Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Mart 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sanat yassah


Devlet Tiyatrosu sanatçıları dizilerde oynayamayacaklar. Oynarlarsa devlet memurluğundan istifa edecekler. Bence "çok yanlış bir karar". Devlet Opera ve Balesi'nin başında olan değerli sanatçı Meriç Sümen'in yaşamından bir kesitle belki yanlışlığı çarpıcı bir örnekle ortaya koymuş olurum.
Anlatayım...

Örnek eş
Meriç Sümen'in eski eşi mimar Kayhan Bakan, ilk gençlik yıllarından yakın arkadaşımdır. Ankara Koleji'nde basketbol oynardı. Güzel dans ederdi. Çok iyi dosttur. Kolejin popüler öğrencisiydi. Üniversiteyi Danimarka'da okudu. Kraliyet Akademisi'ni bitirdi. Parlak ve umut veren bir mimar olarak Türkiye'de çalışmaya başladı. Bir süre sonra da dönemin ve bütün zamanların en iyi Türk balerini Meriç Sümen'le evlendi. Yıllar geçti. Meriç Sümen başarıdan başarıya uçuyordu. Fakat Kayhan'dan beklediğim mimari performansa tanık olamıyordum. Bir söyleşimizde çok duyarlı olduğunu bildiğim bu arkadaşıma "kariyer grafiğinde beklediğim tırmanışın neden olmadığını" sordum.
Yaşamımda duyabileceğim en şövalye yanıtı verdi:
"Ben Türkiye'nin yetiştirdiği küresel bir değerin eşiyim. Böylesine büyük bir sanatçının ayrıntılarla uğraşmaması, sadece sanata yoğunlaşması gerekir. Ama, devletin verdiği maaşla bunu yapabilmesi mümkün değil. Ben onun sanat dışındaki bütün hizmet gereksinimini karşılıyorum. O nedenle çok sevdiğim mesleğimde frene bastım. Hem Meriç'e hem de onun temsil ettiği sanat ve kültüre hizmet ediyorum." Kayhan'ı dinlerken gözlerim buğulanmadı dersem abartmış olmam. İlk gençlik yıllarımızda da duyarlıydı, ama böylesini hiç beklemiyordum. Sürpriz oldu. Şu topraklarda hangi erkekte böyle bir saygın duyarlılık olabilir. Ne yazık ki bir süre sonra ikisinin yolları ayrıldı. Evliliği bittikten sonra Kayhan pırıltıları mimarisine yansıdı. Beyoğlu'nun ve adaların yeniden kazanılışında onun imzası var.

Doruklara sunulur...
Meriç Sümen, yansıttığım şu birkaç satırın derinliğinde yıllarca yaşadı.
Şimdi...
Türkiye'nin aynı durumdaki pek çok değerli sanatçısı, televizyon dizileri ile yaşam çıtalarını biraz olsun yükselten olanağa kavuşmuş bulunmakta. Maddi olanak da tıpkı sevgi ve alkış gibi sanatın ve yaşamın bir ödülüdür. Devlet, tiyatro, opera, bale sanatçılarına, bütçe ilkelerine göre çok sınırlı olanaklar veriyor. Sanatçılarımızı sıradan memur gibi bir statü çerçevesine hapsetmek nasıl da büyük yanlış.

Çıtayı yükseltmek
"Devlet tiyatrosu, operası ve balesi sanatçıları hatta belediye kadrolu sanatçılar büyük çoğunluğuyla okulludur..." Onlar, kadrosunda yer aldığı TV dizilerine, özel gösterilere, özel tiyatrolara düzey getiriyorlar. Yıllarca aldıkları oyunculuk eğitimlerini yansıtıyorlar. İşyerinde eğitim konsepti içinde aynı kadroda yer alan gençlere çok şey öğretiyorlar. Kaliteyi yukarılara çekiyorlar. Eğer devletin tiyatro oyunlarına çıkmadıkları gibi bir gerekçe varsa, bunun çaresi, her yıl belirli sayıda gün, devlet sahnelerinde çalışmaları zorunluluğu koymaktır. Yoksa onları bordroya çivilemek değil.

KAYAHAN'DAN SON ALBÜM
Kayahan'ın son albümü gene harika. Nasıl da büyüleyici bir dili var. "Bulutlardan bir damla olsam. Kirpiğine konsam..." Gözyaşını böylesine ifade etmek için Kayahan olmak gerek. Albümün ilk parçasında var bu söylem. "Nasıl Ayrılacağız" şarkısı bence yaza damgasını vuracak. Şeffaf Oda'da bu şarkıyı söylediğinde Pelin Batu'nun gözleri bulutlandı. Sonra damlalar yanaklarından süzülüyordu. Bir önceki albümünün tanıtımı da bizim programda olmuştu. O zaman da bir parçasını tüm yaz boyu dinlemiştim.
"Seninle her şeye varım ben...
Sen benim uğurlu yolumsun.
Yıldızlara yürürüm seninle..."
Kayahan, kanseri iki kere yendi. Uzun yıllardan sonra tekrar baba olan Kayahan'ın yorumu, "Allah bu çocuğumu da büyütmemi istedi" oldu.
Kayahan'a şarkılarının bu denli güzel olmasının nedenini sordum;
"İçimdeki Kayahan'ın birikimi ve kendini dışa içtenlikle yansıtması..." cevabını verdi.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğramacı Hoca'ya ödül
YIL 1984; Bilkent Üniversitesi kuruluyor; Tur...
Çetin ALTAN
Masmavi bir boşlukta açık bir kapı ve içinden geçen beyaz bulutlar
Öncelikle enseyi karartmamak gerekir; nasıl o...
Melih AŞIK
Doktorlara görev!
Sağlık Bakanlığı'nın yayını "Aile Hekimliği T...
Fikret BİLA
Erdoğan ve diğer 4 aday
Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı için par...
Hasan CEMAL
Kadınlar ayaklanın, maço düzeni yıkın!
Kadınlar ayaklanın ve siyaset meydanımızdaki ...
Güneri CIVAOĞLU
Sanat yassah
Devlet Tiyatrosu sanatçıları dizilerde oynaya...
Abbas GÜÇLÜ
Kim OKS şaşkını?
OKS konusunda Bakan Hüseyin Çelik'in açıklama...
Hurşit GÜNEŞ
Yabancı sermaye ileride sorun yaratabilir
Yabancı yatırımın bu aralar Türkiye'ye oluk o...
Sami KOHEN
ABD ile ilişkilerde duygusal etken...
TÜRKİYE-ABD ilişkilerindeki uyuşmazlıkların v...
Metin MÜNİR
Yanlış cenazeye ağlamak
Dünyanın en müreffeh ülkelerinden olan İsveç'...
Faik ÖZTRAK
Riskli konut kredileri küresel balonu patlatır mı?
2003 yılından bu yana yaşadığımız küresel piy...
Hasan PULUR
Sokak adları...
İstanbul'da ya da büyük şehirlerde en çok ve ...
Derya SAZAK
KA-DER afişleri
Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı? KA-...
Meral TAMER
Koç'ta bardağı taşıran son damla Migros mu?
Bir ay kadar önce büyük bir grubun CEO'suyla ...
Ece TEMELKURAN
Rocky dönüyor! Bush da!
Ne günlerdi! Sovyet yüzbaşısı, boksör Ivan Dr...
Güngör URAS
6.6 milyar dolarlık ilaç tüketiyoruz
2006'da 6.6 milyar dolarlık ilaç tükettik. Ki...
M. Ali BİRAND
Nevruz'da önemli günler yaşanacak
Dikkatlerinizden kaçmamıştır. PKK'nın liderli...

© 2006 Milliyet