|
 |
|
|
Siyasal senaryolar ve ekonomik tahminler
Şu anda makroekonomik dengeler iki önemli parametre arasında sıkışmış görünüyor. Birincisi, küresel iklim değişimi olasılığı... Diğeri de seçimler. Mali piyasalar bu iki değişkene bakarak yönünü belirlemeye çalışıyor. Ancak küresel iklim değişikliği henüz oluşmuş değil. Sadece belirtileri görülüyor. İç siyasal konular ise daha karmaşık.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda piyasalarda hayret verici bir asimetri gözleniyor. Yabancılar seçimleri umursamazken, yerliler tedirgin oluyor. Gerçi her ikisinin de inancı seçim sonunda AKP'nin tek başına iktidar olması. Yani orta vadede herkes rahat görünüyor. Ancak biz manzaranın bu kadar net olmadığı kanısındayız.
Tek parti hükümeti çıkmayabilir
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kişisel kanımız Tayip Erdoğan'ın aday olacağıdır. Yabancı yatırımcılar bu olasılığı riskli görmüyor. Hatta piyasaların bunu fiyatladığını düşünüyor. Bu doğru olabilir. Ancak bu senaryoda istikrarın süreceği varsayımı pek doğru değil.
Çünkü öncelikle Erdoğan'ın adaylığı epeyce gürültü yaratacaktır. Kaldı ki Erdoğan'ın liderliğini terk ettiği bir AKP'nin seçim başarısı hiç de sanıldığı gibi olmayacaktır. En iyi olasılıkla AKP Meclis'te çoğunluğu olmayan fakat birinci olan parti olacaktır. Bu da bir koalisyonlu bir dönem yaratacaktır.
Geçen hafta iki yazı yazarak koalisyon fikrine inanılmadığı takdirde seçimlerden sonra piyasalarda daha fazla panik yaşanacağının altını çizmeye çalıştık. Artık anketler de gelmeye başladı. Anketler elbette sadece kaba bir eğilim belirliyor. Ve görülüyor ki en az 3, belki de 4 parti barajı geçebilir. Eğer 4 parti barajı geçerse kesinlikle bir koalisyon oluşturulması gerekiyor. Mamafih, henüz fikir yürütmek için erken.
2007 yılında uluslararası likidite daha temkinli ve daha sınırlı olacağına göre, bu arada 2007 bütçesi de gevşerse ekonomik dengeler bir hayli istikrarsız hale gelebilir. Bir yandan durgunluk eğilimleri güçlenirken, diğer yandan da enflasyonun önünü almak zorlaşabilir.
Ne fark yaratır?
Senaryoları tartışırken birkaç nokta gözden kaçmamalı. Birincisi, IMF ile ilişkiler zaten önümüzde yıl tamamlanıyor. Yani yeni hükümetin IMF ile özel bir bağlantısı zaten olmayacak. Gerekmeyecek de. Üstelik bundan sonra hangi hükümet gelirse gelsin belli bir mali disiplini sürdürecektir. Çünkü bu yapı büyük ölçüde yerleşmiştir. Başka bir çare de yoktur. Hiçbirinin bunun aksine bir demeci ya da hazırlığı da bulunmamaktadır.
Diyelim ki bir koalisyon oluştu ve Erdoğan cumhurbaşkanı. Makro dengeler nasıl etkilenir? Burada dengelerin bozulması ya da farklı oluşması için bizce ekonomik politikalarda kökten değişiklikler gerekiyor.
Bunu olası görmüyoruz. Ancak Köşk'le hükümet arasında ilişkilerin tıpkı bundan 15 yıl önceki gibi gergin olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Bu da mutlaka rahatsızlık yaratacaktır.
Bu ara herkes iç siyasal senaryolara odaklansa da ABD'deki seçimler sürecinde İran'a ABD müdahalesi ile Fransa'daki seçim sonrasında AB'nin Türkiye'ye bakış değişimi olasılığı da göz ardı edilmemeli. Kısacası, piyasalarda her aktörün rasyonel davrandığını düşünmek doğru değil.
hgunes@milliyet.com.tr
|
|
|

|