Şiddetli geçimsizlik!
5149 sayılı yasa her kentte ve statta farklı uygulanıyor. Tribünde suç işleyenler anında stat dışına çıkarılmıyor. Stada gelenler iyi aranmıyor, yabancı madde olayı tetikliyor. Gözaltına alınanlar serbest bırakılıyor, polisin eli zayıflıyor.
HABER YORUM / CEMAL ERSEN
Futbol sahalarında şiddet olaylarının giderek yoğunluk kazandığı bir dönemde çareyi 2004'te çıkarılan 5149 sayılı yasayı revize etmekte bulan Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile temel sorunun yasa noksanlığından kaynaklanmadığını açıklayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek arasındaki görüş ayrılığı, önemli bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Bakan Şahin'in talimatıyla "Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair" yasada yapılması planlanan yeni düzenlemenin, Bakanlar Kurulu'nda bile konuşulmamış olması, hangi hükümlerinin yeniden ele alınması konusunda İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Futbol Federasyonu ve spor kulüplerinden herhangi bir görüş istenmemesi, bazı endişeleri gündeme taşıdı.
"Yasa mı eksik yoksa uygulamada mı hata yapılıyor" sorusunu irdelemek yerine mevcut yasayı makyajlayarak soruna çözüm üretileceğini düşünmek "kolaycılık" olarak yorumlandı.
Tasarıda doping ve şike ile ilgili öngörülen cezai hükümlerin bugün yaşanan sıkıntılarla doğrudan ilgisi bulunmaması, tartışmanın zamanı konusunda eleştirilere yol açtı.
Ayrıca yeni düzenlemede mevcut durumu değiştirecek radikal önlemlere de rastlanmadı. Yasanın bugüne kadar doğru dürüst uygulanmayan para ve hapis cezalarında artırım yapmanın ötesinde caydırıcı hiçbir yaptırım içermemesi, Adalet Bakanı Çiçek'in "Şu aşamada yasal bir düzenleme gerekmiyor, uygulamayı daha öne çıkaran bir tutum içine girmemiz lazım" görüşünü de doğruladı.
Davul-tokmak meselesi
5149 sayılı yasa spor alanlarında güvenliğin ve düzenin sağlanması konusunda yetkiyi polise verirken, uygulamanın her kentte hatta her statta farklı yapılması, taraftarlar arasında ayrım gözetilmesi, tribünde suç işlediği belirlenen kişilerin anında stat dışına çıkarılamaması, maçlara girişlerde seyirciler üzerinde gerektiği gibi arama yapılmaması, böylece içeri yanıcı ve tehlikeli maddelerin kolaylıkla sokulması şiddeti tetikledi.Polis uygulamasında standartın sağlanamaması, örneğin bir büyük takım maçında sahaya bıçak atan taraftarı diğerlerinden ayırıp gözaltına alamaması, alsa bile ertesi gün serbest bırakılması güvenlik güçlerinin elini zayıflattı.
Caydırıcı olmalı
Mevcut yasa çerçevesinde bugüne kadar kaç kişi hakkında işlem yapıldığı, hangi yöntemlerle statlardan uzak tutulduğu, il güvenlik kurullarının nasıl işlediği konusunda herhangi bir makamın kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapamaması da caydırıcılık unsurunu ortadan kaldırdı.Kamuoyu şiddet yasasının nasıl uygulandığını, hangi eylemin suç sayılacağından habersiz kaldı. Spor alanlarında yasaya aykırı davranış sergileyen şahısların anında müdahale görmemesi, onları cesaretlendirip eylemlerinin bu kez güvenlik güçlerine yönelmesine yol açtı. Son örnek Ankaragücü-Beşiktaş maçında tribünlerde ve stat dışındaki olaylarda yaşandı.
Kaç yönetici ceza aldı?
Mevcut yasanın 3 yıldır uygulanmayan ve "es geçilen" en önemli maddelerinden biri, kulüp başkanları ve yöneticilerinin açıklamalarıyla ilgili bölümü. Bugüne kadar tahrik edici, rakip takım taraftarlarını kışkırtıcı, aşağılayıcı sayısız beyanat verilmesine karşın tek bir kulüp yöneticisi hakkında işlem yapılmaması, asıl eksikliğin yasanın uygulamasından kaynaklandığı tezini doğruladı. Bırakın bu şahıslara men cezası verilmesini yasa öngördüğü halde tek kuruş para cezası bile kesilmemesi yeni bir düzenlemeden çok, objektif bir icraatın gerektiğini ortaya koydu.
Polise hapis!
Bakan Şahin'in gündeme getirdiği yeni tasarıda "Kanunla verilen görevleri yerine getirmeyen kamu görevlilileri ceza yasanının 257. maddesine göre cezalandırılır" maddesi ile "Yasaklı olduğu halde spor alanlarına girenlere yardımcı olan ve önlem almayanlara üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir" hükmü tartışma yarattı.
Söz konusu kamu görevlilerinden bir bölümünün polis olduğu gözönüne alındığında yukarıdaki konularda ihmali görülen güvenlik görevlilerine de hapis cezası istenmesi şaşkınlıkla karşılandı.
Hangi kulübe ceza verildi?
Yasa, şiddet olaylarına adı karışan kulüplere ilgili federasyondan ayrı olarak, bir önceki sezonda elde ettiği toplam seyirci hasılatının yüzde 2'si oranında idari para cezası verilmesini gerektirirken, bugüne dek tek bir kulübe bu hüküm uygulanmadı. Yayın yasağına aykırı davranan kişi ve kuruluşlara getirilen yaptırımlar havada kaldı. Para cezası kesilemedi.
Usulsüz bilet basan, satan ve alan şahıslara verilecek cezalar konusunda ne ilginçtir yetkili makamlar kimseyi yakalayamadı, varsa bu şahıslar hakkında nasıl bir işlem yapıldığı konusunda kamuoyu bilgilendirilmediği için caydırıcı özelliği kalmadı.
Aslında yönetmelik yeterli
Gerekli alt yapı çalışması yapılmadan çıkarılmasına rağmen bugünkü haliyle sonuç vermesi kesin olan 5149 sayılı yasa, uygulama esaslarını belirleyen yönetmelikle birlikte yeterli görünüyor. Ancak valiliklerin, il güvenlik kurullarının, bakanlığın, emniyet teşkilatının ve GSGM'nin ayrım gözetmeksizin yasanın emrettiği hükümleri yerine getirmesi gerekiyor.
Bu arada stat dışında polise saldıran, taşlayan, tribünlerde onun otoritesini hiçe sayan ve cezalandırılmadığını gören taraftarın, sosyal ve psikolojik değerlendirilmelerinin yapılmasının da şiddetin önlenmesinde ciddi bir adım olacağı bildiriliyor.

