Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir defile ki az buz değil

Bunca yıl sonra, üstelik artık bol kanallı bir televizyonumuz olduğu halde, biz yine sardırdık "ailemizin sporu" buz patenine... Herkesin vardır kendince bir sebebi. Benimki kıyafetleri...


tubakyol@yahoo.com

Bende mi bir tuhaflık var? Buz pateninin televizyonun ender eğlencelerinden biri ve dolayısıyla "ailemizin sporu" olduğu, Katarina Witt'e bayıldığımız günlerde bile, benim bir gün olsun buz patencisi olmayı istemişliğim yoktur. Deli miyim? Niye buz üstünde zıplayıp dönme üzerine bir kariyer planı yapayım? Hem de o yaşta!
Ben bir tek kadınların kıyafetlerine özenirdim.
Çocuktum, pul-payet severdim.
Yerçekimi hikaye...
Hazır buz pateni yeniden hayatımızın eğlencesi olmuşken "Holiday on Ice" getirildi memlekete. Hollanda'da kurulan, dünyayı dolaşıp gösteriler yapan bir buz şovu topluluğu...
"Buz ısınıyor" diyorlar ya hani reklamında. Ben gördüm; buz ısınmakla kalmadı, alev alev yandı -mecaz değil, kelimenin tam anlamıyla!
Neler de yapıyorlar buz üstünde.
Buzla alakası yok, buzla temasları bile yok ama uçtukları bölümler de enteresan.
Tarif etsem, edemeyeceğim yani -güzel gösteri.
Biz bayağı havaya girmişiz izlerken.
Sanırım tuvalet ihtiyacı yüzünden, önümüzden ha bire çocuğunun elini tutmuş ya da çocuğunu kucağına almış anne-babalar geçerken, keşke bir tanesinin aklına gelse de çocuğunu, tıpkı pistteki çiftler gibi tek eliyle göbeğinden tutarak havaya kaldırıp taşısa, çocuk da duruma uygun olarak iki kolunu yanlara doğru açıp süzülse falan diye konuştuk.
Sonra çocuk düşer diye, hareketi biraz kolaylaştırdık. Bir el çocuğun göbeğinde, diğeri çocuğun elinde. Çocuğun diğer eli de havaya doğru estetik bir şekilde kıvrılmış.
Ya da...
Siz siz olun, biz olmayın, çocuklarınızın ayarıyla oynamayın. Bizdeki akrobasi merakı haddini biraz aştı.
"Holiday on Ice"cıların buzda en acayip hareketleri yaparkenki rahatlığı yüzünden olsa gerek, yerçekimiyle zihni bağımız gevşedi.
* * *
Ben ama yine de gösterinin en çok neyini beğendim dersiniz?
Kıyafetleri.
Edwin Piekny hazırlamış kostümleri.
Paris'in ünlü gece kulübü Lido'nun tasarımcısıymış kendileri aynı zamanda.
Ekip tam 50 konteynerle gelmiş.
Gösteri boyunca 350 farklı kostüm gözümüzün önünden geçmiş.
Gösterileri, kabiliyetleri, o mükemmel uyumları ve şahane dengeleri, zıplayışları, dönüşleri, uçuşları-konuşları onların olsun; ben kıyafetlerini istiyorum.

Buz ısınıyor, izleyen donuyor

Ben gösteriye buz pateninin ruhuna uygun bir kılıkla gitmeye karar vermiştim. Mini etekle.
Sevgilim "Çok soğuk olacak" dedi.
Niye soğuk olsun canım?
"Ortada buz olduğu için olabilir mi?"
Kıyafete karışan bir kimse değildir. İkna oldum. Ki iyi ki olmuşum, gayet sıkı giyinmeme rağmen dondum.
Eğer gösteriye giderseniz ve eğer Gamze Özçelik değilseniz; atkı-eldiven, önleminizi alınız lütfen.

Buz üstünde aşure

Eylülde Parkorman'ın havuzunda bayağı bir süre takıldıktan sonra, aaa, buz pisti mi açılmış, haydi havuz yeter, biraz da buz pateni yapalım deyip dalmıştık. Çok da eğlenmiştik. Vildan fotoğrafımı çekmiş. Böyle bir kolum yana doğru gayet estetik açılmış, Katarina Witt misin be, öyle bir pozum var. Nasıl komik. İlk bakışta pek bir başarılıyım sanılıyor bu işte ama dikkatli bakınca diğer elim kenara sıkı sıkı yapışmış.
Katarina Witt'i anmıştık o gün tabii. Bizim yaşlarımızda olup da buzluktan buz alırken bile Katarina Witt'i hatırlamayan yoktur.
Sonra televizyonda "Buzda Dans" başladı.
Vildan aradı hatta. "Düşecekler" dedi hain hain, "Sen nasıl düşmüştün?"
Ben bayağı düşmüştüm hakikaten. Çok gülmüştük.
Şimdi yarışmacılar da düşecekler, güleceğiz.
Hesap edilmeyen, yapımcının bile hesap ettiğini zannetmediğim ama tabii sonuçtan gayet mutlu olduğunu tahmin ettiğim şuydu:
Yarışmacıların buz üstünde değil ama gösterilerini bitirdikten sonra pist kenarında konuşurken düşecekleri...
Oy toplamak için ağzını bozmaktan ağlamaya, aşktan kutsal evlilik kurumuna, ödül parasıyla anneye ev almaktan okul açma vaatlerine kadar geniş bir yelpazede tribünlere oynayacakları...
Bundan böyle kariyerlerine buz patencisi olarak devam edecekmişçesine büyük bir hırsla, adeta hayat memat meselesi gibi bu olaya kendilerini adayacakları...
Ya da bilmiyorum, belki de tüm bunlar hesaplanmıştı. Belki de biz safız; düşecekler, güleceğiz sandık.
Fakat öyle tehlikeli şeyler denediler, işi öyle profesyonelliği döktüler ki, mesela Bobby düştüğünde bırakınız gülmeyi, bayağı korktuk yani.
Neyse işte, geldik final haftasına...
Sonuçta çoğumuza tek kanallı çocukluğumuzu hatırlatan buz pateni; hırs, mücadele, magazin, polemik, öfke, gözyaşı, kıskançlık, duygu sömürüsü falan filan vesaire ile birleşip bir nevi aşureye döndü.
Biz aşure severiz.

Çankaya toto: Var mısın yemeğine?

Vekiller Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olup olmayacağına dair iddiaya giriyorlarmış.
Haydi biz "sokaktaki insanlar" kimin cumhurbaşkanı olacağını bilmiyoruz ama vakit bu kadar daralmışken, cumhurbaşkanını seçecek olan milletvekillerinin kimi seçeceklerini henüz bilmiyor olmaları tuhaf, aslında acıklı, ve özellikle AKP'li vekiller için
biraz da utanç verici değil mi?
Demek yok birbirimizden farkımız. Biz "sokaktaki insanlar" da zira işi iddiaya vurduk. Ben mesela biriyle gömleğine, biriyle yemeğine iddiaya tutuştum bile. Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmayacağı üzerine...
Londra'da yaşayan bankacı bir arkadaşım "Yabancı yatırımcı rahatlatıldı" dedi, biraz o yüzden.
Ama daha çok Erdoğan'ın tarzı yüzünden. Birileri ona
"Hop, bunu yapamazsın" dediğinde, yapmayacağı varsa bile "hodri meydan"lıyor hep. "İstesem yaparım ama ben istemiyorum"a getiriyor hadiseyi.
Meşhur Türk filmi repliğindeki gibi, bir nevi gurur meselesi: "Hayır, siz beni kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum."
Gerçi belli de olmaz bu Erdoğan'ın işleri... Hazır karşı cephe, mesela Cumhuriyet gazetesinin reklamları ortamı gereğinden fazla gerdiği için tepki toplarken, fırsat bu fırsat Çankaya'ya çıkar mı, çıkar.
Kim kaybeder?
Türkiye mi?
AKP mi?
Benim bir gömlek, bir de yemek kaybedeceğim kesin; gerisini siyaset bilimciler düşünsün.


PAZAR
Buzun kraliçesi kim? Asena mı Zeynep Tokuş mu?
"Arkadaşlarım 'Koş koş, nereye kadar?' diyordu"
'Büyükannem de olsa bir kadına mahcup olmaktan korkarım'
"Saygıdan yerlerde süründüm"
Masal gibi çekimlerin hikayeleri
Hayatı kurtuldu ama kızını bile uzaktan öpmek zorunda
Diğer cihazları işsiz bırakacak
Kahpe dünyanın efkârlı şarkıları
Şatodaki cinayet
Yüksek tansiyon!
Akif ilgi bekliyor
Borsa sarsıntıları
Kırmızı İncil: Michelin
Eyalet sistemi
Karaciğer ve beslenme
Bir defile ki az buz değil
Dadaşlar diyarı: Erzurum
"Velosipet ile Bir Cevelan"
İthal şarapta kalite artıyor





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet