Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dövizde geleni tutmaya çalışıyoruz


Küresel piyasaların "dalgalanması", dünyada döviz hesaplarında hareketin başlaması demek. Dünyada değişen şartlara bakarak aracı kurumlar dövizi riskli ülkelerden başka yere taşır. Bu hareket sonucu bazı ülkelerde hisse senetleri, tahviller nakde çevrilir. Dövizler bir ülkeden öbür ülkeye götürülür.
Bu hareketin arkasında döviz sahiplerinin ve aracı kurumların 2 endişesi vardır: (1) Risk endişesi. Anaparası batmasın. (2) Gelir endişesi. En yüksek getiri nerede ise para orada değerlendirilsin.
Burada önemli olan bir nokta daha var: Dalgalanma başlayınca, paralar buhar olmuyor. Yastık altına girmiyor. Bir ülkeden bir başkasına, borsadan çıkarak tahvile, tahvilden çıkarak borsaya gidiyor.

Döviz kazanamıyor, borçlanıyoruz
Piyasalar dalgalanınca neden telaşa kapılıyoruz? Çünkü biz ihtiyacımız olan dövizi kazanamıyoruz. Başkalarının dövizini kullanarak ekonomiyi ayakta tutuyoruz. Bu nedenle (1) Gelen dövizin yurtdışına çıkmaması önemli. (2) Yurtdışından ülkeye devamlı olarak şu veya bu şekilde döviz girmesi önemli.
(1) Daha önce gelen, her an dışarıya çıkabilecek dövizlere biz "sıcak para" diyoruz. Sıcak para olarak gelen döviz, "yüksek getiri" (faiz, temettü geliri) için geliyor. Ocak ayı sonunda ülkeye bu tür gelen yabancılara ait (yurtdışı yerleşiklere ait) döviz 71 milyar dolar. Bunun 37 milyar doları borsada, hisse senetlerine bağlanmış. 29 milyar dolarıyla tahvil-bono satın alınmış. Endişemiz, yabancıların hisse senetlerini, tahvilleri ve bonoları satarak YTL'den dövize dönmeleri ve dövizi alıp yurtdışına götürmeleri.
(2) Yurtdışından döviz girişinin devam etmesi zorunluluğu var. Döviz girişi kesilir veya azalırsa, döviz çarkını döndüremeyiz.

Dövizsiz kalmaktan korkuyoruz
(a) Ülkenin döviz gelir-gider hesabı ödemeler bilançosundan izleniyor. Bu bilançonun birinci bölümü ülkenin döviz açığını gösteriyor. Buna cari açık deniliyor. 2006 yılında yıllık döviz açığımız 31 milyar dolardı. 2006 yılında sermaye hareketiyle (doğrudan yabancı sermaye, portföy yatırımı ve kredi olarak) ülkeye 45 milyar dolar girdi. Bu sayede dolar ucuz ucuz satıldı. Bu sayede ucuz ithalat yapıldı. Enflasyon geriledi. 2007 yılında ülkeye benzer şekilde döviz girişinin devamı zorunlu.
(b) Sermaye hesabıyla ülkeye her yıl giren döviz kredisinin net rakamı izleniyor ama, döviz kredisinin bir de stoku var. Kısa vadeli döviz kredisinin stokunun büyüklüğü çok önemli. Çünkü, adı üzerinde, vadesi kısa. Krediyi kullanan ödeyecek, tekrar borçlanacak, tekrar ödeyecek. Döviz kredisi musluğu kapanırsa, çark durur. 2007 Ocak ayında kısa vadeli borç stoku 36 milyar dolar. Bunun 15 milyar doları bankalarımızın, 18 milyar doları özel sektörün döviz borcu.
İşte bütün bunlar için, "Ya gelen döviz giderse, ya yenisi gelmezse" diyerek uykularımız kaçıyor. Buna da "ekonominin kırılganlığı" deniliyor.

"Sıcak para" diye adlandırılan yabancıların yatırımları
20062007
Hisse senetleri26.36137.925
İç borçlanma kâğıtları13.79829.554
- YTL DİBS11.70526.302
- Yab. para DİBS2.0933.252
Mevzuat toplamı3.6464.137
- Döviz mevduatı2.8843.174
- YTL mevduatı762963
Toplam sıcak para41.71271.616


Cari açığı (döviz açığı) kapatan yıllık sermaye girişi
20042006
Cari açık-15.604-31.460
Sermaye girişi17.75245.244


Kısa vadeli dış borç stoku
AralıkOcak
20032007
Merkez Bankası2.8602.496
Bankalar9.69215.049
Özel sektör10.46118.582
Toplam kısa v. borç23.01336.127


guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Nutuk' satışlarında patlama
ATATÜRK'ÜN Nutuk adlı kitabının satışlarında ...
Çetin ALTAN
Bir fırtına, bir fırtına...
Köyceğiz'de gündüzleri sıcaklık gölgede 20 de...
Melih AŞIK
Beyaz komedi!
Komediye bakınız... İktidar "Sağlıkta Reform"...
Fikret BİLA
Çiçek'ten Çankaya yorumu
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek,...
Hasan CEMAL
Elde sopa nereye kadar?
Kuzey Irak, Kürtler, Kerkük... Ya da Talabani...
Güneri CIVAOĞLU
Yarısı geçti...
Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde "kritik 4 buçu...
Can Dündar
DEV-GENÇ 12 Mart'ı destekledi mi?
Ben, destekledi diye biliyorum.
Hurşit GÜNEŞ
Tüketici hakkı demokraside bir aşamadır
Bugün Dünya Tüketiciler günü. Ancak her yıl g...
Doğan HEPER
Cumhurbaşkanı yok, ya lider?
TEMEL, Eminönü'nde umumi helada işiyormuş. Ya...
Semih İDİZ
Türkiye Irak'ta ektiğini biçiyor
Bağdat'ta geçen hafta sonu üst düzeyli memurl...
Sami KOHEN
Kâğıt üstünde kalmasın...
ULUSLARARASI toplantılarda -her zaman olmasa ...
Hasan PULUR
Bu memleket eşkıyaya teslim...
MİNİBÜSLERİN İstanbul yollarında yeni yeni bo...
Derya SAZAK
Nevruza doğru
21 Mart öncesi Güneydoğu'da gerilim tırmanıyo...
Meral TAMER
Ar-Ge üssünde 3 ayda 3 intihar
Eskiden iş bulamadığı için bunalıma girenleri...
Yaman TÖRÜNER
Kredi kartı kullananlar yeterince korunmuyor
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ...
Güngör URAS
Dövizde geleni tutmaya çalışıyoruz
Küresel piyasaların "dalgalanması", dünyada d...
Serpil YILMAZ
Kadınların seçme ve seçilme yılı!
Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı? TBM...
M. Ali BİRAND
Bakalım, Erdoğan bizi şaşırtacak mı?
Tayyip Erdoğan Başbakan olduğu günden itibare...

© 2006 Milliyet