün önce Meclis'te konuşurken bir başka örnek veriyor:
"Bir kadının, Başbakan'a yaklaşıp 'Kocama iş verecektiniz, vermediniz' diye tepki göstermesi yüzünden Başbakan korumasını görevden alıyor. Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, gazetecilere 'Bunları haber yapmayacaksınız' diyor. Bazıları söz dinlemiyor! Beki, daha sonra onları bir salonda toplayarak, 'Neden haber yaptınız, bundan sonra bu tür haberleri yapanların izinlerini iptal edeceğiz' diyor..."
ÇGD, bir bildiri yayımlayarak Akif Beki'nin basın düşmanlığı yaptığını bildiriyor, "Gazetecilerin neyi haber yapıp neyi yapmayacağını iktidarın memurlarının tayin edemeyeceğini bilmeyen kişinin, o makamda bir gün dahi kalması ülkemiz için yüz karasıdır" diyor. Akif Beki susuyor.
Kanaltürk, Başkent TV gibi kanalların muhabirleri Başbakanlık'a giremiyor. Kanaltürk hesapları inceleniyor bahanesiyle Mine Kırıkkanat, Cüneyt Arcayürek gibi meslektaşlarımızın banka hesapları didikleniyor.
Başbakan'ın eleştiriye tahammülsüzlüğü ABD Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları raporuna bile girdi...
Benzin parasını bizim verdiğimiz Başbakanlık uçağına ancak Başbakan'ın gönlünü hoş eden gazeteciler binebiliyor. Dün Genelkurmay'ın gazete ve gazetecilerle ilgili raporları yansıdı basına. Bir ülkede Genelkurmay'dan önce iktidarın demokratlığı konuşulur... Bu iktidarın demokrasiyle ilgisi var mı?
TBMM'de düzenlenen özel oturuma türbanlılar alınırken şapkalı kadınlara izin verilmemiş.
Bravo Arınç'a... Laik cumhuriyetçilere tehlikeyi iyice fark ettirmek için her türlü çabayı gösteriyor...
Haldun Ertem
Akreditasyon...
Genelkurmay yıllardır kendi ölçülerine göre bir akreditasyon uyguluyor. Basın Konseyi dün açıklama yaptı:
"Akreditasyon uygulamasında temel kural, akredite sayılacak kişilerde aranacak niteliklerin baştan belirlenmesi ve kurumu tarafından ona uygun ismin bildirilmesi durumunda, o gazetecinin akredite olduğunu gösteren belgenin kendisine gönderilmesidir."
Bu ölçüler doğrudur. Akreditasyonda keyfilik olmamalıdır. Peki Başbakan'a keyif veren gazetecilerin yerde ve havada ağırlanması, vermeyenlerin baskı altına alınması konusunda ne diyor Basın Konseyi?
İkinci Galataport
Türkiye'de para eden her şeyi bunların sosyal değerini düşünmeden elden çıkaran hükümet önceki gün de Boğaz'a bakan Karayolları arazisini 800 milyon dolara Zorlu grubuna sattı. İhalede Başbakan Erdoğan'ın "yakın dostum" dediği işadamlarının ağırlıkta olması dikkat çekti... Basınımız arazi Suudi sermayesine gideceğine bizim sermayeye gitti diye teselli buladursun... Mimarlar Odası Eski Başkan Oktay Ekinci o kanıda değildi:
- Sayın Zorlu bu araziyi daha yüksek fiyatla alacak yerde bizlerin mücadelesine omuz vermeli, arazinin yeşil alan olarak kalmasına katkıda bulunmalıydı... Daha yurtsever davranış bu olurdu...
Oktay Ekinci iki başlıkta topladı eleştirilerini...
Birincisi, bu arazi Boğaziçi Köprüsü inşa edilirken kavşak ve yollar için ayrılmıştı. Üzerine Karayolları binası inşa edilmiş, bir bölümü şantiye olarak kullanılmıştı. İmara ayrılmamıştı. Şimdi bu araziyi imara açmak ne şehirciliğe ne de etiğe uygundu...
İkincisi, arazi Boğaziçi siluet hattındaydı... Devlet Boğaz'ın siluetini korumak için çalışacağı yerde, silueti bozacak bir tasarrufa girişmişti...
33 dönümlük bu arazi üzerine 2 - 3 emsal inşaat yapılacağından söz ediliyor. Olağan mı? Oktay Ekinci:
- Emsal hesapları yönetmelik hileleriyle artırılıyor, dedi, iki emsalli bir yere 10 emsal yapı yapılabiliyor...
Bir yandan İstanbul trafik yükünü çekemiyor. Kente vizeyle girişten ya da plaka sınırlamasından söz ediliyor. Bir yandan tüm alanlar imara ve ranta açılıyor. Yeşil alan bırakılmıyor. Rezalet... Peki bu ihaleye karşı dava yoluna gidilecek mi?
- Elbette, dedi Oktay Ekinci... Bu ihale Galataport ile hemen hemen aynı durumdadır... İhaleye esas olan imar koşullarının iptal edilmesi olasılığı çok yüksektir. Ben de şahsi olarak dava açmayı düşünüyorum... Eğer hukuk işlerse bu olay ikinci Galataport olayı olacaktır... İmar izni çıkmayacaktır...
NOT: TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 37 yurtdışı gezisine 64 bin 600 YTL ödeme yapıldığı Meclis Başkanlığı tarafından bildirildi... Böylece dün sorduğumuz soru da yanıtını bulmuş oldu...
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|