Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Mart 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kırlangıçlar da geldi, leylekler de...


Çatal kuyruklu ufacık kırlangıçların, saçak altlarındaki kuytu köşelere yaptıkları yuvalar; yuvalarda yumurtadan yeni çıkmış sıram sıram gagası açık yavrularına yem taşıyarak, onları tek tek ağızlarından beslemeleri...
* * *
O sırada TBMM'de milletvekilleri; vatanı, milleti, devleti, demokrasiyi yüceltmek için, birbirleriyle sövüşe dövüşe, birbirlerinin suratlarına tükürük fırlatmaya kalkadursunlar...
* * *
Temsilcilerimizin ülke sevgisiyle, kırlangıçların yavrularını sevmesi arasındaki fark; kırlangıçların, yavrularını beslemeye çalışırken, temsilcilerimizi de vatan yavrularının besleyerek semirtmeye çalışmaları...
Ülke yavrularının açıkgözleri de, vekillerinden usulca ricada bulunuyorlar:
- Sen de beni doyursana azıcık...
* * *
Böylece demokrasimizde kimlerin kimleri beslediği sorunu; dövüşmelere, sövüşmelere, yumruklaşmalara, tükürükleşmelere neden ola ola yüceltiyor ülkemizi.
* * *
Çatal kuyruklarıyla alçaklardan fır fır uçuşup duran ufacık kırlangıçlar...
Leylekler ise kocaman kanatlarını açmış, çok yükseklerden uçmadalar. Kışı geçirdikleri binlerce kilometre uzaklıktaki sıcak diyarlardan, yazlıklarına dönüyorlar.
Ovalardan, denizlerden, ormanlardan ve onca köy, kent, kasabadan geçerek, nasıl da hiç şaşırmıyorlar bir yaz önce bıraktıkları yuvalarını.
* * *
Leyleklerle bir röportaj yapılabilseydi de, sorulabilseydi kendilerine:
- 100 yıl önce Türkiye'yi nasıl buluyordunuz, şimdi nasıl buluyorsunuz, 100 yıl sonra nasıl bulacağınızı düşünüyorsunuz, diye?
Herhalde gagalarını geriye atarak takırtılı birkaç kahkahadan sonra, şöyle derlerdi:
- Biz her zaman yolumuzu kolay buluyoruz da; Türkiye "çağdaş uygarlık düzeyine varacağım" derken, sürekli şaşırıyor ne yöne gideceğini. Yüz yıllar arasında epey farklar var yine de; geçen yüz yılın başında insancıklar Galiçya'da, Yemen'de, Sarıkamış'ta ölüp ölüp giderler ve tepelerde taht kurmuşların bağırlarına gömülürlerdi. Şimdilerde ise, özellikle ezik kişiliklerini kaba kuvvet gösterileriyle tatmin etmeye çalışan gençler; içeride birbirlerini öldürme sıtmasına tutulmuşlar gibi. 100 yıl sonra ne olacağına gelince, yaşayanlar görecek ne olacağını.
* * *
Ne kırlangıçlar, ne de leylekler paparazzilerle de oyalanmıyorlar, dış politika sorunlarıyla da, iç politika sorunlarıyla da, İstanbul'un asayiş ve trafik sorunlarıyla da...
Üstelik ne diyet yaptıkları var, ne doktora gittikleri, ne borsalarla ilgilendikleri.
Tek kırgınlıkları, insanoğlunun kartalları kendilerine yeğlemesi.
* * *
İnsanoğlu kedi olmak yerine kaplan olmaya; inek olmak yerine aslan olmaya; kırlangıç, yahut leylek olmak yerine kartal olmaya özenir.
Kendi yarattığı tarih içinde o kadar ezilip, horlanıp, sürünmüş ki; binlerce yıl boyunca büyük bir hasret birikmiş içinde, güçlü ve yırtıcı olmaya karşı.
* * *
Türkiye'de de, kendilerinin önemine inananlar; sıradan bir muameleyle, bazen de "adam yerine konmamak"la karşılaşınca, hemen sert bir sesle sormuyorlar mı:
- Benim kim olduğumu biliyor musun sen, diye?
* * *
Irak'ta Araplar bakalım daha kaç yıl öldürecekler birbirlerini?
Bizde de, kendisinden başkasını "hain" gören ve içinde öfkesi kabaranlar çoğalıyormuş gibi...
Ayrıca, kendisi katılmamak koşuluyla, sıcak bir çatışma borazancılığına soyunanlar da az görünmüyor.
* * *
Ve bunların hiçbiri, son 80 yılda Hazine'den geçinenlerin iç ve dış gezilerine toplam kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğunu merak etmiyor.
Aynı sürede ambulans alımlarına ne harcanmış olduğunu da merak etmedikleri gibi...
* * *
Yeni yavrular yetiştirmek için yazlığa gelen kırlangıçlarla leylekler ise, uçarlarken yerdeki insanoğullarına gözleri iliştikçe, sanki şöyle diyorlar:
- Sık sık uçtuğunuzu sanıyorsunuz ama; hem hayatta, hem beyninizin içinde sürünüp durmaktan da bir türlü kurtulamıyorsunuz. Bayrak direklerinizi ne kadar uzatırsanız uzatın, asla erişemezsiniz bizlere...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Bir damla su...
CEHENNEM sıcağı ve susuzluk; bu yaz böyle geç...
Çetin ALTAN
Kırlangıçlar da geldi, leylekler de...
Çatal kuyruklu ufacık kırlangıçların, saçak a...
Melih AŞIK
Biz bir aileyiz!
ANAP Mardin Milletvekili Muharrem Doğan, "Dev...
Fikret BİLA
Şener'in Çankaya için verdiği hava
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'le cumhu...
Hasan CEMAL
Varolma değil, demokrasi mücadelesi!
Bu topraklarda varolma mücadelesi Birinci Dün...
Güneri CIVAOĞLU
Soykırımda dolar izi
Ermeni soykırım tasarısı, ABD Kongresi'nde......
Can Dündar
Dışişleri'nin iç işleri
Geçen aralıkta çok özel bir buluşmaya tanıkl...
Abbas GÜÇLÜ
TEV'de 2. Koç dönemi
Türk Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı'n...
Semih İDİZ
Dışişleri'ni yaralayan bu vetonun mantığı nedir?
Dışişleri Bakanlığı, uygulamalarını kabul edi...
Sami KOHEN
Türkiye 'baypas' mı ediliyor?
Eğer konuyu sadece İstanbul ve Çanakkale boğa...
Metin MÜNİR
Laboratuvar
Ekonomide Vatan-Millet- Sakarya ekolünün tems...
Hasan PULUR
Keşke gerekçeyi açıklasaydı...
EĞER şu güne kadar, bir açıklama yapılmamışsa...
Derya SAZAK
Anket, Erdoğan'ın geri çekilişine işaret
16 Nisan'da adaylık süreciyle başlayacak cumh...
Meral TAMER
Yoksullukla mücadele projeleri dünyaya açıldı
Artık biliyoruz. eBay alışveriş kavramını dön...
Yaman TÖRÜNER
Dünya ilaç sistemini sorguluyor
Türkiye, gayri safi milli hasılasının % 6.6's...
Güngör URAS
ABD'de konut alanlar yüksek faizi ödeyemiyor
ABD'de faiz oranları düştüğünde, alt ve orta ...
M. Ali BİRAND
GS, lisenin malı değildir...
Geçen Pazar günkü Trabzonspor maçında tribünl...

© 2006 Milliyet