|
Köyceğiz'deki bahçede bir limon ağacı ve üstünde 68 limon, sapsarı
Bazen bir, bazen iki ay arayla Köyceğiz'e kadar uzanıp 1-2 hafta geçirmek; kimin kovaladığı, yahut kimi kovaladığın bilinmeyen uzun ve terli bir koşudan sonra, lıkır lıkır içilen bir bardak serin limonata gibi...
İstanbul'un bir korku kentine, Ankara'daki maçların da bir savaşa döndüğü haberleriyle manşetleri, ne kadar peşini bırakmasa; Türkiye de, dünya da, yaşam da bambaşka görünüyor Köyceğiz'den...
***
Köyceğiz'in ünlü pazartesi pazarına giderken, bir süre kekeme sesler çıkardıktan sonra evin biraz ötesinde bozulup kalan, birkaç koyun ve kuzularla dolu kamyonet...
Bir görseniz o minicik, göz çevreleri siyahımsı kuzucukları...
***
Issız sessiz Köyceğiz Gölü kıyısında, etekleri topuklarına kadar uzun, başı türbanlı genç bir kız; kolunu yanındaki delikanlının beline atmış, delikanlının da kolu kızın omuzlarında ağır ağır yürüyorlar.
***
İstanbul'un neden gitgide bir korku kentine döndüğünü mü merak ediyorsunuz?
Cumhuriyetin ilanından bu yana, "vatan, millet, bayrak, devlet, toprak, şanlı tarih" sevgisini tekellerinde tutan ellerin; sadece kalem tutan ellere vurdukları kelepçelerle, yasaklanmış kitapların ve sadece Türk edebiyatında bu kadar yoğunlaşmış hapishane şiirlerinin dökümüne bir bakın.
***
Hazine'den geçinmeli bir ortaçağ oligarşisi, kendini ne kadar makyajlayıp çağdaş göstermeye uğraşırsa uğraşsın; ekonomik dengesizliklerin neden olduğu göçlerle, çalkantılı bir karabasanın korkuları, en sonunda çaresiz kaplamaya başlar büyük kentleri.
Ve temelde bu bir asayiş sorunu değil; son 80 yılda resmi araba alım ve bakımlarına kaç yüz milyar dolar harcarmış olduğu ile, itfaiye teşkilatına ne kadar yatırım yapılmış olduğunun bir türlü şeffaflaşmamasında tümörleşen bir sorundur.
***
Bu tür sorunları kurcalayan kalemlere kelepçe vurmak; "yaşam kalitesi" açısından, Yunanistan'ın 65 basamak altına düşülmesini nasıl engelleyemediyse; başkentteki maç karşılaşmalarının savaşa dönüşmesini de yetmez engellemeye.
***
Köyceğiz'in masmavi göğü, yemyeşil okaliptüsleri ve bizim bir avuçluk bahçedeki limon ağacında, bir şenlik gösterisini andıran salkım saçak 68 sapsarı limonla; bütün kahırlı saçmalıklar, hamasetçiler çöplüğüne süpürülüyor insanın gözlerinde.
***
Köyceğiz'e geleceğimizi duyunca, Fethiye'den kopup gelen sevgili genç dostum avukat Taner Aktop'la eşi Mireille...
Sonra da Marmaris yollarında, emekli öğretmen, çileler gergefinin eskimemiş nakışı "Kadir Hoca"nın; değişik salonları, ağaçlıklı bahçeleri ve bungalovlarıyla, 2 bin müşteriyi rahatça ağırlayabilen Çınar Lokantası.
Henüz fırından çıkma ekmek, bir topak özel tereyağı, bıldırcın tavası, yahut altında minik ocağıyla birlikte getirilen kuzu tandır...
***
Ahmaklıklar üstüne anlatılan evrensel fıkralarla birlikte çınlayan kahkahalar ve havada tokuşturulan şarap kadehleri...
***
20-30 yıllık bir çalkantı döneminden ve 20 yaş gençlerinden okkanın altına gidecekler gittikten ve gitmeyenler de 50'sine geldikten sonra; öylesine yaygınlaşmaya başlayacak ki, etli şaraplı, kadınlı kahkahalı sofralarda tokuşturulan kadehler...
Vaktiyle yeryüzünden geçerken, kalem tutma sevdasının bedelini epey ödemiş olan eller, onlara selam gönderecekler uzay çağının ufuklarından.
***
Çankaya'ya kim çıkacak sorusundan, çok daha yaşamsal geliyor bendenize, karmakarışık ağaçlar arasındaki toprak köy yollarından, Sedir Adası karşısındaki Boncuk plajlarına inmek.
Ve plajda birkaç uyarı levhası; "Camgöz balıklarını koruma alanı, dubalarla belirlenmiş sınırları geçmeyin"
***
Köpekbalıklarının korunduğu bir plajda sürdürmek kahkahaları...
Ve sormak birbirimize.
- Köpekbalıkları daha başka nerelerde korunuyor ki acaba?
c.altan@prizma.net.tr
|
|