Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kim olduğunuz" değil, "kimin adamı olduğunuz" önemli


Bugünlerde gene insanlar "O bizden/ Bu bizden değil" diyerek ayrıma tutuluyor. Âdettendir. Biz insanları "kim olduğuna" göre değil, "kimin adamı olduğuna" bakarak değerlendiririz.
Geçmişten bir hikâye anlatayım... Devlet Planlama Teşkilatı'nda (DPT) uzman olarak çalışıyorum. O yıllar DPT'de az sayıda uzman var. Turgut Özal müsteşarımız. Ordumuz uygun gördü. Başbakanlık'tan Süleyman Bey'i "yolladılar", Nihat Erim Bey'i "getirdiler". 109'uncu topçu taburunda personel subaylığını yaptığım kumandanım Sadi Koçaş ile Mülkiye'den dostum Atilla Karaosmanoğlu başbakan yardımcısı oldu.
Bu önemli değişimler yaşanırken Turgut Özal'ı arayıp soran yok. Turgut Özal huzursuz. Bir sabah gülerek Planlama'daki odama geldi. "Beni ilk defa aradılar. Karaosmanoğlu aradı. Hükümet programı hazırlıklarına yardımcı olman için seni istiyor. Bu bir diyalog başlangıcıdır. Bana da bir görev düşerse yardıma hazırım. Bunu mutlaka söyle" dedi.

Masadan kalkmamak lazım
O yıllar DPT, Başbakanlık binasının bir bölümünü işgal ediyor. Koridorun sonundaki merdivenden inince Başbakanlık katına ulaşılıyor. Aşağıya indim. Karaosmanoğlu'nun odası ile tuvalet arasındaki odaya iki masa koydular. Birine ben oturdum. Öbürüne Planlama'dan arkadaşımız Meral Sezek oturdu. Hükümet programını hazırlıyoruz, idari konularla ilgili çalışmaları Atilla Sav topluyor. Karaosmanoğlu ekonomik ve sosyal politikaları belirlemek için hazırlık yapıyor. Sadi Koçaş kumandanım her işe karışıyor. Koşuşturuyor. Ben de yardımcı "kâtip" rolündeyim.
Programı derledik, toparladık. Program basılır hale geldi.
Önceden belirlenmiş konferansım vardı. Ürdün'e gidecektim. Karaosmanoğlu'ndan üç gün izin istedim. Gittim, geldim. Baktım ki benim masada Planlama'daki uzman arkadaşlarımızdan Hikmet Çetin oturuyor. Hikmet Çetin, Karaosmanoğlu'nun önce talebesi, sonra dostu. "Atilla Ağabey" diyerek "yıllar öncesine uzanan hayranlığı" vardır.

Masa boşaldığında elden gidiyor
Oturacak masam olmadığına göre ortalarda dolanmanın gereği olmadığını gördüm. Atilla Karaosmanoğlu'na "Ben geldim. Bir ihtiyacınız olursa yukarıda odamda oturuyorum... Çağırırsanız gelirim" diyerek, Planlama'daki odama çıktım.
Benim aşağıda oturmayıp geri döndüğümü duyan Turgut Özal odama geldi. Merakla, "Neden aşağıda kalmadın? Neden geri döndün?" diyerek sorguya çekti. "Hükümet Programı hazırlandı. İşim bitti... İhtiyaç olursa herhalde gene çağırırlar" dedim. Durakladı. Klasik davranışı içinde parmağıyla gözlüğünü geriye itti. Pantolonunun aşağıya düşen ağını yukarıya çekti... "Güngör, ben senin durumuna şaştım kaldım" dedi. "Sen bizim adamımız değilsin. Biz seni onların adamı sanıyorduk. Onların adamı da değilmişsin. Pekiyi de kardeşim, sen kimin adamısın? Seni oraya neden çağırdılar?"
Bu hatırayı yazmak için Karaosmanoğlu'nu arayarak izin istedim. O da başından geçen benzer bir olayı anlattı. 1960'ların başında büyük önem verilen DPT'de tepe göreve getirilmişti. İnönü, Karaosmanoğlu'nu seviyor, görüşlerine değer veriyordu. İşte o günlerde Feyzi Lütfi Karaosmanoğlu (akrabası), Atilla Karaosmanoğlu'nu kolundan tutmuş. Yavaşça sormuş: "Seni oraya kim koydu evladım? Sen kimin adamısın?"

guras@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Bir yanda yüz binlerce yazılı satır, bir yanda 40 katırla 40 satır
İzmir'in eski dava vekillerinden, ikisi de Be...
Melih AŞIK
Boğaz tüneli
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir To...
Fikret BİLA
Türk-Kürt ittifakı nasıl olacak?
Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşm...
Hasan CEMAL
İrtica değil, faşizm!
Evet, tehlikenin farkındayım. Bugün Türkiye'n...
Güneri CIVAOĞLU
Telekulak
12 Eylül öncesi, telefonda konuşuyordum.
Abbas GÜÇLÜ
OKS değişecekmiş (2)
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in anadolu ...
Metin MÜNİR
Cinliğin batsın Metin Münir!
Bir zamanlar kendimi çok cin sanıyordum. Geçe...
Hasan PULUR
Her şeyin cevabı var!
EŞ dost, okur sorar:
Derya SAZAK
Sivil andıç
Genelkurmay'ın gazetecilerle ilgili 'andıç'ın...
Meral TAMER
Avrupa Parlamentosu'nda Kadınlar Günü (2)
Yurtdışı iş gezilerine çok seçerek, hatta kıl...
Ece TEMELKURAN
Paris Hilton İsyanı
Bilhassa son on yıldır gazetelerin içinden çı...
Osman ULAGAY
Yasaklarla, andıçlarla yürüyoruz aydınlığa
İnternette Google arama motoruna girip "sefil...
Güngör URAS
"Kim olduğunuz" değil, "kimin adamı olduğunuz" önemli
Bugünlerde gene insanlar "O bizden/ Bu bizden...
Serpil YILMAZ
Çubukçu'nun gerilim filmi gibi bakan olma anısı
Gece, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin ...

© 2006 Milliyet