|
 |
|
|
Çarliston yılları geri geldi
Yeni koleksiyonunu sergilemeye hazırlanan Dilek Hanif: "1920'li yılların modasını günümüze uyarladım. Taç yaprağı şeklindeki desenleri Swarovski taşlar ve boncuklarla, dantelleri geometrik şekillerle modernize ettim. Ama bunu yaparken dönemin renklerine sadık kaldım"
BAHAR BAKIR
Moda tasarımcısı Dilek Hanif, 2007 yaz koleksiyonunu moda tarihinde "Kükreyen 20'ler" olarak bilinen, tango ve çarliston gibi dansların giyim tarzını etkilediği 1920'li yıllardan esinlenerek hazırladı.
Hanif insanların savaş psikolojisini geride bırakıp daha özgürleştiği bir dönemi yansıtan 20'lerin kadınların korselerini çıkarıp pantolonlara yöneldiği yıllar olduğunu anlatıyor. Belki de içlerindeki sıkıntıları kıyafetlerindeki işlemeler ve pırıltılı taşlarla geride bırakıyorlardı; kumaşlardaki narinlik ve hafiflik de adeta savaşın yarattığı yükün sona erdiğini müjdeliyordu.
5 Nisan'da Maserati sponsorluğunda Les Ottomans'da gerçekleşecek olan defile öncesinde, Dilek Hanif'le ofisinde 1920'ler ve 2000'lerin koşullarının ve çizgilerinin bir araya geldiği koleksiyonu üzerinde konuştuk.
Bu koleksiyonu hazırlarken size ilham veren neydi?
1920'li yıllardan ilham aldım. Çıkış noktam da cumhuriyetin kurulduğu dönem oldu. Bu dönemde Latife Hanım başta olmak üzere Türk kadınının nasıl giyindiğini inceledim. İlk kez pantolon ve tulum giyen kadın o olmuş. Ayrıca ilk kez şapka takılan bir dönem.
Genel olarak savaştan çıkmış bir millet olarak çok renkli ve coşkulu bir giyim tarzımız yokmuş. Onun için yelpazemi genişlettim ve tüm dünyada 1920'li dönem giyimini inceledim. Bu dönem dünyada tango ve çarliston müziğinin yükselişte olduğu yıllar. Müziğin ritmindeki canlılığı insanların hayatlarında ve giyimlerinde de hissediyorsunuz.
"Dönemi anlatan filmleri izledim"
Neden 1920'li yıllar?
Moda sürekli olarak kendini tekrarlar. Bundan önce Osmanlı ve Semazen koleksiyonlarını hazırlamıştım. Çünkü eski dönemlerin kesimleri günümüzde de bir şekilde kullanılıyor. Mesela uzun süredir ampir kesimler kullanılıyor. Ben de 20'lerin özelliklerini kendi çizgim ve günümüz koşullarına göre modernize etmek istedim. Çünkü özgürlüklerin yeni hissedildiği, sıkıntıların yavaş yavaş dağılmaya başladığı, canlı ve ilham verici yıllar.
Dönemin giyim tarzını anlamak için nasıl bir çalışma yaptınız?
İlk önce 1920'li yılları moda tarihi ve ansiklopedik açıdan inceledim. Hem bizde hem dünyada dönemi yansıtan filmler izledim, fotoğraflara baktım.
1920'li yıllarda kadınlar nasıl giyiniyordu?
O yıllarda insanların iç özgürlüklerini kazandığını hissediyorsunuz. Üst sınıfa ait kadınlar ilk kez korselerden çıkmış ve pantolon giymeye başlamışlar. Bu bir özgürleşme belirtisi. Bu beni çok etkiledi. Ayrıca düşük belli tasarlanan, bol dökümlü giysiler var. Eteklerde saçaklar, boncuklar, payetler, volanlar ve katlar var. Bol işleme ve nakış kullanılmış. Kısacası çok hareketli bir dönem.
Siz 1920'lerin bu özelliklerini koleksiyonunuza nasıl yansıttınız?
O dönemin desenlerini ve kesimlerini günün koşullarında giyilebilecek şekilde uyarladım. Taç yaprağı şeklindeki desenleri Swarovski taşlar, gümüş boncuklar, şeffaf malzemelerle, dantelleri geometrik şekillerle modernize ettim. Dönemin renklerine sadık kaldım. Mesela bu sene tüm dünyada metalik görüntü var. Ben de pastel ve metalik tonlara gittim. Frapan renkleri zaten sevmiyorum. Tüm elbiseler adeta çok iddialı birer mücevher oldu.
O dönemde yoğun olarak kullanılan renkler ve kumaşlar hangileri?
1920'lerde çok fazla renk göremiyoruz. Ben de bu yüzden füme, bej, gri, pudra, somon, siyah ve antresipi kullandım.
Kumaşlarda da fazla alternatif yoktu. Tül, şifon, saten ve organze gibi kumaş üzerine yoğun işlemeler vardı. Yani çok narin ve hafif kumaşlar.
Koleksiyonda kaç parça var?
35 parça var. Birkaç parçayı henüz koleksiyona koyamadan çok değerli müşterilerime satmak durumunda kaldım. Malum düğün sezonu yaklaşıyor. Onların yerine yenilerini hazırladım.
"Giymeyeceğim kıyafetleri asla yapmam"
Genel olarak tasarımlarınızı yaparken nelerden etkileniyorsunuz?
Açıkçası herhangi bir şeyden ve kişiden değil, birikimimden ilham alıyorum. Kumaşı, dikişi, malzemeyi çok iyi tanıyor, renk uyumunu biliyorum. Bunları bir bütün halinde yorumlamak çok önemli. Bunda tekstille uğraşan bir aileden gelmemin rolü büyük.
Sizce kıyafet tasarımında en önemli unsur ne?
Benim için en önemli şey ahenk. Kullanılmış her türlü modelin, nakışın, kumaşın, rengin ahenk içinde olması çok önemli. Zaten couture çalışmalarda kişiyle elbisenin örtüşmesi şart. Dekolteden çok hoşlanmıyorum. Daha çok gizemli kadını seviyorum. Haute couture çalıştığım için kıyafet kadının ruh haliyle örtüşmeli. Yoksa kadın o kıyafeti taşıyamaz.
Siz hazırladığınız bu son derece iddialı kıyafetleri giyer misiniz?
Ben önceden kendim için giyinmeyi çok severdim. Şimdi ise neredeyse kendim için hiç vakit ayırmıyorum. Bütün enerjimi Dilek Hanif markasını giyecek kadınlar için harcıyorum. Her zaman kendimi o kıyafetlerin içinde görüyorum. Ve kendim için tasarlıyormuşum gibi düşünüyorum. Asla giymeyeceğim bir kıyafet yapmam.
|
|
|

|