
Üç büyükler koptu
Karışık duygularla oynanan bir maçtı. Galatasaray tribünleri yönetimi istifaya davet ediyor, ama takımına sahip çıkıyordu. Geçtiğimiz yılın başında ise her ikisini de protesto ediyorlardı... Şartlar ne olursa olsun Galatasaraylı futbolcular için zor bir karşılaşmaydı. Hele hele kötü giden haftalardan sonra ligde ikinci yarının müthiş çıkış yakalayan ekibi Trabzonspor karşısında tedirgin bir Galatasaray bekliyordum.
Ben Galatasaray için bunları düşünürken, daha tedirgin bir Trabzonspor sahada gördüm. Özellikle maçın ilk 15-20 dakikası tam bir mahalle maçı şeklinde geçti. Galatasaray ilk defa büyük takım gibi fark yapmayı, atağa gitmeyi, ilk yarının sonunda düşünebildi. Orta alanda çabuk ve etkili paslar yaparak, atağın sonunu da Ergün, Ayhan ve Arda üçlüsüyle tamamladılar. Arda burada kaleye şut atmayı deneyince bu çok keyifli bölüm golle sonuçlanmadı.
Trabzonspor kendisini hedefe götürecek maçlarda malesef başarılı olamıyor. Galatasaray maçını kazansa çok büyük ölçüde UEFA Kupası'nın en büyük adayı, belki de Şampiyonlar Ligi'nin takipçisi olacaktı. Ama şimdiye kadar önemli galibiyetler alan bordo - mavili takım, klasmandaki rakipleriyle oynamamıştı. Galatasaray klasman rakiplerinden biriydi, fakat Trabzon bu maçı kazanamadı. Bordo - mavili takımın bu konuda çok çalışması gerekiyor.
Necati rahat değil
Galatasaray her futbolcusuyla dün akşam Trabzon'dan çok daha istekli ve çalışkandı. Belki çok iyi bir futbol ortaya koyamadılar, fakat mücadeleleri ve istekleri mükemmele yakındı. Galatasaray'da çalışma olarak, mücadele olarak herkes görevini yaptı. Ama ben dün Emre, Tomas, Necati, İliç ve özellikle de Ayhan'ı arkadaşlarının bir adım önünde gördüm.Necati eski istekli ve mücadeleci günlerine yakındı. Müthiş bir arzuyla oynadı, fakat Necati rahat değil. Bunu hem vuruşlarında hem de top kullanmasında rahatlıkla görüp, hissedebiliyorsunuz.
Bir de Mehmet konusuna değineceğim. Bir hafta önceki Beşiktaş derbisinin en tartışmalı ve üzerinde durulan ismi olan bu genç oyuncu, son bölümlerde rahat olmayan bir oyuna dahil oldu ve son derece tedirgindi. Gerets tabii ki Mehmet'ten vazgeçmemeli. Ama onu hem takımı için hem de kendisi için en sağlıklı zamanlarda kullanmalı.
Tekrar Trabzonspor'a dönecek olursak; bordo - mavili takım beklentilerimin gerçekten uzağındaydı. Sanki kendilerine kesinlikle kupayı hedeflemiş bir görüntüleri vardı. Bu maçtan sonra aşağı yukarı ligin ilk üç sırasını paylaşacak takımlar kesinleşti. Kesinleşmeyen 1, 2 ve 3. sırada hangi takımın olacağı. Önümüzdeki son 10 haftanın Türkiye'ye büyük heyecan vererek, yüksek tansiyonla geçeceğini tahmin ediyorum.
Son iki sözüm Aykut ve Musa'ya... Trabzonspor'un golünde hiçbir faul sözkonusu değil. Aykut'un kararsızlığı golü getirdi. Aykut o pozisyonda topu tutmayı değil, uzaklaştırmayı düşünmeliydi.
Musa ve Trabzon talihsiz bir olay yaşadılar. Musa'ya da, Trabzon'a da "geçmiş olsun" diyorum.
mdenizli@milliyet.com.tr

