Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kâğıt üstünde kalmasın...


ULUSLARARASI toplantılarda -her zaman olmasa bile- uyuşmazlıklar üzerinde bir mutabakat sağlamak mümkün olabiliyor. Diplomasinin hüneri bu tür toplantılardan tüm tarafların tatminkâr bulacağı bir ortak bildirinin ya da deklarasyonun çıkmasını da sağlayabiliyor.
Bu, tartışılan konuda tüm ilgililerin gerçekten anlaştığı ve daha önemlisi, herkesin giriştiği angajmanı yerine getireceği anlamına gelir mi?
Bu bağlamda bazı başarı örnekleri var tabii. Ama açıkçası, yakın geçmişte, birtakım anlaşmaların, henüz mürekkebi kurumadan uçup gittiği çok görülmüştür.
Geçen hafta sonu Bağdat'ta Irak'a komşu ülkelerle Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve üç uluslararası örgütün temsilcilerinin katılımıyla yaptığı "genişletilmiş" konferans, bize bu "genel" olguyu çağrıştırdı.

Toprak bütünlüğü
Önceki gün İstanbul'da bazı köşe yazarlarıyla bir araya gelen Başbakan'ın dış politika başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanlığı Irak özel temsilcisi Oğuz Çelikkol ile yukarıda değindiğimiz soruları tartışmak olanağını bulduk.
Bağdat toplantısından sonra yayımlanan deklarasyonun en önemli maddesi, Irak'ın toprak bütünlüğü, milli birliği ve egemenliği ilkesine "tüm katılımcıların" verdiği destekle ilgili. Bu önceki günkü yazımızda belirttiğimiz gibi, Türkiye'nin Irak krizinin başından beri savunageldiği bir prensiptir. Buna şimdi komşu ülkelerin yanı sıra, Güvenlik Konseyi'nin beş "büyükleri"nin, ayrıca BM, İKÖ ve Arap Birliği temsilcilerinin katılması gerçekten önemli bir gelişme.
İlk bakışta deklarasyonun bu bölümündeki ifadeler, "malumun ilanı" olarak algılanabilir. Aslında büyük veya küçük, yakın veya uzak, Irak'la ilgili tüm ülkeler resmi beyanlarında bu ülkenin toprak bütünlüğünden ve milli birliğinden yana bir tavır içindeler. Aksini söyleyen, yani "Irak dağılsın, o topraklarda yeni devletler kurulsun" diyen yok tabii...
O halde, bu deklarasyonun "kıymeti harbiyesi" nedir? Türk yetkililerinin deyişiyle, bu, "bütün bu ülkeler için bağlayıcı yeni resmi bir taahhüttür"...
İleride bunun aksi bir davranış veya beyan, bu angajmanın ihlali anlamına gelir...
Bu bildiriyle, Irak'ın bütünlüğü konusunda böyle bir uluslararası konsensüsün ifade edilmesi, aynı zamanda ayrılıkçı emelleri olanlara -açıkçası bazı Iraklı Kürt yöneticilere- yönelik güçlü bir mesaj ve uyarı niteliğini taşıyor...

Terörle mücadele
Deklarasyondaki diğer önemli bir madde de terörizme karşı mücadeleyle ilgili. Bu bölümde, "tüm katılımcıların Irak hükümetinin terörizme karşı savaşına destek verdikleri" belirtiliyor.
Irak'taki saldırıların "terörizm" olarak nitelendirilmesi ve buna İran dahil, tüm ülkelerin katılması, anlamlı. Bilindiği gibi, İran Irak'taki bazı terörist gruplara yardım etmekle suçlanıyor. Tahran ise bunu reddediyor. Bakalım pratikte bu taahhüdün hayata geçirilmesi mümkün olacak mı, yoksa farklı algılamalar ve değerlendirmeler nedeniyle bu da kâğıt üstünde mi kalacak?..
Aynı paragrafta, terörist zanlılarının ortak sınırlardan sızmalarının men edilmesi de öngörülüyor. Bundan kastedilen sadece Irak'a bazı komşu ülkelerden (Suriye gibi) "sızmalar" değil herhalde. Kuzey Irak'tan Türkiye'ye "sızmalar" da bunun kapsamında sayılmalı... Bu husus da toplantıya "katılanların" ortak tavrı. Ve deklarasyona yansıyan bir taahhüt... Yeter ki bu da kâğıt üstünde kalmasın...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Nutuk' satışlarında patlama
ATATÜRK'ÜN Nutuk adlı kitabının satışlarında ...
Çetin ALTAN
Bir fırtına, bir fırtına...
Köyceğiz'de gündüzleri sıcaklık gölgede 20 de...
Melih AŞIK
Beyaz komedi!
Komediye bakınız... İktidar "Sağlıkta Reform"...
Fikret BİLA
Çiçek'ten Çankaya yorumu
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek,...
Hasan CEMAL
Elde sopa nereye kadar?
Kuzey Irak, Kürtler, Kerkük... Ya da Talabani...
Güneri CIVAOĞLU
Yarısı geçti...
Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde "kritik 4 buçu...
Can Dündar
DEV-GENÇ 12 Mart'ı destekledi mi?
Ben, destekledi diye biliyorum.
Hurşit GÜNEŞ
Tüketici hakkı demokraside bir aşamadır
Bugün Dünya Tüketiciler günü. Ancak her yıl g...
Doğan HEPER
Cumhurbaşkanı yok, ya lider?
TEMEL, Eminönü'nde umumi helada işiyormuş. Ya...
Semih İDİZ
Türkiye Irak'ta ektiğini biçiyor
Bağdat'ta geçen hafta sonu üst düzeyli memurl...
Sami KOHEN
Kâğıt üstünde kalmasın...
ULUSLARARASI toplantılarda -her zaman olmasa ...
Hasan PULUR
Bu memleket eşkıyaya teslim...
MİNİBÜSLERİN İstanbul yollarında yeni yeni bo...
Derya SAZAK
Nevruza doğru
21 Mart öncesi Güneydoğu'da gerilim tırmanıyo...
Meral TAMER
Ar-Ge üssünde 3 ayda 3 intihar
Eskiden iş bulamadığı için bunalıma girenleri...
Yaman TÖRÜNER
Kredi kartı kullananlar yeterince korunmuyor
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ...
Güngör URAS
Dövizde geleni tutmaya çalışıyoruz
Küresel piyasaların "dalgalanması", dünyada d...
Serpil YILMAZ
Kadınların seçme ve seçilme yılı!
Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı? TBM...
M. Ali BİRAND
Bakalım, Erdoğan bizi şaşırtacak mı?
Tayyip Erdoğan Başbakan olduğu günden itibare...

© 2006 Milliyet