|
Her şeyin cevabı var!
EŞ dost, okur sorar:
"Bu gidiş nereye?"
Cevabı var:
"Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse
Her derde bir değirmen, eğer suyu gelirse,
Her kümesten birer tavuk, eğer köylü verirse
Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse!"
Gidişin hangi gidiş olduğunun alametleri ortada, bugün başı şapkalı kadınları Meclis'e sokmayan kafanın, yarın "Türbanlı Emine Hanım" Çankaya'ya çıkarsa ne yapacağını o zaman görün...
Şimdi bize kızacaklar olacak, nereden çıkarıyorsun bunları diye...
Oysa alametler ortada, görmeyenler bir görebilse...
Ziya Paşa der ki:
"Yıldız arayıp gökte, nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde."
Yani, "Acemi müneccim, gökte yıldız ararken, yolunun üzerindeki kuyuyu görmez, düşer."
Siz hâlâ demokrasinin, nazlı nazenin bulutlarını seyredin, kuyuya düşünce anlayacaksınız.
* * *
ADAM her devrin adamı, her iktidarın dalkavuğu, yağdanlık, yaptığı iş yalakalık.
Söylenecek laf çok ama, en iyisi Mehmet Akif'ten bir dörtlük:
"Ey hayâ namında bir hissin vücudundan bile,
Pek haberdar olmayan yüzsüz, hayâsız, bak hele;
Arkasından takla attın en denî bir şöhretin
Düştü takken, çıktı cascavlak o kel mahiyetin"
Ne demek istediğini tam anlayamadınız mı? Ziyanı yok, siz anlamasanız da olur, "onlar" anlar.
* * *
KORKAKLIĞIN adını "tarafsızlık" koymuşlar.
Tarafsızlık ot gibi yaşamak değildir; eğer cumhuriyetçiyseniz, laikseniz, taraflısınızdır, "bî-taraf" değilsinizdir, bî-taraf olanı "bertaraf" ederler.
Celal Vardar, üç dizeyle bunların cevabını verir: "Marifet" diyerek:
"Suya dokunmazmış,
Sabuna dokunmazmış,
Pise bak!"
* * *
ÖLÜLERİN ardından nutuklar atılıyor, ağıtlar söyleniyor.
Yağmur Atsız'ın babası Nihal Atsız'dan duyduğu bir dörtlük var:
"Sağlığında nice ehl-i hünerin
Bir tutam tuz bile yoktur aşına
Öldürüp onu evvel açlıktan
Sonra bir türbe dikerler başına."
* * *
KİM düşmanından korkmaz, lakin asıl korkulacak dost görünenlerdir ya da bazı dostlardır, Şeyhülislam Yahya der ki:
"Dünyada nasibin sitem ü cevr ise ey dil
Ahbabın eder onu, âdaya ne hacet"
Yani, "Dünyada nasibin haksızlık ve zulüm ise onu dostların yapar, düşmana ne hacet!"
* * *
ŞAİR "devlet" işlerini pek önemsememiş:
"Asiyab-ı devlet'i bir har da (eşek) olsa döndürür" demiş...
Önce Şair Eşref kızmış:
"Döndürür ama, anasının örekesine döndürür!"
Sonra Neyzen Tevfik:
"O kadar har koştular ki asiyab-ı devlete
Çiğnemek en birbirin dolab-ı devlet dönmüyor."
Yani, "Devletin değirmenine o kadar eşek koştular ki, birbirini çiğnemekten devletin dolabı dönmüyor."
Siz ne diyorsunuz?
Eşref mi haklı, Neyzen Tevfik mi?
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|