Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gül'ü neşelendiren sorular


Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin ve yazarımız Semih İdiz'le birlikte Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün odasına girdiğimizde, "Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?" sorusuna bir yanıt, açık bir yanıt olmasa bile önemli bir ipucu almayı amaçlıyorduk...
Tabii, hemen arkasından yanıt arayacağımız soru da, "Abdullah Gül başbakan olacak mı" sorusuydu.
Söyleşimizin giriş faslında konuyu bu sorulara getirmek için fırsat kollarken, Gül'e, "Sizin yakın ekibiniz dağıldı. Ekip üyeleri büyükelçi oldu, gittiler değil mi?" diye sordum.
Abdullah Gül, "yaa" dedi, "Namık Bey Tel Aviv'e, Gürcan Bey Tahran'a gittiler."
Araya giren Sedat Ergin de, "Yani siz hancı" deyince, Gül itiraz etti:
"Biz de gidiciyiz canım."
Aradığımız fırsat doğmuştu. Abdullah Gül'e:
"Gidicisiniz de nereye doğru?" diye sordum.
Gül, "Ha işte mülakat başladı" dedi. Ve arkasından kahkahayı bastı...
Mülakat kapısı açılınca Sedat Ergin sordu:
"Şöyle açılışı yapalım: Bugün 16 Mart. Cumhurbaşkanlığı seçimi bir ay sonra işlemeye başlayacak. 2 ay sonra yeni cumhurbaşkanı seçilecek ve Türkiye'de yeni bir siyasi realite karşımıza çıkacak. 2 ay sonra bu odada kim oturuyor olacak?"
Gül, bu soru karşısında da neşelendi ve gülmeye başladı.
"Ne kadar da soğukkanlılıkla sordu" dedikten sonra, yanıtın nereden başlayacağına karar veremedi. Şöyle bir giriş yaptı:
"Öyle sorular vardır ki çıkışı nereden, bulamazsınız. Şu cümleyi söylesem şu anlam çıkar. Öbürünü söylesem başka anlam çıkar."
Gül, bu gülüşten sonra genel bir yanıtla soruyu geçiştirdi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin normal seyrinde yapılacağı mesajı vermekle yetindi.

Tarih unutmaz
Gündemde tartışılan konulardan biri de cumhurbaşkanlığı konusunda TSK'nın ne düşündüğüydü.
Gül, Türkiye'nin en önemli kazancının istikrar olduğunu belirterek, bu süreci olumsuz etkileyecek girişimlerden herkesin ve her kesimin kaçınması gerektiğini vurguladı. Bu vurguyu yaparken, "Bu istikrarı bozmaya, siyasetçilerin de, siyasetçilerin dışındakilerin de hakkı yok" diyerek, askere de üstü örtülü bir mesaj verdi. Tarihin "böyle bir hatayı" unutmayacağını kaydetti.
Konuyu biraz daha açmak için Gül'e, "TSK, görüşünü açıklarsa bu istikrarı bozucu bir yaklaşım mı olur?" diye sordum.
Gül, "Demokrasilerde böyle bir şey olamaz ki. Tabii ki fert fert herkesin görüşleri vardır. Bunlar paylaşılır, edilir. Bu ayrı bir mevzudur" yanıtını verdi. Gül'ün sözlerinden TSK'nın bu konuda, "kurumsal görüşü"nü kamuoyuna açık biçimde dillendirmemesi gerektiği düşüncesinde olduğu anlaşılıyordu.

Pilot değişir mi?
Gül, Türkiye'yi bir uçağa benzeterek, "Türkiye artık take-off (kalkış) yaptı. Eskiden de yapardı, ama hep indi, indirildi veya çakıldı, neyse. Ama artık bundan sonra mümkün değil. Yüksek semalara çıkıp uçacağız" diyerek sohbeti sürdürdü.
İş âleminin, "Türkiye take-off yaptı, ferah semalara uçuyor; uçarken de kaptanını değiştirmemek gerekir" diye özetlenecek görüşü anımsatıldığında Gül, konunun nereye geleceğini anladı ve yine gülmeye başlayarak, "Buna cevabım hazır, ama şunu kapatın söyleyeyim isterseniz" diyerek teybi kapattı.
Kapalı bölümde de yine yanıt vermekten vazgeçti.

"Güç Başbakan'da"
Gül, Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması halinde, laik rejime yönelik bazı kaygıların doğabileceğine ilişkin yorumları sorduğumuzda, "Bu, rejim tehlikesi gibi şeyler açıkçası benim için çok gülünçtür" diye konuştu, sistemde asıl gücün cumhurbaşkanında değil başbakanda olduğunu birkaç kez vurguladı.
Gül, bu yanıtla 4 yıldır Erdoğan'ın başbakanlık görevini yürüttüğünü, bu sürede böyle bir kaygı olmadığına göre, cumhurbaşkanlığında da olmaması gerektiği mesajını veriyordu. Ancak, sistemde asıl gücün başbakanda olduğunu vurgularken, bu göreve hazırlandığı izlenimi de güçleniyordu.
Cumhurbaşkanlığı faslını kapatırken, Sedat Ergin, bu konuyla ilgili başka sorum olup olmadığını sorunca, "Kim başbakan olur diye sormadık. Bir de onu soralım" diyerek döndüğümde Gül, bir daha güldü ve yine yanıt vermedi.
Söyleşi boyunca Gül'ün bu soruları gülerek karşılamasının nedeni neydi acaba?
Ne dersiniz?

fbila@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Hem övünme hem dövünme
Çankaya seçimlerine 1 ay kalması, nedense tam...
Melih AŞIK
Caligula yolda...
Salyangoz Yayınları tarafından basılmakta ola...
Fikret BİLA
Gül'ü neşelendiren sorular
Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin ve yazar...
Hasan CEMAL
İç dünyamda, iç demokrasi!
Baudelaire'in bir şiirinden Fransızca alıntı ...
Güneri CIVAOĞLU
Teklifin kamera arkası
Binbir Gece'yi bir dizi efsanesi haline getir...
Abbas GÜÇLÜ
Beş yıl sonra nerede olmak isterdiniz?
Hemen herkesin arada bir kendisine sorması ge...
Metin MÜNİR
Yağmur yağıyor
İki gündür yağmur yağıyor. Yavaş, yumuşak, gö...
Hasan PULUR
Devlet Tiyatrosu sanatçıları dizide oynamalı...
FIKRAYI bileniniz çoktur, lakin cuk diye otur...
Derya SAZAK
Mavi Gözlü Dev
Nâzım Hikmet'in Bursa Cezaevi yıllarının, eşi...
Meral TAMER
Nükleer santralda suya düşen hayaller
Enerji Bakanı Hilmi Güler, "Para yazı da tura...
Ece TEMELKURAN
Kadınlara bel altı darbeler
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü idrak ettiğimiz...
Osman ULAGAY
Mary Teyze'nin borcu Ayşe Teyze'yi etkiler mi?
Güngör Uras ağabeyimiz önemli bir iş yapıyor;...
Güngör URAS
Devlet fidanlıkları müteahhitlerden (şimdilik) kurtuldu
Çevre ve Orman Bakanlığı 2004 yılında, 39 dev...

© 2006 Milliyet