|
Balkanlar "Balkan-laşırken"...
KOSOVA Başbakanı Agim Çeku'nun Ankara'yı ziyareti, gözleri nispeten sakin olduğu için son zamanlarda dikkatleri fazla çekmeyen bu Balkan ülkesine çevirmiş bulunuyor.
Bu ziyaretin önemi, Kosova'nın siyasal geleceğinin belirlendiği bir zamanda gerçekleşmesidir.
Kosova'daki uyuşmazlığının çözümü için hazırlanan BM planı son şeklini almak üzere. BM özel temsilcisi Martti Ahtisaari'nin rötuşladığı taslak, bu hafta sonu Viyana'da buluşacak olan Kosovalı Arnavut ve Sırp liderlerine sunulacak. Ardından bu öneri ay sonunda Güvenlik Konseyi'nde ele alınacak.
İlk bakışta bu, yumuşak bir süreç olarak görünebilir. Ancak bu plan konusunda mutabakat sağlamak çok zor. Sırplar planı reddediyor; Arnavutlar ise revize edilen tasarıyı yeterli bulmuyor...
Güvenlik Konseyi'nde de mutabakatı sağlamak hiç kolay olmayacak. Batılılar Ahtisaari'nin sunduğu belgeye destek verirken, Rusya buna karşı çıkıyor. Kısacası Kosova'yı barış ve istikrara götürecek yolun hâlâ engellerle dolu olduğu ortada...
Bağımsızlığa yakın...
Kosova meselesi, tarihi derinlikleri olan, dünyanın karmaşık anlaşmazlıklarından biridir.
Biz burada çok eskilere gitmeden şunu anımsatalım: Sabık Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nde özerk bir bölge olan Kosova'da çoğunluğu oluşturan Arnavutların gönlünde hep bir gün bağımsız olmak arzusu yatmıştır. 1990'ların başında Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetler tek tek bağımsızlığa kavuşmaya başlayınca Kosova'daki Arnavutların milliyetçilik damarı daha da kabarmıştır. Nitekim Arnavutlar 1991'de tek yanlı olarak "Kosova Cumhuriyeti"ni ilan etmiştir.
Ne var ki Yugoslav topraklarında yükselen milliyetçilik, Arnavutların ayrımcılık akımıyla çatışma noktasına gelmiştir. Nitekim çıkan iç savaş çok kanlı geçmiş ve ancak BM'nin kararı ve NATO'nun aktif müdahalesiyle 1999'da son bulmuştur. O tarihten sonra da Kosova BM himayesi altına alınmış ve KFOR'un (Barış Gücü) oradaki varlığıyla sükûnete kavuşabilmiştir.
Şimdi varılan nokta şu: Uzun müzakerelerden sonra, Ahtisaari'nin hazırladığı barış planı, Kosova'ya "bağımsızlığa yakın" bir yönetim şekli öngörüyor. Belgrad'a bağlı kalmakla beraber, bölgenin (mevcut geniş otonomiye ilaveten) kendi ordusu, bayrağı, marşı olacak, istediği uluslararası kuruluşlara üye olabilecek...
Belgrad'daki yöneticiler ve Kosova'daki Sırplar bunu hiç istemiyor. Çünkü, onların gözünde, bu Kosova'nın (en son Karadağ'ın yaptığı gibi) Sırbistan'dan tamamen kopması demektir... Arnavutlara gelince, milliyetçiler Ahtisaari planını yeterli bulmuyorlar, ama genelde çoğunluk böyle bir çözüme razı görünüyor.
Çözüm örneği
Önümüzdeki günlerde taraflar anlaşırsa ve Güvenlik Konseyi'nden de planın nihai şekli üzerinde mutabakat sağlanırsa, Balkanlar'daki "Balkanlaşma" sürecinde ilginç bir "Kosova modeli" ortaya çıkacak...
Bunun aksi iki tarafta radikallerin birtakım kışkırtıcı eylemlere girişmesi ve iç çatışmalarla bölgenin istikrarsızlaşması demektir ki bu da çok kötü bir örnek olur.
İşte böyle bir tehlikeyi önlemek için, şimdi uluslararası platformda yoğun diplomatik çabalar harcanıyor ve son rötuşlarla "daha dengeli" hale getirilen Ahtisaari planının taraflarca benimsenmesine çalışılıyor.
Türkiye'nin, altı yüzyıl Osmanlı yönetiminde kalan Kosova'nın geleceğiyle ilgili bu son gelişmelere bakış açısı nedir? Kosova, Kıbrıs ve diğer benzer meseleler için bir "model" oluşturabilir mi?
Yanıtları yarına...
skohen@milliyet.com.tr
|
|