
Ufuktaki resim
Fenerbahçe, ilk yarıda yine geçmiş haftaların bilinen eksikleri ve özürleriyle yarışmaktaydı. Fenerbahçe gibi şampiyonluğa yelken açmış. içini puan farklarıyla doldurmuş ve finişe doğru pupa yelken giden bir kadronun ilk yarıdaki futbolu yakışıyor muydu sanki bu takıma... İlk yarının Bursaspor tarafından kaçan golleri sayı olsa acaba ikinci yarıda patlayan Fenerbahçe fırtınasının gol sayıları böylesine yağmur gibi yağabilir miydi?
İki ayrı Tuncay
Eh bütün bu cilvelerle dolu dakika ve saniyeleri belki de dünyada futbol oyununun vazgeçilmez bir hale gelmesinin başlıca sebebiydi. Çünkü ilk yarıda tanınmayacak kadar Bursaspor'un preslerine kolayca teslim olan, dar alanlardaki çıkışlarda sayısız pas hatası yapan bir takım, ikinci yarıyı nasıl olur da har vurup harman savurabilir. Tuncay'a ilk yarıda yaptığı pas yanlışları ve oyunu açma konusundaki acemiliklerini biraz da hayret ve üzüntüyle seyrettik. Ancak ikinci devredeki Tuncay'a yaptığı doğru hareketler için prim mi vermek lazım, yoksa bir başarı kupası mı, kestiremedim.Zico usta 4-4-1-1'de ısrarcı. Dün ilk yarıya bakarsanız bu formatta ısrar eden hocayı tefe koyarlar başka ülkelerde... Ancak ikinci yarıda işler düzelip kaçırdığı gollerden demoralize olan Bursaspor'da peş peşe gelen iki gol sonrasında oyuna asılmayı terk edince doğal olarak ortaya bol gollü bir Fenerbahçe şöleni sarıp sarmalamaya başlıyordu Atatürk Stadı'nı...
Evet, ikinci yarıda sahada fırtına gibi esen sarı-lacivertliler maçın kaderini ve futbol havasını tamamen Fenerbahçe renklerine boyuyorlardı. Alex'in birden bütün pozisyonları sahiplenmesi dünkü gol yağmurunun başlamasındaki en önemli sebepti.
Serdar'ı alkışladık
Fener'in oyun tarzını bir rejisör ustalığıyla yöneten Alex bence sarı-lacivertli kadroda günün kahramanıydı. Ama benim bu yorumlarından maçı tek başına Alex'in aldığını sanmayın. Deniz dün iki devrede de Fenerbahçe orta alanının bel kemiğiydi.Ayrıca kaleci Serdar'ın, Sinan Kaloğlu'nun gelişleri başta olmak üzere tüm Bursaspor'un tehlikeli adamlarının kalesine akışlarını, müthiş dikkatle rakibini takip ettiğini ve kale çizgisi üzerindeki fiziksel duruşunu ve değişkenliğini büyük bir taktirle, sevgiyle izledik. İşte kalecilik budur. Eğer yakınlarınıza çok yaklaşan rakibinizin her hareketini büyük bir itinayla izlemezseniz kaleci olarak refleksinizi asla doğru yapamazsınız. Volkan kardeşimizdeki bize göre eksiklikte budur.
Özetlersek, ligin kaderi dünkü net galibiyetten sonra matematik olarak gerçekleşmese de şampiyonluğun "ufuktaki resim"i net olarak belli olmuştur artık.
esenay@milliyet.com.tr

