PROF. HİKMET ÖZDEMİR
Erdoğan seçilir ama kriz başlar
'Atatürk'ten Günümüze Cumhurbaşkanı Seçimleri' isimli kitabın yazarı Prof. Özdemir, Köşk seçimini değerlendirdi: "Erdoğan, Çankaya'dan beklenen tarafsızlığı gösteremez. Erdoğan'ın partiyle birlikte hareket etmesi de AKP'nin sonu olur."
SOHBET ODASI
DERYA SAZAK
DERYA SAZAK: 'Atatürk'ten Günümüze Cumhurbaşkanı Seçimleri' adlı yeni kitabınızda 1923'ten bu yana cumhurbaşkanlarını, 'iktidar, muhalefet, ordu' eksenindeki güç dengelerini irdeliyorsunuz. Türkiye yeni seçimi krizsiz aşabilecek mi?
HİKMET ÖZDEMİR: Siyasi tarihimizde cumhurbaşkanı seçimlerinin zaman zaman bir devlet krizine dönüştüğünü biliyoruz. Özellikle 1960 sonrasında sıkıntılar yaşanmış. Türkiye sembollerle yaşayan bir ülke. Çankaya'ya kimin çıkacağı, cumhuriyetin kuruluşunda Mustafa Kemal ve arkadaşlarından dolayı özel bir konumu olan ordu açısından da önemli görülmektedir.
Atatürk'ten beri Çankaya'ya kimin seçileceği bir devlet kararı özelliği taşımaktadır. Uzlaşma aranmaktadır. Cumhurbaşkanı, gerektiğinde 'çoğunluk dikkatörlüğü'ne Anayasa'dan aldığı yetkilerle tek başına karşı çıkabilen güçte bir kişilik özelliğiyle Türkiye'de demokrasinin de teminatı olmaktadır.
45 dakikalık seçim!
29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edildikten 15 dakika sonra Büyük Millet Meclisi'nde 'reisicumhur' seçimine geçiliyor. Mustafa Kemal, oylamaya katılan 158 üyenin tamamının oylarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçiliyor. Atatürk'e karşı çıkanlar da var. Neden?Cumhuriyet ilan edilirken aynı zamanda bir iktidar mücadelesi yaşanıyor. Atatürk'ün o zamana kadar ki unvanı Meclis Başkanı. İstiklal Savaşı kazanılmış, Lozan imzalanmış ama İstanbul'da Halife var. 25 Ekim 1923'te bir de hükümet krizi yaşanıyor. Meclis'te Mustafa Kemal ve İsmet Paşa'lara karşı oluşan hizip Fethi Bey ve arkadaşlarının hükümet işlerini yürütmelerini engellemektedir. Eski Başvekil Rauf Orbay ve onunla birlikte hareket eden muhalifler İstanbul'a gitmişlerdi.
İşte o ortamda Anayasa değişikliğiyle cumhuriyete geçiliyor. Cumhuriyet ilanı ve cumhurbaşkanı seçimi hepsi 45 dakikadır. Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı seçilmesi Meclis'in Türk İstiklal Savaşı'nın muzaffer başkomutanına teşekkürlerinin ifadesidir. Bir şükran kararıdır. Çünkü arkasında bir ulusun dirilişi var.
İnönü nasıl seçildi?
İnönü nasıl seçiliyor?Eski Roma'da Cumhuriyetçilere ait bir söz var: 'Herkesi etkileyen konular için herkesin onayı gereklidir'. 1938 seçimi muhteşem bir örnek. Atatürk ölüyor. 11 Kasım günü cumhurbaşkanı seçimi yapılıyor ve İsmet Paşa Cumhurbaşkanı seçiliyor. Kriz yok, kavga yok.
Orada bir devlet kararı üretiliyor. Ordunun tutumu çok önemli. Fevzi Çakmak, Genelkurmay Başkanı ve İstiklal Savaşı'ndan gelen karizmatik bir kişi. Mareşal, 'Ben istiyorum' dese herhalde cumhurbaşkanı olurdu.
Atatürk ölümünden önce 'halef'ini hazırlamış...
Seçim oluyor. Atatürk'ün siyasi bir vasiyeti yok. Bunu cumhuriyete olan güvenine bağlıyorum. Birisini işaret etmesi, demokrasiye, cumhuriyet etiğine ters düşerdi.
1950'den itibaren seçimle gelen iktidarlar ve Çankaya'da siyasi liderler dönemi açılıyor. DP döneminde Bayar, 1990'larda ise Özal ve Demirel.
Bayar'ın arkasında büyük bir seçim zaferi var. Önemli bir avantajı da, Atatürk'ün son başbakanı. Yani bir Atatürk referansı var. Onun için Celal Bayar'ın cumhurbaşkanı seçilmesi son derece doğal karşılanıyor.
1960 sonrası seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eğer sadece iktidar partisinin oylarıyla cumhurbaşkanı seçiyorsak, bu bir iktidar kararı oluyor. Uzlaşmaya dayalı örnekler de var: 1965'te Cevdet Sunay'ın seçimi, 1973'te Fahri Korutürk'ün seçimi, 2000'de Ahmet Necdet Sezer'in seçimi. Buralarda bütün partiler birlikle hareket ediyorlar. 'Milli uzlaşma' oluyor. İhtilal sonrası örnekler de var 1961'de Cemal Gürsel'in 1980 darbesi sonrası Kenan Evren'in seçilmesi.
Celal Bayar, Atatürk'ün son Başbakanıydı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinde Cumhurbaşkanı iken devrildi. Menderes ve bakanları asıldı, Bayar idam edilecekti. Yakın tarihin dramatik sayfalarını şimdi 'televizyon dizisi' olarak seyrediyoruz!
Evet, ölüm cezası veriliyor ama yaş haddi nedeniyle değiştiriliyor müebbet hapis olarak. Sadece Bayar'ı Çankaya'dan uzaklaştırmak için değil 27 Mayıs hareketi bütün olarak Demokrat Parti iktidarını deviren bir hareket, hükümetiyle bürokrasisiyle iktidarın el değiştirmesi.
Darbe ve Atatürk
Cumhuriyet dönemi devlet geleneğinde ilk ciddi kırılmadır.Evet. Atatürk geleneğiyle ve cumhuriyet geleneğiyle bir bağlantısı yoktur askeri müdahalenin. Çünkü Atatürk tam bir cumhuriyetçidir. 27 Mayıs'ta bir askeri müdahale yapılıyor. Yani bunu Atatürk geleneğiyle izah etmek mümkün değil. 1961'de Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçildi. AP'den aday olmak isteyen Prof. Ali Fuat Başgil'in adaylığı askerlerce engellendi. 1973'teki krizde yine bir Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in aday olduğunu hatırlarsak ordunun bir siyasal aktör olarak siyasi hayattaki etkisini görürüz.
Ordunun talebi yok
Çankaya'yı niye ister askerler?Bir genelleme olarak bunu söylemek bence doğru olmaz. 2007 Türkiye'sinden baktığımız zaman son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de ordunun hiç böyle bir talebi olmamıştır. 1989'da Turgut Özal seçilmiştir. Ordudan bir tepki gelmemiştir.
Evren darbeyle geldi. Özal da askerlerle çalışmıştı.
Özal partisinin kurucu lideri olarak Cumhurbaşkanı seçildi. Muhalefetin Özal'ı desteklemediğini biliyoruz ama kendi partisi içinden de bazıları Çankaya'ya gitmesinin uygun olmayacağı düşüncesindeydiler. Buna rağmen Özal partisinin çoğunluğunun oylarıyla (263) Cumhurbaşkanı oldu. Anayasa'ya göre cumhurbaşkanı seçiyorsunuz ama krizi de davet ediyorsunuz.
Neydi Özal'ın yol açtığı kriz?
Köşk tarafsızlık gerektiren bir makamdır. Siyasi parti liderlerinin cumhurbaşkanı seçilmesi o makamı politize ediyor. Tartışılır hale getiriyor. Özal da bu oldu. Bizde muhalefet, hapishaneden çıkmamıştır. DP örneğin CHP'nin içinden çıkmıştır. Devrilmesi de bize özgüdür. 27 Mayıs'ta DP'nin bir çoğunluk diktatörlüğü kurmasının da rolü var.
Demirel, 'Özal'ı indireceğiz' derken 1993'te Turgut Bey ölünce kendisi Köşk'e çıktı..
Özal döneminde Çankaya tartışılır hale geldi. İktidardaki partinin birinci adamının Köşk'e geçmesi en ideal durum değil. İngilizlerin bir sözü var diyorlar ki; 'Ne kadar geçmişe bakarsanız geleceği o kadar iyi görürsünüz.' Demirel'i Köşk'e SHP-DYP iktidarı taşıdı. Oy vermeseler koalisyon bozulacak ya da parlamento feshedilecek. Milletvekili iradesi üzerinde ipotek oluşuyor.
Yanlış adım krize yol açar
Demirel'in Cumhurbaşkanlığı dönemi, 'tartışmalı' Başbakanlık yıllarına göre daha iyi geçti denilebilir mi? Özellikle 28 Şubat sürecinde Demirel Çankaya'da olmasa doğrudan bir askeri müdahale olur muydu?28 Şubat'ta bir askeri müdahale olmadıysa bu Genelkurmay Başkanı Karadayı ve Demirel'in akli selim içerisinde basiretli davranmaları sayesindedir.
2000'de Sezer'in Cumhurbaşkanı seçildiği günlere dönelim. Çankaya seçiminde uzlaşma neden önemli?
Cumhurbaşkanlığı seçiminde yapılacak bir hata, atılacak yanlış bir adım büyük bir krize yol açmaktadır. 1938 Türkiye'sinde değiliz. Bugünkü Türkiye'de krizi yönetmekle sorumlu olan kişi Başbakan'dır.
1966'da Süleyman Demirel Başbakandı, krizi o yönetti ve çok başarılı bir şekilde sonuçlandırdı. Gitti İsmet Paşa ile görüştü. Genelkurmay Başkanı'yla görüştü. Sunay Cumurbaşkanı oldu. Orada dayatma yok. 1973'te tersi oldu. 12 Mart muhtırası ile hükümetten uzaklaştırılan Demirel 1971'in rövanşını aldı. Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'i Çankaya'ya çıkarmak istiyordu askerler Ecevit ve Demirel uzlaştılar. Gürler yerine Korutük'ü Cumhurbaşkanı seçtirerek krizi aştılar...
2000'de Sezer'in cumhurbaşkanlığı adaylığında da Başbakan Ecevit o süreci çok iyi yönetmiştir. Parlamentodaki 5 siyasi partinin lideri Sezer'in adaylığını birlikte imzaladılar.
Siyasetle bağı kesilmeli
Ecevit Sezer'i seçtirdi ama Şubat 2001 krizine yol açan anayasa fırlatma olayı yaşandı. Erdoğan da bakarsınız seçildikten sonra partisiyle ters düşebilir. Özal'ın da başına gelen oydu. 'Tek adam' olmaya çalışırken 'yalnız adam' haline geliyorsunuz.Tamam doğru ama Anayasal düzeni sağlıklı işletmek durumundayız. Çankaya'ya çıkan kişinin partisiyle bağının kesilmesi yetmiyor. Siyasetle bağının kesilmesi gerekiyor.
Belki de Erdoğan aday olmayacak ve tartışma ortadan kalkacak.
Bilim adamı olarak, şu aday olsun, olmasın demek hakkını kendimde görmüyorum. Aday olur ve seçilirse Erdoğan'ın nasıl bir cumhurbaşkanlığı sergileyeceği hakkında bir öngörüde bulunamayız. Türkiye ve bu krizi yöneten kişi olarak Başbakan makulü bulmak zorundadır. Eğer AKP'liler 'Çankaya da bizden, istediğimizi yaparız' diye düşünürlerse işte o zaman 2007 seçimi Türk demokrasisi için yeni bir krizin başlangıcını oluşturur. Cumhurbaşkanı seçilir ama kriz başlar.
Sezer AKP için sigorta oldu
Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül Başbakan formülü. 1950'lerin Demokrat Partisi gibi.Bayar, Menderes örneği belki o döneme uygundur ama siyasi kriz getirmiştir.
Bir çoğunluk diktatörlüğü oluşturulmuştur. Turgut Özal'ın cumhurbaşkanı iken en büyük şansı neydi biliyor musunuz? Muhalefet falan değil, Başbakan Yıldırım Akbulut.
Körfez savaşında bile...
Özal'ı frenledi. Erdoğan için bu çok zor. Partisiyle ilişkisi son derece sıcak. Kendisi genç ve partisi çok yeni. Çankaya'dan beklenen tarafsızlığı gösteremez.
AKP hükümetinin Türkiye'yi yönetirken en büyük şansı, Sezer gibi bir cumhurbaşkanı olmasıdır. Sezer birtakım atamalara fren oluşturmuşsa bu Türkiye'de rejimin lehinde olmuştur.
Sezer'in Cumhurbaşkanlığı AKP için de bir sigorta olmuştur. Anayasa Mahkemesi, Sezer'in iptal başvuruları yönünde iktidarın yanlışlarını düzeltme yoluna gitmiştir. Bir de tersini düşünün.
AKP teşekkür etmeli
AKP de tersini düşünüyor zaten, Çankaya'da Sezer hükümete engel oluşturuyordu, Erdoğan'ı Çankaya'ya çıkarırsak daha iyi yargıyı da ele geçirir ileride başörtüsü, imam hatipler gibi sorunları çözeriz.O anlayış AKP'nin sonu olur. Kendisiyle birlikte hareket eden bir cumhurbaşkanı AKP'nin sonu olur.
Demokrasi açısından söylüyorum, hiç iyi olmaz. Çünkü demokratik sistemin, anayasal düzenin frenleri vardır. Anayasa Mahkemesi'ni siz bir düşman olarak görmeyeceksiniz. Cumhurbaşkanı eğer bir atamayı uygun görmüyorum diyorsa, ona teşekkür etmeniz gerekir.
Ordu görüşünü açıklamalı
2007 seçimleri için 'Ordunun, cumhurbaşkanı adayı olacak kişi hakkındaki görüşü önemlidir' diyorsunuz. Hatta 'Ordu liderliği bir adayın cumhurbaşkanı olmasını sakıncalı buluyorsa bunun gerekçesini kamuoyuna da açıklamalıdır' şeklinde görüş belirtmişsiniz.
Sağlıklı bir karar sürecinde ordunun görüşü alınmalıdır. Sadece askerin değil sivil toplumun, ana muhalefetin de görüşleri alınmalı.
'Parlamentoda sandalye çoğunluğum var istediğim herkesi seçebilirim' şeklinde bir beyan şık değildir.
Demirel krizi çözmüştü
Diyelim ki Başbakan, Silahlı Kuvvetler'in de görüşünü almak istedi ve ordunun üst düzeyi 'Aday olmasanız memleket için daha hayırlı olur' derlerse ne olacak? Böyle bir demokratik gelenek nerede görülmüş!Hayır efendim, şimdi 'Ben cumhurbaşkanı olmak istiyorum, ne dersiniz, demek görüş almak değildir. 'Zaten siz cumhurbaşkanı olmaya karar vermişsiniz, diyorsunuz ki 'Cumhurbaşkanı olacağım ne diyorsunuz?' Hayır. Başbakan da böyle bir soru sormaz zaten.
Komutanlar Başbakan'a 'aday olmayın' derlerse?..
Hayır, o da olmaz.
Nasıl olacak?
Danışma mekanizması işlemeli. Bunu da yönetecek olan siyasi iradedir. Demirel, 1966'da İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı ile görüşerek cumhurbaşkanlığı seçimi krizsiz çözmüştür. Ordu liderliğinin görüşünün kamuoyuna açıklanması da gerekir. Eğer adaylardan biriyle ilgili çekincesi varsa yada seçilmesini sakıncalı buluyorsa, olabilir ellerinde önemli bir bilgi vardır, bunu kamuoyuna açıklayabilirler. Çünkü kararı milletvekilleri verecektir. 1973'de Faruk Gürler'i reddetmiş bir Meclis geleneğimiz var.
Sistem kilitlenir
1983 seçimleri öncesindeki Evren örneğini unutmayalım, Konsey lideri 'Özal'a oy vermeyin' diye seçime beş kala halka çağrı yaptı, ANAP tek başına kazandı.Bu örneğe katılamıyorum, Mayıs 2007'de bir genel seçim yapılmıyor. Cumhurbaşkanı seçilecek. Önce adaylar ortaya çıkacak. Başbakan'ın kafasındaki ismi kimse bilmiyor. Tartışma şuradan çıkıyor: 2007 cumhurbaşkanı seçiminde belirleyici kişi Recep Tayyip Erdoğan, o işaret edecek. AKP'li milletvekillerinin çoğunlukta olduğu bir parlamento yapısı var. Başbakan buraya önereceği kişinin seçileceğini biliyor.
Bu çoğunluğun cumhurbaşkanlığına aday göstereceği kişi kendisi de olabilir. AKP onu seçecek. Sorun şurada: Parlamentoda çoğunluğa sahip, hükümet de elinde. Eğer Cumhurbaşkanlığı makamı da o yetkilerle hareket eden lidere geçerse Türkiye'de sistem kilitlenir. Taşıyamaz
| Cumhurbaşkanı | Yılı | Toplam | Katılan | Kabul | Yüzde |
| Atatürk | 1923 | 287 | 158 | 158 | 55.05 |
| Atatürk | 1927 | 316 | 288 | 288 | 91.14 |
| Atatürk | 1931 | 317 | 289 | 289 | 91.17 |
| Atatürk | 1935 | 399 | 386 | 386 | 96.74 |
| İnönü | 1938 | 399 | 348 | 348 | 87.22 |
| İnönü | 1939 | 429 | 413 | 413 | 96.27 |
| İnönü | 1943 | 455 | 435 | 435 | 95.60 |
| İnönü | 1946 | 465 | 451 | 388 | 83.44 |
| Bayar | 1950 | 487 | 453 | 387 | 79.46 |
| Bayar | 1954 | 541 | 513 | 486 | 89.84 |
| Bayar | 1957 | 610 | 413 | 413 | 67.70 |
| Gürsel | 1961 | 638 | 607 | 434 | 68.03 |
| Sunay | 1966 | 636 | 532 | 461 | 72.48 |
| Korutürk | 1973 | 635 | 557 | 365 | 57.48 |
| Evren | 1982 Anayasa oylaması gereği seçildi | ||||
| Özal | 1989 | 450 | 285 | 263 | 58.44 |
| Demirel | 1993 | 450 | 431 | 244 | 54.22 |
| Sezer | 2000 | 550 | 533 | 330 | 60.00 |
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

