|
Düzeltmeler, açıklamalar...
BUGÜN düzeltme ve açıklama günümüz... Önce kadın kuruluşlarından özür dileriz.
Kadın hâkimi döven adamın, yaygın bir görüşü yansıtan, "Sen bu işlere karışma, yemek pişir, çocuk doğur, evde otur!" demeye gelen sözlerine karşı çıkmayan kadın kuruluşlarını eleştirmiştik, çünkü böyle bir tepkiye rastlamamıştık...
Meğer çok tepki olmuş da biz duymamışız, okumamışız.
Zaten biz de bunu düşündüğümüz için, "Eğer biz duymamışsak özür dileriz" demiştik.
Şimdi özür diliyoruz.
* * *
ELEKTRİK ve elektronik mühendisi Ruhsar Kazak şöyle diyor:
"Yaklaşık bir yıldır faal olan Kadın Mühendisler grubunda söz konusu saldırı derin üzüntü yaratmıştır, konunun da yer aldığı 01.03.2007 tarihli bültenimiz tüm basına iletildi. Ancak saldırganın sarf ettiği olumsuz sözcükleri ana haber bültenlerinde halka ileten basın, ne yazık ki bizim tepkilerimize yer vermedi. Töre cinayetlerinden aile içi şiddete, kız çocuklarının okula gönderilmemesine kadar birçok örneğini sayabileceğimiz kadına yönelik o denli haksızlık var ki ülkemizde, belki de bu noktalara bir kısmımız ancak gelebildik. Eğitimsiz, yoksul kadınlar değil sadece ayrımcılığa ve şiddete maruz kalan. Ne yazık ki öğretim üyesi kadınlar da yine öğretim üyesi kocalarından dayak yiyebiliyor ülkemizde. Eğitim alıp mesleğin gereğini erkek meslektaşlarından farksız olarak yerine getiren kadınlar da sırf kadın oldukları için ayrımcılıkla karşılaşabiliyor. Bizler kendi varlığımızı savunabilmek için bu konuda elimizden gelen çabayı gösteriyoruz, göstereceğiz de. Kadın erkek eşitliğini bir demokrasi sorunu olarak gören yazarlar ve yapımcıların da halka pozitif mesajlar iletmeleri, kadınları, dolayısıyla toplumu ileriye götürecektir."
* * *
"HÜKÜMET-i adl"ın ne demek olduğunu da Sayın Kamil Yaşaroğlu'ndan öğrendik.
Sayın Cahit Kayra'nın üzerinde çalıştığı eski fetvalardan birinde şöyle deniliyordu:
"Adam, oğlu Ömer'i sünnetçi Bekir'e götürse, o da sünnet ederken çocuğun haşefesinin yarısını kesse, Ömer'in haşefesi yarım kalsa, sünnetçi Bekir'e ne lazım gelir?"
Elcevap: Hükümet-i adl!"
Ne demek hükümet-i adl?
Kamil Yaşaroğlu, Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Araştırmaları Merkezi Genel Sekreteri. Vakfın yayımladığı İslam Ansiklopedisi'nin 18. cildinin 463. sayfasında "hükümet-i adl" maddesi var.
Sayın Kamil Yaşaroğlu "hükümet-i adl"ın anlamını şöyle belirtiyor:
"Arapçada yargılanıp karar vermek, yönetmek, haksızlığı engellemek anlamlarına gelen, hükümet, kelimesiyle, adaletli kişi anlamındaki adl kelimesinden oluşan bir isim tamlamasıdır.
Terim olarak:
İslam ceza hukukunda şahısların vücut bütünlüğüne karşı işlenen ve cisimde sabit iz bırakan, organ ve fonksiyonları kısmen yok eden, daha genel bir ifadeyle, beden bütünlüğünü ve sağlığını bozan taksirli müessir fiillerde mağdura ödenmek üzere miktarı hâkim tarafından belirlenen tazminatı ifade eder."
Sünnetçi Bekir, küçük Ömer'i sünnet ederken "şey"inin yarısını keserse, tazminat ödeyecek, hükümet-i adl bu! Oysa biz örneklere bakarak neler yakıştırmıştık; yanlış diş çekenin dişinin çekilmesi gibi...
* * *
YANLIŞ hesap Bağdat'tan döner, demişler.
Bizim yanlışlığımız da Münih'ten döndü.
Biz bir yazımızda "Adaletin bu mu dünya" türküsünü Selda'ya mal etmiştik, meğer değilmiş... Dr. Aydın Fındıkçı, ta Münih'ten yetişip yanlışlığımızı düzeltti. Bu türkü Selda'nın değil, Âşık Mahzuni Şerif'inmiş, lakin türküyü meşhur eden de Selda'ymış...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|