Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İthal şarapta kalite artıyor

Zincir marketler için ithal edilen çok ucuz fiyatlı ve sıradan yabancı şaraplardan sonra ithalatta sıra dünya çapında tanınan üst düzey yabancı şaraplara geldi


myalcin@turk.net

O şarap mı? Yıllanmış Fransız şarabıdır efendim, çok kıymetlidir..." 90'ların başında havalimanındaki gümrüksüz satış mağazasının rafında gördüğüm 80'li yıllara ait Beaujolais Nouveau, yani "Yeni Bojole" şarabının özelliğini sorduğum tezgahtar aynen böyle demişti.
Oysa bu, özelliği taze içildiğinde ortaya çıkan bir şaraptı ve Fransa'da her yıl sonbahardaki hasadın ardından hiç bekletilmeden kasım ayında piyasaya çıkardı. Bir-iki ay içinde tüketilmesi gereken, çok ucuz fiyatlı, aşırı hafif, üzüm suyu gibi basit bir şaraptı.
Fransa'da iki-üç avroya satılan bu mevsimlik şarap, bizde yıllar geçip bayatladıktan sonra yıllanmış şarap süsü verilerek satılıyor, satılabiliyordu.
2000'lerin başlarında şarap ithalatı serbest bırakıldığında ise durum bu kadar vahim değildi. Belli bir asgari şarap kültürü oluşmuştu, bu yüzden böyle uç örneklere rastlanmadı. Yine de ilk ithalatlarda, çoğu ithalatçı "Nasıl olsa bu millet şaraptan pek anlamaz" diyerek, yabancı ülkelerdeki üreticilerin ellerinde kalmış kötü şarapları toparlayıp beş-on kat kârla iç piyasaya sürdü.

Bir dönemin sonu
Mermerciler, temizlik malzemecileri, demir tüccarları kârlı bir iş diye düşünerek hiç anlamadıkları şarap işine bodoslama dalıverdiler. Doğu Avrupa'nın yoksul ülkelerinde ufak tefek inşaat işleri yapıp alacağını tahsil edemeyen bazı müteahhitler de, istemeden şarap ithalatçısı oluverdiler. Zira alacaklarına karşılık birkaç konteyner şarap teklif edildiğinde, başka seçenekleri pek olmadı ve şarap ithalatçısı haline geldiler.
Bazı büyük market zincirleri de kendileri için özel şarap ithal ettiler. Tabii kimisi sirkeleşmiş bile olsa, en ucuzlarından seçerek... Zira Türk şarap tüketicisinin büyük bölümü, apelasyon garantili bir ithal şarapla bir ithal sofra şarabının arasındaki farkı bilemiyor, bu yüzden de rafta eli şarabın daha ucuzuna gidiyordu.
"Kurt dumanlı havayı sever" deyimini haklı çıkaran, arada bazı firmaların bir-iki parti ithalatla vurgun vurup piyasadan çekildiği ya da bazılarının battığı bu dönem yavaş yavaş gerilerde kalma yolunda...
Öte yandan şarapta belli bir kalite çizgisinin altına inmeyen bazı ithalatçılar, batmadan ikinci, üçüncü yıllarına girebildiler. Bu arada yeni bazı ciddi ithalatçılar da piyasaya girdi. Ve ithal şarap yelpazemizde, şimdiye dek pek rastlanmadık kalitede ürünler de göze çarpmaya başladı...
Son zamanlarda getirilen kaliteli ithal şaraplar arasında, İtalyan ve Kaliforniya şarapları dikkat çekiyor. Tradim Dış Ticaret şirketinin getirttiği Toskana'dan Rocca delle Maccie'nin ve Piemonte'den Beni di Batasiolo'nun şarapları, bölgelerinin saygın örnekleri.
Rocca delle Maccie'nin Chianti Classico'su ile Batasiolo'nun Riserva Barolo'su enfes şaraplar. Özellikle Barolo, damağı okşayan adeta ipeksi tanenleri ve solgun gülleri andıran egzotik bukeleriyle, Barolo şaraplarının klasını en iyi şekilde yansıtan bir örnek.
Kaliforniya şaraplarında uzmanlaşan Napa Gıda'nın yeni getirttiği Duckhorn Vineyards şarapları da, Türk şarapseverler için kalite çıtasını biraz daha yukarıya çekiyor.
Duckhorn'un Napa Vadisi Merlot'su, kiraz brendisi kirsch'i andıran yoğun meyvemsi ve nane ile karabiberi andıran baharlı tatlarıyla, istisnai bir Napa Vadisi şarabı. Damakta sergilediği alışılmadık konsantrasyon sayesinde, şarabı içmiyor, adeta ağzınızda çiğniyorsunuz.
En eski ithalatçımız Adco da, marketlere verdiği ucuz fiyatlı Şili şaraplarından sonra, nihayet bu yükselen şarap ülkesinin üst sınıf şaraplarını da getirtti. Ünlü Almaviva, Don Melchor ve Manso de Velasco dünya çapında Şili şarapları.

Fransız şarabı ihmal ediliyor
İthal şarap yelpazemizdeki Fransız şarapları ise, nedense 30-40 liralık örneklerden öteye pek gitmiyor. Mouton-Cadet gibi düzgün kitle şarapları ve mütevazı bazı şatoların uygun fiyatlı şarapları tek tük geliyor ama, Fransa'da 20-25 avroya satılabilen "Grand Cru" Bordo şaraplarına ithalatçılardan nedense pek ilgi yok.
İthal şarapta yükselen kalite, yüksek fiyatları da beraberinde getiriyor. Övgüyle bahsettiğim şarapların fiyatları, 100-200 YTL'ler civarında. Bu şaraplar zaten kaynağında pahalıca olduklarından, devletin koyduğu aşırı vergiler, onları yurtdışından yüzde 30-40 daha pahalı kılıyor. Bu da, bu tip şarapların şarabı yüksek kârlarla satan restoranlarda keşfedilmesini önlüyor.


PAZAR
Buzun kraliçesi kim? Asena mı Zeynep Tokuş mu?
"Arkadaşlarım 'Koş koş, nereye kadar?' diyordu"
'Büyükannem de olsa bir kadına mahcup olmaktan korkarım'
"Saygıdan yerlerde süründüm"
Masal gibi çekimlerin hikayeleri
Hayatı kurtuldu ama kızını bile uzaktan öpmek zorunda
Diğer cihazları işsiz bırakacak
Kahpe dünyanın efkârlı şarkıları
Şatodaki cinayet
Yüksek tansiyon!
Akif ilgi bekliyor
Borsa sarsıntıları
Kırmızı İncil: Michelin
Eyalet sistemi
Karaciğer ve beslenme
Bir defile ki az buz değil
Dadaşlar diyarı: Erzurum
"Velosipet ile Bir Cevelan"
İthal şarapta kalite artıyor





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet