|
Bir haftada buharlaşan trilyonlarca dolar
ABD Hazine Bakanı Paulson'un yaptığı açıklamaya göre küresel sermaye piyasalarında son yaşanan dalgada 3.3 trilyon dolar tutarında bir servet buharlaşmış. Böyle bir kayıp sonrasında hangi piyasa oyuncularının düşeceğine, hangilerinin ayakta kalacağına ilişkin spekülasyonlar, risk algılaması ve dalgalanma sıklığını artıracaktır.
Bir koyundan çıkan post...
Son birkaç yıldır küresel mali piyasalarda bir koyundan çıkarılan post sayısı müthiş bir hızla arttı. Japonya veya İsviçre'den borçlan, bununla Türkiye'ye kredi ver. Bu krediye sigorta al. Sonra krediyi de, sigortayı da başkalarına sat. Daha sonra bunlar üzerinden de başka türev araçları yaratılsın.
Bunun sonucunda dünyada kredi hacimlerinde anormal artışlar yaşanıyor. Satın alma gücünün bu hızla arttığı bir ortamda kimsenin risk düşünecek hali kalmıyor. Dünyada ne hammadde, ne menkul kıymet, ne de işletme ve gayrimenkul arzının bu hızla artması mümkün. Sonuçta bunların fiyatları şişiyor. Servetler hızla artıyor. Ters bir dalgada ise bu balonlar aynı hızla sönüyor, trilyonlar buharlaşıyor.
Bu dalgalar özellikle yükselen piyasalarda makroekonomik ve sosyal istikrarı tehdit ediyor. Ciddi üretim ve istihdam kayıplarına yol açıyor.
Riskleri görmek zorlaştı
Hem gelişmiş ülkeler hem de uluslararası kuruluşlar, son birkaç yıldır küresel mali piyasalarda gerçekleşen işlemlerin arkasında oluşan riskleri görmekte zorlandıklarını söylüyorlar. Piyasaların mükemmelliğinin en ateşli savunucuları sermaye hareketleri konusunda küresel bir düzenleme ve denetleme otoritesine ihtiyaç bulunduğunu yüksek sesle dillendirmeye başladılar.
Oysa bundan on yıl önce Asya krizinden sonra, krizin nedeninin ülkelerin mali sektörlerindeki oyunculara ilişkin düzenleme ve denetleme çerçevesinin yetersizliği olduğu söyleniyordu.
Sonrasında bu oyuncuların denetlenmesi ve düzenlemesine ilişkin çok gelişmiş düzenlemeler yapıldı. Ancak yeniden kredi hacminde ve varlık fiyatlarında ortaya çıkan balonlar mikro düzenlemelerin, sistemi makro risklerden koruyamadığını gösteriyor.
Sistemik riski yöneten yok
Son dönemde merkez bankalarının sadece enflasyona odaklanmaları ve nihai borç verici fonksiyonlarını unutmaları, mali sistemi denetleyen ve düzenleyen otoritelerin ise görevlerini mikro bazda tek tek banka ve diğer oyuncuların risklerinin yönetilmesiyle sınırlamaları, artan makro risklerin yönetilmesini zora sokuyor.
Ülkelerin ekonomilerini küresel piyasalara emanet edip ne zaman kurulacağı belli olmayan bir uluslararası düzenleyici ve denetleyici otoriteyi beklemeleri, bir haftada yaratılıp yine bir haftada buharlaşan trilyonlarca dolarların yarattığı kırılganlıklar dikkate alındığında, mümkün değil.
Ortak strateji gerek
Sorunun yönetilmesi için, öncelikle ülkelerin merkez bankalarının, düzenleme ve denetim otoritelerinin, maliye ve hazine teşkilatlarının sistemik risklerin arttığını ve kendilerine tanımladıkları tekil görev algılamalarının üzerine çıkarak ortak bir makro riskleri yönetme çerçevesi ve stratejisi oluşturma ihtiyacını kabul etmeleri gerekiyor.
foztrak@yahoo.com
|
|