Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Espri, nükte, mizah kısırlığı dangalaklığı göbeklendirir


Eski kuşaklardan rüzgarlanmış ve "kutsallaştırılmış tabu"lara karşı nanik yapma geleneğiyle çınarlaşmış Türk mizahında, bir kötürümleşme göze çarpmada...
Bir dönemlerin Bektaşi fıkralarına karşı yükselen ortak kahkahaların yerini de, körkütük bir alınganlıkla öfke patlamaları almada; Hazine'den geçinmeli makam sahiplerine iğneli takılmaların da...
Oysa toplumsal kahkahaların azalması demek, gerginliklerle belaların boy atmaya başlaması demektir.
Gülmeler unutulduğunda; küfürlerle ahlar ve vahlar doldurur yerini.
* * *
Vaktiyle 5 vakit namazında niyazında olan aile büyüklerinin, birbirlerine anlatarak güldükleri bir Bektaşi fıkrası işte:
Bektaşinin devesi bir camiden içeri dalmış. Camideki cemaat tekme yumruk deveyi dışarı çıkartmaya çalışırlarken, Bektaşi hemen koşmuş içeri:
- Vurmayın vurmayın, demiş; hayvan olduğu için bilemedi girdi. Bakın ben hiç giriyor muyum?
* * *
Bugün aynı fıkrayı tekrarlamak, niçin küfür sağanaklarına neden olmakta?
Ezik insan yığınları kentlere göç ederken, inançlarından ötürü küçümsendiklerini sandıklarından ve aşırı bir alınganlıkla gerginleştikleri için mi?
* * *
Padişahın:
- Öyle bir şey yap ki, özürün kabahatinden büyük olsun, diye takıldığı İncili Çavuş...
Padişah, Selamlığın merdivenlerini çıkarken de İncili Çavuş'un arkasından yetişip kendisine bir parmak atması...
Padişah; birden arkasına dönüp, gazaba gelince de; İncili Çavuş'un boynunu büküp özür dilemesi:
- Afedersiniz Hünkarım efendim, sizi sultan hanım sanmıştım.
* * *
Cumhuriyet döneminin büyüklerine karşı bu tür fıkralar hiç üretilemedi. Bazı nükte ve takılmaların sahipleri de, derhal "tu kaka" edildi.
Öyle ki, eski Kadıköy vapurlarında kravatlı beyler, sağlarına sollarına bakınarak, "kimseler duymasın" der gibi anlatırlardı, Yahya Kemal'in bir esprisini.
Yahya Kemal, yeni başkent olmuş Ankara'ya gittiğinde kendisine sormuşlar:
- Ankara'nın en çok nesini beğendiniz, diye.
Yahya Kemal'in yanıtı:
- İstanbul'a dönüşünü.
* * *
Ankara'nın başkent oluşu, kolay kolay benimsenememişti İstanbul'da.
Dilini bir türlü tutamayan ve bir zamanlar Atatürk'ün Özel Kalem Müdürlüğünü de yapmış olan Ercüment Ekrem'in de, bir anısı vardı bu konuda. Kendisinden dinlemiştim.
* * *
Bir gün sabaha karşı Atatürk, köşkün terasından yeni başkent olan Ankara'ya bakıyormuş.
Bir ara başını çevirip azıcık gerisinde duran Ercüment Ekrem'e:
- Biliyor musun ne düşünüyorum Ercüment, demiş.
Ercüment Ekrem de:
- Biliyorum Paşam, demiş.
Birden sesi değişen ve kaşları çatılır gibi olan Atatürk:
- Ne düşünüyorum, demiş.
Dilini bir türlü tutamayan Ercüment Ekrem'in yanıtı:
- Nasreddin Hoca'nın kar helvasını efendim. Kendi yapmış ama, kendisi de beğenmemiş.
* * *
Bir çeşit yaratıcı zekânın çiçekleri olan bu tür nüktelere, fıkralara, karikatürlere kızmak, öfkelenmek, sövüp saymak; biraz da çocukluktan kalma bir eziklikle, alaya alınma ve küçümsenme korkusundan kaynaklanmıyor mu acaba?
* * *
Türkiye'de, gün günden alınganlıklar da kutuplaşarak gitgide artıyor gibi...
Kadınlarımızın yüzde 15'inin okuma-yazma bilmediğini, yüzde 48'inin de hiç gazete bile okumadığını duyup öğrenmeyen kalmadı.
Ya hayatında bir kez olsun tiyatroya gitmemiş olanların oranı?
Bunların hepsi, köylü ağırlıklı bir toplum olmanın göstergeleri.
Köylülükten kalma kromozomlar ise, kolay kolay alınganlıktan kurtulamaz; etli şaraplı, kadınlı kahkahalı burjuvaziye karşı. Kendileri de evrensel bir burjuvalaşma sürecine katılmış olsalar bile...
* * *
"Onlar-biz" ayrımı; sanıldığı gibi "Müslümanlık - Hıristiyanlık" ayrımını değil "köylülük - kentlilik" ayrımıdır.
Ortaçağ köylülüğünden, Yeni Çağ kentliliğine nasıl geçilmiş olduğu ise; okyanuslara açılmayla da ilgili ekonomik değişimlere dayanan uzun bir hikâye...
* * *
Ekonomik altyapı değişmeden, imaj değiştirmekle burjuvalaşma çabaları, ilkel görünümlü tepkilere neden olabiliyor.
Ve makam sahipliğini ele geçirme çatışmaları da yoğunlaşıyor; doğal olarak karşılıklı alınganlıklar ve öfkelenmeler de...
"Benden misin, ondan mı?" gibi; pusulası bozuk sorular sarmalıyor insanın çevresini.
* * *
Sorun, küresel bir değişimin hızla kabardığı 21. yüzyılın dilini anlayıp anlamamakta...
Espriye, nükteye, takılmaya karşı, hemen öfkeleniveren ve alaya alındıklarından korkan alınganlar; neden Türkiye'nin yaşam kalitesi açısından Kanada'nın 92 basamak altında olduğunu araştırsınlar.
Ve son 80 yılda kaç yüz milyar dolarlık silah alındığını da öğrenmeye çalışsınlar...
Ola ki neden gerekli yatırımların yapılamadığını ve gerçek bir burjuvazinin yetiştirilemediğini anlar ve önüne gelene kızmaktan vazgeçerler...
* * *
Bir Fransız mizahçısı, karşısında ciddi ciddi saçmalayıp duran birine şöyle demiş:
- Ben bir türlü "sonsuzlukla sonsuz"un ne olduğunu algılayamıyordum; nihayet senin salaklığınla karşılaşınca, başladım anlamaya...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
PKK hareketi ve demokrasi
PKK hareketi son iki ayda iki büyük hayal kır...
Çetin ALTAN
Espri, nükte, mizah kısırlığı dangalaklığı göbeklendirir
Eski kuşaklardan rüzgarlanmış ve "kutsallaştı...
Melih AŞIK
Medya analizi!
Yıl 1995 olmalı... Derya Sazak ve Yavuz Donat...
Fikret BİLA
Başer: Türkiye her şeye hazırlıklı olmalı
Terörle Mücadele Özel Temsilcisi emekli Orgen...
Hasan CEMAL
Asker, 'devlet içinde devlet' olmamalı!
Kafam karışık değil, berrak... Demokrasi konu...
Güneri CIVAOĞLU
Rapor savaşları
Köstebekler savaşında "Madem öyle, işte böyle...
Can Dündar
Mustafa Kemal de andıçlanırdı
Hiç abartmadan diyebiliriz ki:
Abbas GÜÇLÜ
OKS kalkıyormuş
Milli Eğitim Bakanı Çelik, önce OKS'nin kaldı...
Semih İDİZ
Konu, 'işgalci Türkiye' temasını işlemek
Rumların, daha önce direnmelerin karşın, şimd...
Sami KOHEN
Kosova örnek olabilir mi?
Dünkü yazımızda ele aldığımız Kosova sorununu...
Metin MÜNİR
Küresel kaşınma
Hiroşima ve Nagasaki'de atom bombaları patlad...
Hasan PULUR
Düzeltmeler, açıklamalar...
BUGÜN düzeltme ve açıklama günümüz... Önce ka...
Derya SAZAK
Van'dan Sibirya'ya
Amerikalılara Türk blue jean'ini giydiren ada...
Meral TAMER
Ernst & Young ile Milliyet'in girişimcileri
Son yıllarda ülkemizde bir ödül furyasıdır gi...
Yaman TÖRÜNER
Güney Kıbrıs'ta para aklama sorgulanıyor
IMF geçen ay Güney Kıbrıs'taki para aklama op...
Güngör URAS
Genç, üniversite mezunu ve yabancı dil bilen "girişimci kuşak"
Milliyet'in Ernst & Young ile birlikte düzenl...
M. Ali BİRAND
Bizi övmeyen, bize karşıdır(!)
Genelkurmay Başkanlığı'nın gazetecileri değer...

© 2006 Milliyet