Milliyet'ten okurlarına
Gazetecilikte hesap kamuoyuna verilir
Doğan Akın
Basının yasama, yürütme ve yargıdan sonra "dördüncü güç" olarak anılması, çağdaş demokratik düzenlerde üstlendiği "kamuoyunun bağımsız denetçisi" olma işlevinden kaynaklanır. Bu nedenle "haber verme" basın için bir "hak" olmaktan önce "görev"dir.
Kamuoyunu "haber alma hakkı"na kavuşturan bu görev, özgür bir basın tarafından hakkıyla yerine getirilebilir. Ancak, sorumsuzca kullanılan özgürlüğün sorunlu sonuçları olacağı da açıktır.
Özgürlük sorumluluğu, sorumluluk da denetimi gündeme getiriyor.
Öz denetim ve itibar
Türk basınına Milliyet'le giren "okur temsilciliği" uygulaması, basın konseyleri, gazetecilerin uymayı taahhüt ettikleri meslek ilkelerinin ilanı, basının kendi kendini denetleme arayışında ulaşılan sonuçlardandır.Öz denetim; haberciliği kısıtlamak bir yana basının inanılırlığını, saygınlığını ve etkisini artıran önemli bir iç süreç ve giderek yayılan çağdaş bir eğilimdir.
Gazeteciliğin evrensel ilkelerine uygun yayın yapan basın organları, dışarıdan yapılan dayatmalarla yönlendirilemezler. Hukuki çerçevenin dışına çıkan yayınlara ilişkin yargının yetki alanına giren ihtilaflar dışında dışarıdan denetim ayrıcalığı kamuoyuna aittir.
Nokta'daki andıçta Milliyet
Genellikle gazetemizde okuduğunuz dosyaları irdelediğimiz editoryal notların bu haftaki konusu, Milliyet'te yayımlanmış özel haberler değil. Çünkü Milliyet'in de adının geçtiği ve tartışması uzun süreceği anlaşılan medyaya ilişkin iki dosyayı sizinle paylaşmak istiyoruz.Nokta dergisinin son sayısında "28 Şubat'tan 10 yıl sonra Genelkurmay'dan yeni andıç" başlığıyla yayımlanan dosyadan yapılan bir özeti perşembe günü "Genelkurmay'dan basına karne" başlığıyla gazetemizde okudunuz.
Nokta'nın Genelkurmay'a dayandırdığı belgede, Milliyet için kullanılan ifadeler şöyle:
"Gazetenin aylık tirajı yaklaşık 10 milyon civarındadır. Gazetede 1 Ocak 2006- 30 Eylül 2006 tarihleri arasında 150 olumlu, 40 olumsuz haber ve yorum yayımlanmıştır. Liberal-çoğulcu bir yayın politikası benimsemekle birlikte, sol eğilimi olduğu bilinmektedir. Atatürkçülük konusunda net bir çizgisi vardır ve nesnel haber ve değerlendirmelere yer vermektedir."
Kabul edilemez ayrım
Metinde daha sonra, isimleri verilerek Milliyet yazarlarının bir bölümünün "askeri harekâtlara ve askerin siyasete müdahalesine karşı olduğu, Şemdinli olayları nedeniyle TSK'yı eleştirdiği", bir bölümünün de "nesnel yorumlarla TSK'yı değerlendirdiği" belirtiliyor.Metindeki Milliyet bölümü, "Sonuç" başlığı altında şöyle noktalanıyor:
"Gazetenin TSK aleyhinde sansasyonel haberlere hemen hemen hiç yer vermediği, akreditasyon durumunun uygun olacağı değerlendirilmektedir."
Akreditasyon kayıtları elbette sadece Genelkurmay Başkanlığı'nı bağlar. Ancak özellikle kişilerle ilgili nitelemelerde maddi hatalara düşüldüğünün altını çizelim. Böyle bir ayrım yapıldığında, "TSK'ya nesnel baktığı" belirtilen Milliyet yazarlarının siyasete askeri bir müdahaleye onay verdikleri sonucu çıkıyor ki, böyle bir hüküm kabul edilemez.
Başbakanlık'a göre Milliyet
Bu belgelerin kamuoyuna yansımasından bir gün sonra Cumhuriyet gazetesinin manşetinde bu kez Başbakanlık'ta basın için hazırlanmış bir rapor yayımlandı. Cumhuriyet'in "Başbakanlık fişledi" başlığıyla yayımladığı Temmuz 2005 tarihli bu raporda da, Milliyet için şu ifadeler kullanılıyordu:"Doğan Grubu'nun Başbakan Erdoğan ve Ak Parti'ye ilişkin en olumsuz çizgideki gazetelerinden birisi olan Milliyet gazetesinde Sedat Ergin'le birlikte ciddi bir dönüşüm meydana geldi. Bu süreçte gazetenin tirajında düşme görülmesine karşılık köşe yazılarında olumluluk, haberlerinde olumsuzluk oranı arttı. Özellikle haberi haber olarak vermek gibi bir tarafsızlık gazete sayfalarına oturdu..."
Raporlar etkilemez
Genelkurmay Başkanlığı, akreditasyon kriterlerini karşılamadığını düşündüğü kuruluşlar ile gazetecileri faaliyetlerine davet etmiyor.Başbakanlık uçağının kapısı da, iktidarın rahatsızlık duyduğu gazete ve gazetecilere aralanmıyor.
Çoğulcu yapısı içindeki bazı yaklaşımlarla Genelkurmay'ı rahatsız ettiği anlaşılan Milliyet'in, Başbakanlık uçağının kapısının genellikle kapalı tutulduğu gazetelerden olduğunu da not edelim.
Yazarlarımız, gazetemizin özgür ortamı içinde, önemli bir bölümü eleştirel olmak üzere, her iki rapor hakkındaki görüşlerini de sütunlarına yansıttılar.
Süren tartışma vesilesiyle okurlarımıza vermek istediğimiz bir mesaj var...
Milliyet, yönünü, bu tür raporlardan etkilenmeden 56 yılın çetin sınavlarından geçmiş yayın politikası içinde saptayarak ve hesap vermek için kamuoyundan başka güç tanımayarak yoluna devam edecek.
dakin@milliyet.com.tr

