14:4011 Mart 2007 / Pazar 


Çiçek: ABD'nin Kuzey Irak'ta yapabileceği çok şey var

      Adalet Bakanı Cemil Çiçek,ABD'nin, Kuzey Irak'ta yapabileceği çok şey olduğunu belirterek, ''En azından terör örgütü mensuplarının önde gelen isimlerini bize teslim edebilirdi. Bunu bekliyoruz'' dedi.
      Çiçek, Kanal 7 televizyonundaki Başkent Kulisi programında soruları yanıtladı.
      Genelkurmay Başkanlığı'nın basın yayın organlarıyla ilgili değerlendirme raporunun hatırlatılması üzerine Çiçek, gazetecilerin önemli bir kesiminin bunu olağan karşıladığını, bir kısmının ise bu çalışmayı biraz acemice olarak değerlendirdiğini söyledi.
      Türkiye'nin içerde bu tür şeylerle enerjisini harcadığını, kendini yorduğunu belirten Çiçek, dışarda Türkiye ile ilgili olup bitenlere yeteri kadar tepki verilmediğini ifade etti.
     
     PERİNÇEK'İN MAHKUMİYETİ
      İsviçre'de sözde Ermeni soykırımını inkar yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili bir karar verildiğini anımsatan Çiçek, bu kararın Perinçek'in şahsıyla, partisiyle ilgili olmadığını kaydetti. Çiçek, şunları kaydetti:
      ''Bunun parası, miktarı, süresi şusu busu önemli değil. Mühim olan mahkum olması. Şimdi en medeni ülke, çocukluğumuzdan beri öğretmenlerimiz neler anlattı... Böylesine bir ülkede sadece fikrini söyledi diye İsviçre halkının kabulünün aksine, -karara bakarsanız öyle gözüküyor- bir fikir ifade etti diye, mahkumiyet kararı verilebiliyor ve ilk defa bir mahkemeden, soykırım yapıldı diye bir milli mahkemeden karar çıkabiliyor. Şimdi bir taraftan siz, Ermeni diasporasının haksızlığıyla ilgili bir faaliyet sürdüreceksiniz İsviçre'den böyle bir karar geliyor. Üstelik bu karar, öylesine hukuka aykırı, hakimin tutumu hiç bir şekilde anlaşılabilir değil. Hakimlik niteliği taşımayan bir insanın dahi söylerken tereddüt edeceği beyanları söyleyerek, duruşmaya çıkmadan daha baştan mahkumiyet kararını kafasında verip, duruşmaya çıkarak bir karar veriliyor.''
     
     TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI'NIN ZEHİRLENDİĞİ İDDİALARI
      Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın zehirlendiği iddialarının hatırlatılması ve ''Avukatlarda, avukatların oraya gitmesinde, görüşmelerde sorun mu var?'' sorusu üzerine Çiçek, İmralı konusunda kamuoyunun çoğu zaman yanlış bilgilendirildiğini belirtti.
      Bu kişinin İmralı'da bulunuyor olmasının, sabahtan akşama kadar İmralı'nın her tarafında dolaştığı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Çiçek, ''Orada bir cezaevi var. Sabahleyin o da kalkıp İmralı'da, falanca zeytinliğin altında otuyor değil. İsteği saatte yatar, kalkar tarzında, bir eli yağda bir eli balda şeklinde değerlendirmeler var'' diye konuştu.
      Bu konu üzerinde siyaset yapmak isteyenler olabileceğini belirten Çiçek, işin öbür tarafında da dış dünyaya karşı terör örgütü yandaşlarının ürettiği bir kısım yalanlar olduğunu söyledi.
      İmralı'da F tipi statüsünde, yüksek güvenlikli bir cezaevi olduğunu belirten Çiçek, Sincan'da veya diğer F tipi cezaevlerinde uygulanan kurallar neyse bu kuralların İmralı'da da ne eksik ne fazla aynen uygulandığını vurguladı.
      Bu kişinin, günün belli saatlerinde kendisine tahsis edilmiş avluda belli sürede dolaştığını, bunun dışında odasında olduğunu belirten Çiçek, Türkiye'de kurallara bağlı bir infaz sistemi olduğunu kaydetti.
     
     ''SAÇ TELİNİN ALINMASI MÜMKÜN DEĞİL''
      Zehirlenme iddialarını da değerlendiren Çiçek, şöyle konuştu:
      ''Türkiye bir hukuk devletidir. Kim ne suç işlerse işlesin onun infazı hukuk kuralları çerçevesinde yapılmaktadır. Devlet olarak da bu işlere bu devlet tenezzül etmez. Eğer bundan bir fayda görseydi, bu işin alevli olduğu dönemde bunu yapardı, yapacak gücü var. Biz bu işlere itibar etmedik, etmiyoruz. Zehirlenme iddiasını gündeme getirmek suretiyle dışarda Türkiye aleyhine bir kampanya yapmaya başlatmak istediler. Orası yüksek güvenlikli bir cezaevidir. Oradaki statü icabı saç telinin alınması mümkün değildir. Fransız doktor 'ben böyle bir şey söylemedim' diyor. Bu bir yalan, ama bu yalanı Türkiye aleyhine kullanmak isteyenler çıktı.'' -AVUKATLARIN GÖRÜŞME HAKKI- Avukatların hükümlüyle görüşme hakkı bulunduğunu belirten Çiçek, bu kişinin başka bir davaları daha olduğunu, bu nedenle avukatlarıyla görüşmesi gerektiğini kaydetti. Çiçek, şöyle konuştu:
      ''Eğer avukatları bu görüşme sırasında görüşme kurallarına aykırı davranır, yani avukat-müvekkil ilişkisinin önüne geçerse bununla ilgili zaten savcılıklar dava açıyor. Konuyla ilgili açılmış belki 30'dan fazla dava var. Yine bu kurallara uymayan avukatların belli sürelerle görüşmeleri yasaklanıyor. Bu konuda da 12-13 avukatın en az 1 yıl süreyle görüşme yasağı var, mahkeme kararıyla oluyor bunlar. Bu iddia yurt dışında söyleniyor, bu bir inceleme konusudur. Ama şunu görmek lazım ki, artık bu mesele dışarda eskisi kadar itibar görecek bir konu değil. Bizim yapmak istediğimiz bu yalanı tümüyle ortadan kaldırmaktır.''
     
     TERÖR KONUSUNDA ABD'DEN BEKLENENLER
      Kuzey Irak'ta terör örgütünün yapılanmasıyla ilgili ABD ile atılması planlanan ortak adımların sorulması üzerine Çiçek, Türkiye'nin bugüne kadar terörle mücadeleyi kendi imkanlarıyla yürüttüğünü, Türkiye'nin uluslararası camiadan yeterli desteği hiç bir zaman görmediğini söyledi.
      Terör örgütlerine dış destekler olmasa, bu örgütlerin bir gün bile yaşayamayacağını belirten Çiçek, terörle mücadelede kalıcı, samimi, kararlı içten bir işbirliğinin uluslararası camiada olmadığını, uluslararası camiada tek desteğin taziye mesajları olduğunu ifade etti.
      Çiçek, ''Biz terörle mücadelede en evvel kendi imkan ve kabiliyetlerimize, kendi güvenlik güçlerimize, vatandaşlarımızın sağduyusu, gayretine borçluyuz. Bu mücadeleyi hep böyle sürdüreceğiz. Bu arada da konuyla alakalı ülkelerle de görüşmeleri sürdürüyoruz, nereye kadar işbirliği yapılırsa bu yapılacaktır'' diye konuştu.
      ABD'nin, Kuzey Irak'ta yapabileceği çok şey olduğunu belirten Çiçek, bu örgütün mensuplarının Kuzey Irak'ta yuvalandığının, bunlara lojistik destek sağlandığının, Türkiye'ye oradan sızıldığının ortada olduğunu vurguladı. Çiçek, şöyle devam etti:
      ''En azından bunların önde gelen isimlerini bize teslim edebilirdi. Bunu bekliyoruz. Kaldı ki, Irak hükümetinin elinde istediğimiz bir sürü insan var. Bunların bir kısımını Türkiye teslim edebilirdi, biz bunu bekliyoruz. Orada bir Irak hükümeti var, müracaat ettiğimiz kurum orasıdır ama şu anda koalisyon güçleri de var. O insanların yakalanması ve Türkiye'ye teslim edilmesi bizim beklentimizdir. Her gelecek yakındır, yakında dediğimiz ne kadar yakında bunu göreceğiz.''
     
     301. MADDE
      Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 301. maddesindeki değişiklik tekliflerini de değerlendiren Çiçek, bu konuda yapılması gerekenin, eskiden Adalet Bakanı'nın elindeki soruşturma açması yetkisinin, Bakana veya Kurul'a verilmesi olduğunu söyledi.
      Çiçek, şu ana kadar yaptığı hiç bir işi partisi veya hükümetin bilgisi dışında yapmadığını belirterek, değişiklikle ilgili bir düzenleme yapıldığında, o zaman da başka tartışmaların ortaya çıkacağını ifade etti. Çiçek, ''Siyaset benim memleketimde kahır çekmek anlamına gelir. Siyasette kahır çekiyoruz. Zaten Avrupa Birliği'nin hamallığını biz yaptık. O zaman 'yaşa, var ol' diyenler şimdi neredeyse ipimizi çekecekler'' dedi.
     
     CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ
      Cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki tartışmaların hatırlatılması üzerine Çiçek, Türkiye'nin hep ''tek ayak üzerinde durdurulduğunu, şu olabilir, bu olabilir diye Türkiye'nin karabasanlar ülkesi haline getirilmeye çalışıldığını'' ifade etti.
      Cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye'de ilk defa yapılmadığını, seçimin kurallarının belli olduğunu vurgulayan Cemil Çiçek, ''Kuralları belli olan bir şey de niye tartışıyoruz. Cumhurbaşkanını seçmek bu Meclis'in Anayasal görevidir. Aksi halde görevini yapmamış olur. Bunun ne zaman, nasıl yapılacağı da Anayasa'da bellidir'' diye konuştu.
      Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tartışmaların 1 yıl öncesinden başlatılmasının, partinin içini karıştırmayı amaçladığını savunan Çiçek, ''Böyle bir zarf atıldı, bunun üzerine düşenler de oldu, belden aşağı vuranlar da oldu, ama çok şükür bu dolmuşa fazlaca kimse binmedi'' dedi.
      ''16 Nisan'da aday açıklanacak, adayı sormuyorum size...'' denilmesi üzerine Çiçek, ''Bilmiyorum ki...'' yanıtını verdi. Çiçek, bu konunun şimdiden konuşulmasının Türkiye'ye vereceği zararın tarafı olmamak için konuşmadığını ifade etti.
     
     ''HER YİĞİDİN YOĞURT YİYİŞİ FARKLIDIR''
      ''Yeni Cumhurbaşkanı'nın, büyük ihtimalle AK Parti'li olacağının hatırlatılması ve Çankaya'ya çıktıktan sonra partiye mesafesinin nasıl olması gerektiğinin'' sorulması üzerine Çiçek, partisiyle ilişkisinin kesileceğini kaydetti.
      Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal veya Süleyman Demirel'in hatırlatılması üzerine Çiçek, ''Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Partisiyle ilişiği kesilmez ve parti işlerine karışmaya çalışırsa bundan en çok sıkıntıyı partililer görür'' dedi.
      Anayasal çerçevede Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin fazla olduğundan yakınan Çiçek, ''Ben Başkanlık sisteminden yanayım. Ama bu sistemde kalacaksak da Cumhurbaşkanı'nın bu kadar yetkisi olmaması gerekiyor'' diye konuştu.
      ''Turgut Özal Çankaya'ya çıktı, partisi küçüldü deniyor. Tehlike sizin partiniz için de söz konusu olur mu?'' sorusu üzerine Çiçek, şöyle konuştu:
      ''Turgut Özal yukarıya çıktığında parti zayıflamış değil, zaten çıkmadan zayıflamıştı. Ardından kıran kırana bir parti kongresi geçirdi. Parti tümüyle karpuz gibi bölünmüştü. Bunları göz ardı ediyorlar. Bugün şartlar tabiatıyla farklı. Kimsenin bu noktalar üzerinde spekülasyon yapmasına gerek yok.''
     
     ''SİZ VATANDAŞA İNANMIYOR MUSUNUZ?''
      ''Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı konusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinden bir açıklama gelip gelmeyeceğinin sorulması'' üzerine Çiçek, her seferinde, TSK'yı tahterevallinin bir tarafına koyarak analiz yapıldığını ve bunun doğru olmadığını söyledi. Türkiye'de kurumların görev ve yetkilerinin nerede başlayıp, nerede bittiğinin belli olduğunu söyleyen Çiçek, ne tartışılacaksa bunun Anayasa çerçevesinde yapılmasının önemine işaret etti.
      TSK'nın, her zaman en önde olması gereken bir kurum olduğunu belirten Çiçek, TSK'nın, yerli yersiz tartışmalar içine çekilmesinin demokrasi açısından doğru olmayacağını ifade etti. Çiçek, ''Seçim sürecinde kim ne diyecekse bu partiyle, hükümetle ilgili söyler, sonunda da vatandaş kararını verir. Siz vatandaşa inanmıyor musunuz, güvenmiyor musunuz?'' diye konuştu.
     
Yorum yaz
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun