|
 |
|
|
Kadınlara bel altı darbeler
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü idrak ettiğimiz şu günlerde memleket dahilinde öyle baygınlık verici hadiseler cereyan etti ki, belki de en doğrusu bu müstesna günü Dünya Sapına Kadar Erkekler Günü olarak değiştirmekte sayısız fayda olacaktır.
Vaziyet-i umumi şu merkezde:
Demet Akalın adlı bir magazin vatandaşı, öyle sanıyorum ki eşinin nezaketinden yakınarak, "İki tokat atsaydı boşanmazdık" demiş. Sonra bunu açıklamaya çalışmış ve mealen şöyle buyurmuş:
"Ben öyle demek istemedim. Ben, 'İki tokat atsaydık boşanmazdık' demek istemiştim."
İki açıklama arasındaki farkı bulmayı siz saygıdeğer okuyuculara bırakıyorum.
Aynı esnada başka bir televizyon stüdyosunda:
Sürpriz mi?
Ali Poyrazoğlu, Seray Sever'in programına katılır. Ne olursa olur Poyrazoğlu, "Taciz öyle olmaz, böyle olur" diyerek Sever'e çift dalar ve akıl almaz rezillikteki "sürpriz" vuku bulur. Ağır cinsel taciz görüntülerini "sürpriz" olarak adlandıran ben değilim. Bunu Seray Sever söylüyor.
Ve fakat bütün bu olaylardan daha fenası, niyeyse şahsımı en derinden etkileyeni Tuba Ünsal ile Kaya Çilingiroğlu arasında yaşananlar. "Normal misin?" diye bir program var. Rasgeldim. Yazılarını, İzmir Kordon boyu tadında bulduğum, bana hep İzmir'in balkonlarında oturup eteklerini yelleye yelleye tatlı tatlı dedikodu yapan şahane kadınları hatırlatan Pakize Suda'ya birkaç dakika bakmak için izlemeye başladım. Ve fakat olanlar oldu. Ünsal, Çilingiroğlu'nun "Biriyle birlikteyken âşık olursam önce biraz denerim" demesini "karaktersizce" bulunca -ki haklıdır zannımca- Çilingiroğlu küplere bindi. Derhal, son derece ortalama, aldığı üst sınıf eğitimlerinden zerre etkilenmemiş bir erkeğin yapacağı bir şey yaptı:
"Türkiye beni başka türlü tanıyor, seni ise âlemlerden!"
Programda bir tek Onur Baştürk tepki gösterip "Hakaret ediyorsunuz" dedi, takdir ediyoruz. Tuba Ünsal'ın ise gözleri doldu.
Darbeye bağışıklık
Şimdi gelelim konuya:
Kadınlar erkeklerin bulduğu bel altı darbeleri niye alttan alır?
Kadınlar, ne kadar güçlü ve bağımsız olsalar da niye bel altı darbelere karşı hiçbir bağışıklık sistemi geliştiremezler?
En terbiyeli söylenişiyle "kabalık" olan erkek davranışlarına karşı niye bu kadar korumasızdır kadınlar?
Niye Seray Sever, Ali Poyrazoğlu'na canlı yayında "iki tokat" çakmıyor mesela? Niye canlı yayından kovmuyor Poyrazoğlu'nu?
Bu "iki tokat" niye kadınların kendilerinin hak ettiğini düşündüğü bir şey oluyor hep?
Tuba Ünsal, niye diğer canlı yayın konuklarını Çilingiroğlu'nu canlı yayından kovma konusunda anında örgütleyemiyor?
Ertesi gün büyük gazetelerde bu olay niye "Tuba Ünsal'ın gözyaşları" diye sunuluyor da "Kaya Çilingiroğlu'nun terbiyesizliği" diye başlık atılmıyor?
Niye programda biri çıkıp da "Kaya Bey, biz de sizi âlemlerden biliyoruz" demiyor?
Biri de çıkıp "Ne diyorsun kardeşim sen? Doğru konuş, ağzını topla!" demiyor?
"Cadı, huysuz, tat kaçıran, oyun bozan" olarak görülmekten mi korkuyor kadınlar?
Bel altı niye erkeklerin "kesin skor" yaptığı bir alan hep?
Oysa... Korkmayın. Ne bel altı kesin skor getirir ne de bunu ayıplamak kadınları istenmeyen, huysuz kadın yapar. Biri bel altı darbe vuruyorsa yürüyün üzerine, ağlasanız da olur ağlamasanız da, bağırın suratlarına:
"Ağzını topla!"
Zira bel altı için bu kadar cephane biriktirenler omuzlarının üzerindeki ağırlığı sadece boyun kaslarını geliştirmek için kullananlardır...
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|