Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu memleket eşkıyaya teslim...


MİNİBÜSLERİN İstanbul yollarında yeni yeni boy gösterdiği yıllarda anlatılırdı...
Hiçbir örgüte bağlı olmayan minibüs şoförleri İstanbul'u kasıp kavuruyorlardı; ne kural dinliyorlardı, ne işaret, ne levha, ne ışık... Kapıdan sarkan çığırtkan muavin yolda adam topluyor, şoför de uzaktaki adamı kapmak için herkesi solluyor, birbirleriyle yarışıyorlardı...
* * *
O sırada bir laf çıktı ortaya, doğru mu, yanlış mı bilinmez, ama anlatanlar ısrarlıydı:
"Bir trafik komiseri çıkmış, ortalığı kasıp kavuruyormuş, minibüs şoförlerinin canına okuyormuş!"
Peki, ne yapıyormuş, ceza mı kesiyormuş?
Meğer onun cezası bambaşkaymış; yakaladıklarını Yenikapı'dan denize atıyormuş!
Olacak iş değil, böyle şey olur mu?
Gazeteciler, komiserin peşine düştüler, kim bu?
Lakin ser veriyorlar, sır vermiyorlar, hatta denize atıldığı iddia edilen minibüs şoförü bile, "Yok öyle şey!" diyor.
* * *
PEKİ, denize atılan şoför boğulmaz mı?
Öyle yerden denize atıyormuş ki şoför bir batıyor bir çıkıyor, kayalıklara tutunuyor, ama sırılsıklam orada tünüyor, korkudan karaya çıkamıyormuş...
* * *
MALUM biz de bir hikâye çıktı mı, yenileri gelir.
Bu defa eşkıyalık yapan şoförlerin "Kilyos cezası" başlamış... Bir polis şefi, eşkıyalığa özenenleri gece yarısı Kilyos'a götürüyor, orada bırakıyormuş... Kışın soğuğunda yağmurunda, rüzgârında gece yarısı Kilyos'a atılan adamın halini düşünün...
* * *
BUNLARIN hiçbirine "Aferin, eline sağlık!" denilemezdi...
Denilemediği için, bunlar hikâye çizgisinde kaldı. Ne Yenikapı sahillerinde şoförleri denize atan komiserin ne de Kilyos sürgünü yapan polis şefinin kim olduğu anlaşıldı; var olup olmadıkları bile bilinmiyor...
* * *
GEÇEN gün Sarıyer sahilindeki misli görülmemiş bir faciayı televizyonda seyredince, gazetelerde okuyunca aklımıza bunlar geldi.
İki maganda, şehir eşkıyası kendilerinden yol isteyen iki kardeşin ölümüne sebep olmuşlar. Birini dövüp denize atmışlar, kardeşi, ağabeyini kurtarmak için denize atlamış, ikisi de boğulup ölmüş...
Maşallah eşkıyaların suç sicili de pek parlak, adam yaralamaktan dövmeye, ateş etmeye kadar bir sürü sabıka...
* * *
ŞİMDİ ne olacak?
Sızan haberlere göre "ağabeyi" dövdüklerini kabul ediyorlarmış, ama "Kaçarken denize düştü!" diyorlarmış...
Kardeşini ise hiç tanımıyorlarmış, o ağabeyini kurtarmak için denize atlamış, boğulmuş...
Muhteremler masum!
Zaten Emniyet Müdürlüğü'nden çıkarken, foto muhabirleri ile kameramanlara pek nazik saldırmalarından belli!!!
* * *
ADALETİN tahmini yapılmaz, hâkim kanunlara bakarak iki tarafın da hal ve tavrını dikkate alarak karar verir.
Acaba bu adamlar kaç ay içeride kalırlar?
Birkaç ayda çıkarlarsa sürpriz olur mu?
Herifin biri pompalı tüfekle sokakta ateş ediyor, mermilerden biri 7 yaşındaki çocuğun sağ bacağına geliyor, çocuğun sağ ayağı kesiliyor, ömür boyu topal...
Eşkıyaya ne ceza veriliyor?
85 gün cezaevinde yatıyor, sonra tahliye ediliyor, mahkeme bitiyor, 8 ay hapis, bu da para cezasına çevriliyor, 4800 YTL...
Ömür boyu sakat kalmanın bedeli, 4800 YTL...
* * *
HAYIR, Türkiye bu kanunlarla yönetilemez...
İstanbul'da 1950 affından sonraki hava esiyor.
"Demokratlar" iktidara gelir gelmez af çıkardılar, şehir eşkıyası da "Bu memlekette demokrasi var!" diye sokağa döküldü...
Cemal Nadir'in bir karikatürünü hatırlıyoruz, eşkıyanın elinde tabanca, belinde saldırma, basıyor, narayı:
"Heyytt lan! Memlekette demokrasi var, var mı bana yan bakan!"
Eşkıyanın narasıyla pencerelere koşan halk, herifi görünce hemen içeri kaçıyor.
O karikatür bugünkü İstanbul'u anlatır.

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Nutuk' satışlarında patlama
ATATÜRK'ÜN Nutuk adlı kitabının satışlarında ...
Çetin ALTAN
Bir fırtına, bir fırtına...
Köyceğiz'de gündüzleri sıcaklık gölgede 20 de...
Melih AŞIK
Beyaz komedi!
Komediye bakınız... İktidar "Sağlıkta Reform"...
Fikret BİLA
Çiçek'ten Çankaya yorumu
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek,...
Hasan CEMAL
Elde sopa nereye kadar?
Kuzey Irak, Kürtler, Kerkük... Ya da Talabani...
Güneri CIVAOĞLU
Yarısı geçti...
Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde "kritik 4 buçu...
Can Dündar
DEV-GENÇ 12 Mart'ı destekledi mi?
Ben, destekledi diye biliyorum.
Hurşit GÜNEŞ
Tüketici hakkı demokraside bir aşamadır
Bugün Dünya Tüketiciler günü. Ancak her yıl g...
Doğan HEPER
Cumhurbaşkanı yok, ya lider?
TEMEL, Eminönü'nde umumi helada işiyormuş. Ya...
Semih İDİZ
Türkiye Irak'ta ektiğini biçiyor
Bağdat'ta geçen hafta sonu üst düzeyli memurl...
Sami KOHEN
Kâğıt üstünde kalmasın...
ULUSLARARASI toplantılarda -her zaman olmasa ...
Hasan PULUR
Bu memleket eşkıyaya teslim...
MİNİBÜSLERİN İstanbul yollarında yeni yeni bo...
Derya SAZAK
Nevruza doğru
21 Mart öncesi Güneydoğu'da gerilim tırmanıyo...
Meral TAMER
Ar-Ge üssünde 3 ayda 3 intihar
Eskiden iş bulamadığı için bunalıma girenleri...
Yaman TÖRÜNER
Kredi kartı kullananlar yeterince korunmuyor
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ...
Güngör URAS
Dövizde geleni tutmaya çalışıyoruz
Küresel piyasaların "dalgalanması", dünyada d...
Serpil YILMAZ
Kadınların seçme ve seçilme yılı!
Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı? TBM...
M. Ali BİRAND
Bakalım, Erdoğan bizi şaşırtacak mı?
Tayyip Erdoğan Başbakan olduğu günden itibare...

© 2006 Milliyet