
2469 gün
24 Mart'ta Milli Takım'ın karşılaşacağı Yunanistan, FIFA sıralamasında 13'üncü basamakta. Onları yenebilirsek, tam 2469 gün sonra ilk kez FIFA sıralamasında üstümüzde yer alan bir takımı devirmiş olacağız
Sepp Piontek döneminde Türk Milli Takımı'nın toplam 4 galibiyetinin ikisi, FIFA sıralamasında üstünde yer alan Danimarka ve Bulgaristan'a karşı idi. Piontek'in varisi Terim, 27 Ekim 1993'te Milli Takım'ın başında ilk maçında Polonya'yı 2-1 mağlup ettiğinde Türkiye 67, Polonya ise 44 basamak üstünde, 23'üncü sırada... Terim'in görevdeki ikinci sınavında yendiği Norveç ise FIFA dünya listesinin 5'incisi idi. Terim, iki buçuk yılda Milli Takım'ı 38 basamak yukarı taşıyıp bayrağı Denizli'ye teslim etti. Bu dönemde de Türkiye, FIFA listesinin üçüncüsü Almanya ve onuncusu Hollanda gibi devleri yendi. 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Belçika'da ev sahibi rakibini Hakan Şükür'ün golleriyle 2-0 mağlup eden A Milliler, o gün itibariyle (19 Haziran 2000) FIFA sıralamasında 35'inci, rakibi ise 30'uncu durumda idi. Bu maç, A Milli Futbol Takımı'nın FIFA sıralamasına göre kendinden güçlü bir rakibini yendiği son müsabaka oldu.
Güneş dönemi
Türkiye'nin kendisinin üstünde herhangi bir rakibini yenemediği 7 yıla yaklaşan periyot, Denizli'nin görevi bıraktığı gün, Euro 2000 çeyrek finalindeki Portekiz maçıyla başladı. Milli Takım'ın Dünya Kupası ve Konfederasyon Kupası'nda üçüncü olup, Euro 2004'e katılamadığı Şenol Güneş döneminde Türkiye, FIFA sıralamasında üstünde yer alan 11 takımla oynadı ve bu maçların hiçbirini kazanamadı. Şenol Güneş döneminde sıralamada üstümüzde yer alırken yenemediğimiz ilk rakipler İsveç (2 kez), Fransa, Hollanda ve Slovakya...Dünya Kupası
2002 Dünya Kupası'nda kıtasından herhangi bir rakiple oynamadan dünya üçüncüsü olan Türkiye, Kore'ye giderken FIFA sıralamasında 22'nci durumda idi. Grup maçında yendiği Çin 50, ikinci turda geçtiği Japonya 32, çeyrek finalde elediği Senegal 42, üçüncülük müsabakasında mağlup ettiği Kore ise kupaya gelirken 40'ıncı basamakta idiler. Grup maçında berabere kalınan Kostarika 29, iki kez mağlup olunan Brezilya ise 2'nci basamaktan dünya kupasına katıldılar.Konfederasyon Kupası'na da dünyanın 7'nci büyüğü olarak giden Türkiye, birinci sıradaki Brezilya'yla berabere kalıp, ikinci Fransa'ya ve 16'ncı Kamerun'a 3-2 mağlup oldu. 9'uncu ABD'yi ve 22'nci Kolombiya'yı ise 2-1'le geçen Türkiye, Konfederasyon Kupası'ndan da kendinden FIFA sıralamasına göre- güçlü herhangi bir rakibi yenmeden üçüncü ayrıldı.
Ekim 2003'te kendinden iki basamak üstteki İngiltere ile İstanbul'da berabere kalarak grup ikincisi olan Türkiye, Kasım'daki play-off'larda 49 basamak altındaki Letonya'ya elenerek Euro 2004'ün dışında kaldı.
Yanal ve Terim
Güneş'ten dünya sıralamasında 8'inci sıradaki Türk Milli Takımı'nı devralan Yanal, hazırlık maçlarında 89'uncu Avustralya'yı ve 20'nci Kore'yi geçti. 2006 elemelerinde beraberlik aldığımız Danimarka ile 15'inci, Yunanistan ile 14'üncü, Gürcistan ile de 112'nci sıradayken karşılaştık. Yanal'ın görevdeki ilk maçında yendiği (16'ncı) Belçika ise, onun döneminde -FIFA sıralamasına göre- mağlup edilen en güçlü takım.Fatih Terim'in Türkiye'yi 12'nci basamakta teslim aldığı ikinci görev dönemine bakıldığındaysa, milli takımın dünyanın 14'üncü büyüğü Danimarka ile berabere kalıp, 15'inci Almanya, 36'ncı İsviçre ve 39'uncu Ukrayna'yı yendiği görülüyor.
Mart ayı itibariyle açıklanan FIFA sıralamasında Türkiye, 27'nci durumda. Evet Milli Takım'ın esas problemlerinden birisi sevgili Mehmet Demirkol ve Attila Gökçe'nin de köşelerinde belirttiği gibi "Budur" diyebileceğimiz bir kadroya sahip olmamamız. Ama ondan daha büyük derdimiz, "Büyüklerle savaşabilecek forma ağırlığını sahaya koyamamamız". Büyük maçları kazanmanın yolu da, o alışkanlığa ve tutkuya sahip bir hocaya (ve birkaç oyuncuya) sahip olmaktan geçer. Oyuncu listemizin çok iç açıcı olmadığında hem fikiriz. Ama neyse ki, hocanın bu yeterliği ve bu alışkanlığı var...
Bono'suz U2
Geçtiğimiz hafta sonu görevli olduğum üç maçın hepsi, enteresan bir şekilde 3-3 bitti... Cuma akşamı kalitesiz ama heyecanlı Sakarya-Kayseri kapışması, Pazar günü tempolu, kaliteli ama ruhu eksik Chelsea-Tottenham... Cumartesi gecesiyle tempolu, dişe diş, bütün duyguların en tepede yaşandığı gerçek bir futbol ziyafeti, Barcelona-Real Madrid...Real Madrid'de orta yaşlı oyuncu sayısının azlığı, zaten bu maçta çözebileceğiniz bir problem değil... 23 yaş altı ve 30 yaş üstü oyuncu sayısının fazlalığı, 1998 Dünya Kupası'ndaki Almanya Milli Takımı'nı ve hatta bugünün Galatasaray'ını çağrıştırıyor. Halbuki başarı genelde, futbolun olgunluk çağı sayılabilecek 24-29 yaş arası oyuncularla geliyor...
Barcelona'daysa eksik olan takım ruhu... Geçtiğimiz yıl başarıyı getiren arkadaşlık, Şampiyonlar Ligi'nden eleniş ve Eto'o'nun takımdan ruhen kopmasıyla kaybolmuş gibi... Özellikle 45'te Eto'o'nun çıkmasıyla Barça çok düştü oyundan... Eto'o'suz Barça, Bono'suz U2 gibi... Neyse ki Barça'da U2'da olmayan bir söz yazarı daha var: Lionel Messi...
Güzel haberler
Geçtiğimiz hafta, Muş Merkez Şehit Üsteğmen İzzettin Polat İlköğretim Okulu'nun kütüphane kurmak için kitap ihtiyacına yer vermiştik bu satırlarda. Yardım eli, bireysel olarak onlarca okurumuzdan ve de Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencilerinden geldi. Bu okulda 10'uncu sınıfta okuyan Emrah Temizkan, Kadıköy Anadolu'da Muşlu kardeşleri için bir kitap kampanyası başlattıklarını yazmış e-mailinde.
...
Bu köşede yer alan bir diğer yardım çağrısı, Vanlı Maşallah'ın sanat eğitimi alma hevesine destek de, Sony BMG Türkiye'den, Ozan Bosun aracılığı ile geldi. Maşallah, kendisine gönderdiğiniz kasetleri, dökümanları almış Ozan Bey... İrtibatınızın süreceğini umut ediyorum, Maşallah'la...
Önerileri ve paylaşımlarıyla destek veren okurlarımızın hepsine en derin saygı ve muhabbetlerimle.
umeleke@milliyet.com.tr

