Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İç dünyamda, iç demokrasi!


Baudelaire'in bir şiirinden Fransızca alıntı yaparak diyor ki: "Öyle sanıyorum ki benim mutlu olacağım yer hep bulunmadığım yer olacaktır. Ya da daha açık söylemek gerekirse: Bulunmadığım yer, kendim olduğum yerdir. Ya da, iyice dobralaşırsak: Dünyanın dışında neresi olursa olsun."
Kim mi diyor?
Ne yazık ki gecikmeli olarak keşfettiğim Amerikalı romancı Paul Auster'ın New York Üçlemesi'nde(*) biri... Romanın bir başka yerinde, "Her gün yeni bir gündür, ben her gün yeniden doğarım. Her yerde umut görüyorum" diyen birkaç satır...
İyimserlik ne güzel!
Paul Auster'ı keyifle tanımaya başlarken, Yasemin Çongar'ın kendisiyle New York'ta yaptığı uzun konuşma çıktı Milliyet'in manşetinde. "Benim dinim demokrasi" diyordu Auster.
Bir romancı açısından 'iç demokrasi'nin önemini vurguluyor ve "İdeolojilerin, siyasi tavırların emrindeki yazar, romanın hayatını, iç demokrasisini de bitirir" diyordu.
İç demokrasi!
Düşünmeye değer.
Ne demek iç demokrasi? Kendi iç dünyanda her şeyi özgürce düşünmek değil herhalde. Zaten düşünürsün. Asıl düşündüğünü özgürce yazmaktan, söylemekten geçiyor olmalı iç demokrasi...
Onun için de kolay değil.
Paul Auster, Orhan Pamuk'a getiriyor sözü:
"Ona yapılanları anlamak mümkün değil. Demokrasilerin özelliği, açıklanan görüş beğenilmese de, hatta düpedüz yanlış olsa da, o görüşe saygı göstermektir. Orhan Pamuk gibi bir yazarı söyledikleri nedeniyle hedef tahtası yapabilenler, insana şu soruyu sorduruyor: 'Türkiye bir demokrasi değil mi?" (Milliyet, 21 Şubat 07, s.14)
New York Üçlemesi'ni bitirdikten sonra bu kez aynı yazarın Ay Sarayı romanını okumaya başladım.(**)

"Dışarıda kasvetli bir hava.
Puslu, umutsuz,
asık suratlı bir gündü.
Yavaş yavaş kafamın
durduğunu hissediyordum."

Her köşe başında sürprizlerle dolu Ay Sarayı'na takılmış giderken, bir başka kitap geliverdi, Tûba Çandar'ın güzel kitabı:
Murat Belge, Bir Hayat(***)
Sevgili Murat'ın, bu topraklarda sayısı öyle çok olmayan gerçek entelektüellerden birinin yaşam öyküsünü anlatıyor. Bu aynı zamanda benim neslimin hikâyesi de sayılabilir.
Sayfalar arasında dolaşırken birçok yerde aynayı kendime de tutuyorum. Kendi kendimle hesaplaşıyorum. Paul Auster'ın sözünü ettiği 'iç demokrasi'yle Murat Belge'nin söylediklerini yan yana getiriyorum.
İşkence bölümüne gelince...
İçimi acıtıyor.
12 Mart'ın 'Kontrgerillası'nı anlatıyor Murat Belge:
"İki kişi geldi. Biri albay olduğunu söyledi. 'Senin babandan da nefret ederim. Zaten Menderes yaptı bütün bunları. İcabında yarısı asılır otuz milyon nüfusun, kalan on beş milyon Atatürk yolundan gider' dedi. Bir de 'Hükümet var falan diye öyle parlamento, anayasa, babayasa gibi şeylere güvenme. Burada hayatın bizim elimizde" gibilerinden bir şeyler... Sonra soyup bir pijama giydirdiler, üzerinde kan lekeleri olan... Ellerim zincirli halde yatağa oturttular.
İki gün falaka ve elektrikten geçirildim. Falaka tanıdık bir acıydı. Ama elektrik! İşte o bildiğin bir acı değil.
Cereyan çarpmasını birkaç kat büyüteceksin. Katılıyorsun, nefesin kesilir gibi oluyor. Bana çok şiddetli işkence yapılmadı. Hayalara elektrik bağlanması falan yaşamadım ben. Haftalarca işkence görenler vardı. On dokuz gün kaldım Kontgerilla'da..."
12 Mart!
1971'in askeri darbesi...
O zaman da Türkiye'nin varoluş mücadelesi içinde olduğuna inanan birtakım askerler, iktidara el koymuşlardı; Türkiye'yi varoluşsal tehditlerden kurtarmak amacıyla...
Kontrgerilla'da işkencehaneler bu uğurda kurulmuş, Ziverbey'de insanlara cereyan "Türkiye'yi kurtarmak için" verilmişti.
İşte bunun içindir ki, bu ülkede sözde 'varoluş mücadelesi'ne karşı demokrasi ve hukuk mücadelesi daha hâlâ gündemdeki yerini koruyor.
İyi pazarlar Murat Belge.
——————————-
* Paul Auster, New York Üçlemesi, Can Yayınları, Çeviri: İlknur Özdemir.
** Paul Auster, Ay Sarayı, Can Yayınları, çeviri: Seçkin Selvi.
*** Tûba Çandar; Murat Belge, Bir Hayat; Doğan Kitap.

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Hem övünme hem dövünme
Çankaya seçimlerine 1 ay kalması, nedense tam...
Melih AŞIK
Caligula yolda...
Salyangoz Yayınları tarafından basılmakta ola...
Fikret BİLA
Gül'ü neşelendiren sorular
Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin ve yazar...
Hasan CEMAL
İç dünyamda, iç demokrasi!
Baudelaire'in bir şiirinden Fransızca alıntı ...
Güneri CIVAOĞLU
Teklifin kamera arkası
Binbir Gece'yi bir dizi efsanesi haline getir...
Abbas GÜÇLÜ
Beş yıl sonra nerede olmak isterdiniz?
Hemen herkesin arada bir kendisine sorması ge...
Metin MÜNİR
Yağmur yağıyor
İki gündür yağmur yağıyor. Yavaş, yumuşak, gö...
Hasan PULUR
Devlet Tiyatrosu sanatçıları dizide oynamalı...
FIKRAYI bileniniz çoktur, lakin cuk diye otur...
Derya SAZAK
Mavi Gözlü Dev
Nâzım Hikmet'in Bursa Cezaevi yıllarının, eşi...
Meral TAMER
Nükleer santralda suya düşen hayaller
Enerji Bakanı Hilmi Güler, "Para yazı da tura...
Ece TEMELKURAN
Kadınlara bel altı darbeler
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü idrak ettiğimiz...
Osman ULAGAY
Mary Teyze'nin borcu Ayşe Teyze'yi etkiler mi?
Güngör Uras ağabeyimiz önemli bir iş yapıyor;...
Güngör URAS
Devlet fidanlıkları müteahhitlerden (şimdilik) kurtuldu
Çevre ve Orman Bakanlığı 2004 yılında, 39 dev...

© 2006 Milliyet