Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Mart 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Balkanlar "Balkan-laşırken"...


KOSOVA Başbakanı Agim Çeku'nun Ankara'yı ziyareti, gözleri nispeten sakin olduğu için son zamanlarda dikkatleri fazla çekmeyen bu Balkan ülkesine çevirmiş bulunuyor.
Bu ziyaretin önemi, Kosova'nın siyasal geleceğinin belirlendiği bir zamanda gerçekleşmesidir.
Kosova'daki uyuşmazlığının çözümü için hazırlanan BM planı son şeklini almak üzere. BM özel temsilcisi Martti Ahtisaari'nin rötuşladığı taslak, bu hafta sonu Viyana'da buluşacak olan Kosovalı Arnavut ve Sırp liderlerine sunulacak. Ardından bu öneri ay sonunda Güvenlik Konseyi'nde ele alınacak.
İlk bakışta bu, yumuşak bir süreç olarak görünebilir. Ancak bu plan konusunda mutabakat sağlamak çok zor. Sırplar planı reddediyor; Arnavutlar ise revize edilen tasarıyı yeterli bulmuyor...
Güvenlik Konseyi'nde de mutabakatı sağlamak hiç kolay olmayacak. Batılılar Ahtisaari'nin sunduğu belgeye destek verirken, Rusya buna karşı çıkıyor. Kısacası Kosova'yı barış ve istikrara götürecek yolun hâlâ engellerle dolu olduğu ortada...

Bağımsızlığa yakın...
Kosova meselesi, tarihi derinlikleri olan, dünyanın karmaşık anlaşmazlıklarından biridir.
Biz burada çok eskilere gitmeden şunu anımsatalım: Sabık Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nde özerk bir bölge olan Kosova'da çoğunluğu oluşturan Arnavutların gönlünde hep bir gün bağımsız olmak arzusu yatmıştır. 1990'ların başında Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetler tek tek bağımsızlığa kavuşmaya başlayınca Kosova'daki Arnavutların milliyetçilik damarı daha da kabarmıştır. Nitekim Arnavutlar 1991'de tek yanlı olarak "Kosova Cumhuriyeti"ni ilan etmiştir.
Ne var ki Yugoslav topraklarında yükselen milliyetçilik, Arnavutların ayrımcılık akımıyla çatışma noktasına gelmiştir. Nitekim çıkan iç savaş çok kanlı geçmiş ve ancak BM'nin kararı ve NATO'nun aktif müdahalesiyle 1999'da son bulmuştur. O tarihten sonra da Kosova BM himayesi altına alınmış ve KFOR'un (Barış Gücü) oradaki varlığıyla sükûnete kavuşabilmiştir.
Şimdi varılan nokta şu: Uzun müzakerelerden sonra, Ahtisaari'nin hazırladığı barış planı, Kosova'ya "bağımsızlığa yakın" bir yönetim şekli öngörüyor. Belgrad'a bağlı kalmakla beraber, bölgenin (mevcut geniş otonomiye ilaveten) kendi ordusu, bayrağı, marşı olacak, istediği uluslararası kuruluşlara üye olabilecek...
Belgrad'daki yöneticiler ve Kosova'daki Sırplar bunu hiç istemiyor. Çünkü, onların gözünde, bu Kosova'nın (en son Karadağ'ın yaptığı gibi) Sırbistan'dan tamamen kopması demektir... Arnavutlara gelince, milliyetçiler Ahtisaari planını yeterli bulmuyorlar, ama genelde çoğunluk böyle bir çözüme razı görünüyor.

Çözüm örneği
Önümüzdeki günlerde taraflar anlaşırsa ve Güvenlik Konseyi'nden de planın nihai şekli üzerinde mutabakat sağlanırsa, Balkanlar'daki "Balkanlaşma" sürecinde ilginç bir "Kosova modeli" ortaya çıkacak...
Bunun aksi iki tarafta radikallerin birtakım kışkırtıcı eylemlere girişmesi ve iç çatışmalarla bölgenin istikrarsızlaşması demektir ki bu da çok kötü bir örnek olur.
İşte böyle bir tehlikeyi önlemek için, şimdi uluslararası platformda yoğun diplomatik çabalar harcanıyor ve son rötuşlarla "daha dengeli" hale getirilen Ahtisaari planının taraflarca benimsenmesine çalışılıyor.
Türkiye'nin, altı yüzyıl Osmanlı yönetiminde kalan Kosova'nın geleceğiyle ilgili bu son gelişmelere bakış açısı nedir? Kosova, Kıbrıs ve diğer benzer meseleler için bir "model" oluşturabilir mi?
Yanıtları yarına...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kitap okumak
ÇOCUKLARIN kitap okumamasından rahatsızlık du...
Çetin ALTAN
Mart başında Tuzla kıyıları
Hava serince de olsa, ortalık güneş içinde. ...
Melih AŞIK
Basın ve iktidar
Sebahattin Önkibar birkaç gün önce Yeniçağ'da...
Fikret BİLA
Sütüne sahip çıkan 100 kadın
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dün kutlandı. Kadı...
Hasan CEMAL
Çankaya, TÜSİAD, Baykal!
Ne diyor TÜSİAD?
Güneri CIVAOĞLU
Gazeteci listesi
Genelkurmay'a ait olduğu iddia edilen bir "ga...
Abbas GÜÇLÜ
Yerel yöneticilerin önemi
Okuyan Türkiye hayali kurmayan var mı? Ülke y...
Hurşit GÜNEŞ
Siyasal senaryolar ve ekonomik tahminler
Şu anda makroekonomik dengeler iki önemli par...
Sami KOHEN
Balkanlar "Balkan-laşırken"...
KOSOVA Başbakanı Agim Çeku'nun Ankara'yı ziya...
Metin MÜNİR
Benim için ne kadar değer yarattın?
Batı'da sadece ülkeler değil büyük halka açık...
Faik ÖZTRAK
Bir haftada buharlaşan trilyonlarca dolar
ABD Hazine Bakanı Paulson'un yaptığı açıklama...
Hasan PULUR
Müstemleke idaresi bile bunu yapmaz!
"HASLET" elindeki gazeteyi burnumuza sokup ha...
Derya SAZAK
Andıçlı demokrasi
28 Şubat'ın onuncu yılında Genelkurmay'ın gaz...
Meral TAMER
Avrupa Parlamentosu'nda Kadınlar Günü
Dünya Kadınlar Günü'nü bu yıl Avrupa Parlamen...
Ece TEMELKURAN
Ekmeğin bittiği yerden Taksim denen 'tarla'ya
Tuhaftır, sonraki günleri hatırlamıyor hiçbir...
Güngör URAS
Bizde şimdilik hasar - ziyan yok
Küresel piyasalarda bir rüzgâr esti. Biz her ...
M. Ali BİRAND
Perinçek, herkesin korktuğunu yaptı...
Perinçek ile yıldızlarımız hiç düzelmemiştir....

© 2006 Milliyet