Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Mart 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Yapamayacaksak neden çağırıyoruz?


SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın dünkü köşesinde okudum.

Ermeni iddialarını içeren en önemli kitaplardan biri sayılan Mavi Kitap'ın yazarı Ara Sarafyan ile TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu bir araya gelecekler ve Ermeni iddialarını tartışacaklardı. Karşılıklı belgeler ortaya koyacaklar ve ilk defa Türk ve Ermeni tarihçiler, belgelerle görüşlerini ispat edeceklerdi.

Çok heyecanlanmıştım.

Genelde Ermeniler, bu tip toplantılara katılmazlar, "Zaten dünyaya soykırımı kabul ettirdik. Şimdi bu dosyayı neden açalım" derlerdi. Sarafyan'ın adımı bu açıdan son derece önemliydi. Özellikle, Türkiye'nin "Bu sorunu tarihçilere bırakalım, tarihçiler buluşsunlar ve tartışsınlar" şeklindeki girişimini de hayata geçirebilecek ilk adımdı.

Sonra birden bire bu toplantının iptal olduğu söylendi. Prof. Halaçoğlu bir basın toplantısı düzenledi ve AGOS Gazetesi'ndeki "Ermeni diasporasının bu toplantıya tepki gösterdiğine" dair bir habere dikkat çekip, Sarafyan'ın gelmekten vazgeçtiğini açıkladı.

Şimdi Fatih Altaylı'dan öğreniyoruz ki, toplantının iptal gerekçesi farklıymış. Meğer Prof. Halaçoğlu bazı belgeleri göstermeyi ve arşivleri herhangi bir kısıtlama olmadan açmayı kabul etmemiş.

Oldu mu şimdi!..

Eğer belge göstermeyecekseniz neden ortaya çıkıyorsunuz? Hangi belge ve arşivlerin açılacağı konusunda tam bir anlaşmaya varmadan, böyle bir toplantıyı neden örgütlüyorsunuz? Yapamayacağınız, altından kalkamayacağınız bir girişimi neden başlatıyorsunuz?

Türkiye, zaten handikaplı olduğu bir alanda yeni bir gol yemiştir. Bundan sonra kimse, Türkiye'nin "gelin, tüm belgeleri, tüm arşivleri açalım ve tarihçileri tartıştıralım" lafına inanmayacaktır.

* * *

HANGİ HUKUKTAN SÖZ EDİYORUZ?..

Beykoz Belediye Encümeni, 3'e karşı 4 oyla Acaristanbul'un yıkılmasına karar verdi.

Büyük bir komedi oynandı.

Yıllardan beri, Acaristanbul'un yapımı sürüyor. Tüm izinleri veren makam Beykoz Belediyesi. İnşaat yıllardır devam ederken kimse sesini yükseltmiyor. Sonra aniden, Çevre Bakanlığı Acaristanbul felaketini keşfediyor. "Vay efendim, bu ne biçim iştir" deyip, olayı Danıştay'a taşıyor.

Karar: Yıkılsın.

Ne eski, ne de yeni belediyeler kıllarını kıpırdattılar. Çok öncelerden başlayarak, bugüne kadar yaptıkları tüm usülsüzlükler görmezden gelindi. Arada alınan mahkeme kararları unutuldu.

Beykoz Belediye Encümeni üstüne öylesine bir baskı yapıldı ki, sonunda karar çıktı.

Şimdiden söylüyorum, Acaristanbul'da eğer bir yolsuzluk var ise, bunu düzeltmenin yolu 142 villanın yıkımı değildir.

Göreceksiniz, orada korkunç bir hayalet kent kalacak. Bölge savaş alanına dönecek. Başta yanlış yaptık, yolsuzluk yaptık, yakalanınca da en kötü yöntemle harekete geçiyoruz.

Sonra da, Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu iddia ediyoruz.

Hadi canım sizde...

* * *

SON DESTEKÇİMİZ DE SİYASETİ BIRAKIYOR

Bazılarımız için, Fransız Devlet Başkanı Chirac Türk düşmanıdır. Ermeni sorunundaki tutumu, AB sürecinde aldığı bazı kararlar tepkiyle karşılandı, yerden yere vuruldu. Olsa, Chirac gerçek bir Türk dostuydu. Türkiye'nin stratejik değerini en iyi bilen Avrupalı liderlerin başında geliyordu. Ona haksızlık etmemeliyiz.

Eğer Chirac, siyasi risk alarak, Türkiye'yi desteklememiş olsaydı, Avrupa Birliği'nden müzakere tarihi kararı çıkmazdı. Chirac, Fransız kamuoyundaki tepkilere ve Sarkozy'nin tüm baskısına rağmen, müzakere sürecini başlattı. Eğer itiraz etse, ne Alman ne de İngiltere'nin, böyle bir tarihi almaya gücü yeterdi. Bana bizzat Almanya'nın eski başbakanı Schröder anlattı. "2003 yılında eğer Chirac bana tam destek vermeseydi, Türkiye'ye tarih veremezdik" dedi.

Fransız Devlet Başkanı, en zor işi başarıp Türkiye'ye yeşil ışık yakılmasını sağladıktan sonra iç politika baskısı altında kaldı. Bizim tepki gösterdiğimiz kararlara imza attı. Her politikacı gibi, bunları yapmak zorundaydı. Yine de, ne olursa olsun toplum olarak Jacques Chirac'a bir teşekkür borcumuz var. O, Fransa ile Türkiye arasındaki, belki de son bağ idi.

Chirac'ın gidişiyle, Türkiye'yi destekleyen eski dörtlüden sonuncusu da sahneden ayrılmış oldu. Alman Schröder ve İtalyan Berlusconi'nin dönemleri kapandı. İngiliz Blair'in etkisi bitti.

Türkiye bundan böyle, Avrupa'nın fırtınalı denizinde tek başına yelken açacak. Bizi limanına kabul edip, destek verecek kimse yok.

Bundan böyle işimiz daha da zorlaşacak.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Yine yükselen milliyetçilik
ATATÜRKÇÜ ve milliyetçi kitap yayınlarında ci...
Çetin ALTAN
Köyceğiz'deki bahçede bir limon ağacı ve üstünde 68 limon, sapsarı
Bazen bir, bazen iki ay arayla Köyceğiz'e kad...
Melih AŞIK
Telefona itiraz
Hükümet Telekom'un yüzde 55'ini özelleştirme ...
Fikret BİLA
Kuzey Irak'a müdahale tartışması
Türkiye'nin Kuzey Irak'a askeri müdahalesi sü...
Hasan CEMAL
Sarıkız Operasyonu, derin komplo!
Mısır'ın Kızıldeniz kıyısındaki Şarm El Şeyh ...
Güneri CIVAOĞLU
Raporlar mevsimi
Cumartesi günü "Cumhurbaşkanı savaşlarının ön...
Abbas GÜÇLÜ
MEB'in OKS şaşkınlığı!
OKS'deki yeni düzenlemeler anlaşılan o ki sad...
Hurşit GÜNEŞ
Gurbetçilerde de işsizlik yoğun
Ülkemizin nüfusu 70 milyonu aşıyor. Ancak ülk...
Nail GÜRELİ
Saklanan cumhurbaşkanı adayı
Yaygın beklentinin aksine, Başbakan Recep Tay...
Sami KOHEN
Jest mi, şov mu?
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, geçen oc...
Metin MÜNİR
Gizli tarih: İsrail-Kürt ilişkileri
İsrail İran ilişkileri her zaman şimdi olduğu...
Hasan PULUR
Haydi bekârlar evlenin!..
BİR okur telefon etti, kendi deyimiyle, "Hayı...
Meral TAMER
Meslek liselerine neşter zamanı
Önümde mesleki eğitimi, iş dünyası perspektif...
Ece TEMELKURAN
Dil yarası
Diyarbakır Tabip Odası, 1996'dan beri verdiği...
Osman ULAGAY
Erdoğan'ın buzda dansı ve bel fıtığı
Yakın çevremde yaşanmış örneklerden edindiğim...
Güngör URAS
Yabancılar alışveriş merkezi ve işhanı peşinde
Yabancılar alışveriş merkezi ve iş hanı satın...
M. Ali BİRAND
Yapamayacaksak neden çağırıyoruz?
SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Al...

© 2006 Milliyet