Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir yanda yüz binlerce yazılı satır, bir yanda 40 katırla 40 satır


İzmir'in eski dava vekillerinden, ikisi de Bektaşi olan Cin Ali Bey ile Ruhi Baba dertleşiyorlarmış.
Cin Ali Bey:
- Makam sahipleri, neden bu kadar kuşku ve yan gözle bakarlar ki kalem sahiplerine, diyormuş; alt tarafı kimsenin bir şey okumadığı, 20 kişiye 1 gazetenin düştüğü bir ülke burası. Siyasetçilerimiz arasında bile bir kez olsun tiyatroya gitmemişler çoğunluktaymış.
Ruhi Baba içini çekmiş:
- Ah keşke, demiş; kalem sahipleri de, Hazine'den geçinmeli makam sahiplerini -onların kendilerine yaptığı gibi- andıçlayabilselerdi...
Ve eklemiş:
- Makam sahipleri de, kalem sahiplerini bir ömür boyu yıpratıyorlar çünkü...
* * *
Şoförün biri, bir yığın insanı sağa sola savurtup 2'sini ezdikten ve 1 otobüsle 3 arabaya da çarptıktan sonra; delice bir hızla şangır şungur bir vitrinden içeri dalıp mağazanın tezgâhlarını da yıkarak duvara çarpmış ve durmuş.
* * *
Şoför 3 gün sonra gözünün birini azıcık araladığında, hastanede bir yatakta olduğunu fark etmiş; beyazlar içinde bir doktor üstüne eğilmiş kendisine bakıyormuş. Hafifçe mırıldanmış:
- Ne oldu böyle doktor?
Doktor:
- Laboratuvardan sonuçları aldık, demiş; alkolünüzün içinde çok az kan bulundu.
* * *
Kopenhag kriterleriyle bakıldığında:
- Cumhuriyetimizin içinde de demokrasi, çok mu az bulunuyor acaba?
Şair Eşref ne demiş:
- Çelebi böyle olur bizde de konser dediğin.
* * *
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Hoca, sen dik duran bir karyolayla yatağın hikâyesini biliyor musun?
Hoca:
- Yok bilmiyorum, demiş.
- Aman iyi ki bilmiyorsun. İnsanı ayakta uyutan berbat bir hikâye.
Nasreddin Hoca, gülümseyerek sakalını sıvazlamış:
- Ben, demiş; birçok büyüğümüzü yatakta uyutmayan başka berbat bir hikâyeyi biliyorum sadece.
- Nedir o?
- Çankaya'ya kimin çıkacağı...
* * *
Mesleğe henüz atılmış, genç mi genç bir kadın-doğum doktoru; muayenehanesini açtıktan birkaç gün sonra, alelacele bir doğuma çağrılmış.
Kalbi çarpa çarpa hemen dışarı fırlamış. Çağrıldığı eve gelmiş ve yatak odasında doğurmak üzere olan bir kadıncağız bulmuş. Bildiği duaları okuyarak işe koyulmuş.
* * *
Maalesef bebek ters geliyormuş. Doktor, çantasından gerekli aletleri alırken, heyecandan çelik bir penseyle doğurmakta olan kadının gözünü çıkarmış.
* * *
Kadının korkunç çığlıkları arasında, ne yapacağını iyice şaşıran doktor; bebeği başından tutup çekmeye çalışırken de, dengesini kaybetmiş ve bebek elinden fırladığı gibi aralık kapının dışında, açık pencereden dışarı bakmakta olan gergin babaya çarpmış.
Bebekle baba, pencereden 7 kat aşağı düşmüşler.
* * *
Acemi genç doktor, kanlı bir kaosa çevirdiği evden usulca sıvışıp kendi evine dönmüş ve eşiyle birlikte pılılarını pırtılarını toplayarak başka bir kente taşınmışlar.
Bir ay kadar sonra, genç doktor sıkıla mıkıla orada da bir muayenehane açmış. Ve orada da çalmış telefon:
- Doktor acele yetişin, karım doğurmak üzere...
* * *
2 saat sonra genç doktor kendi evine döndüğünde, eşi kaygılı bir sesle sormuş:
- Nasıl geçti doğum?
- Eh pek fena değil. Hiç değilse bu kez baba hayatta kaldı.
* * *
Hemen şunu açıklayalım ki; Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Ege sorunu, Kıbrıs sorunu, türban sorunu, laiklik sorunu, cumhurbaşkanlığı sorunu, genel seçimler sorunuyla uğraşıp duran ne diplomatlara ne de siyasetçilere bir ima var bu fıkrada...
Hani yani kimse andıçlamaya...
* * *
Parti lideri, yardımcılarını çaktırmadan zekâ testinden geçiriyordu. Bir tanesine sordu:
- Karnınız "iyice açken" kaç tane haşlanmış patates yiyebilirsiniz?
- Eh 4 tane yerim herhalde...
- Yok canım, ilk patatesi yediğinizde karnınız "iyice açlığını" yitirir; ötekileri "açken", "az açken", "çok da aç değilken" yemeyi sürdürürsünüz...
* * *
Parti liderinin zekâ testinden pek de bir şey anlamayan yardımcısı; bu kez de kendisi aynı soruları partisinin bir belediye başkanına sordu:
- Karnınız iyice açken kaç haşlanmış patates yiyebilirsiniz.
Belediye başkanı:
- 3 tane yiyebilirim,dedi.
Parti liderinin yardımcısı:
- Şayet 4 tane deseydiniz, dedi; "yok canım" diyecektim size ve ilkini yedikten sonraki durumu anlatacaktım. Ama 4 demediniz. Gerek kalmadı.
* * *
Rıfat Ilgaz'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Yalnızlığımı anlatıyorum
Koğuşta inceden bir lizol kokusu
Dışarıda tam tamına On Sekiz Şubat
Ne üstümdeki örtüler ısıtıyor beni
Ne altımdaki yatak
Ellerini arıyorum sıcak ellerini

Kuruyan dilim tutuşan alnım
Garipliğim nöbet nöbet gecemde
Susuzum ilaçsızım sensizim
Sıcak dudaklarını arıyorum

Camlarda karayel acımasız
Nereye baksam can çekişmesi
Gece... Yol boyu memleket memleket
Işıtsın iyimserliğin içimi
Dağılsın ölüm korkum bir görün
Aydın bakışlarını arıyorum

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Bir yanda yüz binlerce yazılı satır, bir yanda 40 katırla 40 satır
İzmir'in eski dava vekillerinden, ikisi de Be...
Melih AŞIK
Boğaz tüneli
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir To...
Fikret BİLA
Türk-Kürt ittifakı nasıl olacak?
Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşm...
Hasan CEMAL
İrtica değil, faşizm!
Evet, tehlikenin farkındayım. Bugün Türkiye'n...
Güneri CIVAOĞLU
Telekulak
12 Eylül öncesi, telefonda konuşuyordum.
Abbas GÜÇLÜ
OKS değişecekmiş (2)
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in anadolu ...
Metin MÜNİR
Cinliğin batsın Metin Münir!
Bir zamanlar kendimi çok cin sanıyordum. Geçe...
Hasan PULUR
Her şeyin cevabı var!
EŞ dost, okur sorar:
Derya SAZAK
Sivil andıç
Genelkurmay'ın gazetecilerle ilgili 'andıç'ın...
Meral TAMER
Avrupa Parlamentosu'nda Kadınlar Günü (2)
Yurtdışı iş gezilerine çok seçerek, hatta kıl...
Ece TEMELKURAN
Paris Hilton İsyanı
Bilhassa son on yıldır gazetelerin içinden çı...
Osman ULAGAY
Yasaklarla, andıçlarla yürüyoruz aydınlığa
İnternette Google arama motoruna girip "sefil...
Güngör URAS
"Kim olduğunuz" değil, "kimin adamı olduğunuz" önemli
Bugünlerde gene insanlar "O bizden/ Bu bizden...
Serpil YILMAZ
Çubukçu'nun gerilim filmi gibi bakan olma anısı
Gece, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin ...

© 2006 Milliyet