
Hasan PULUR
OLAYLAR VE İNSANLAR
'O yürekli savcı romanlarda olur!'
SORANLAR var: "Şu yolsuzlukları, bu atamaları niye yazmıyorsunuz? Yazıyorsunuz da her gün yazsanız bile yetmez!"
Maalesef, Turgut Özal'ın topluma kazandırdığı (!) bir siyasi ve sosyal düstur var:
"İş yapsın da çalarsa çalsın!"
* * *
YA laikliğe karşı tutum ve atamalar?..
Elbette şimdi yazdıklarımız fantezi olabilir ama, kimin, zamanında neler söylediğini yazsak, neleri götürdüğünü belirtsek adam itibar kazanıyor.
* * *
BAKIN Yargıtay Genel Sekreteri Uğur İbrahimhakkıoğlu memleketi Erzurum'da, Kadir Somuncuoğlu'na "Bize yürekli savcı lazım!" diyenlere ne cevap veriyor:
"Yürekli savcı çok ama, bu iş yürekle olmuyor. Savcının önüne günde yetmiş, seksen evrak geliyor."
Peki, bu savcı ne yapacak:
"Bu savcı kalkacak, büyük boyutlu çeteleşmiş ekonomik suçu takip edecek...
Bu ancak romanlarda olur...
Gerçek hayatta, bol zaman, bol imkân, uzman yardımcılar gerek. Almanya'dan gelen bir savcı heyetinde maliye, balistik uzmanı hukukçular vardı.
Biz de bol suç, bol evrak, bol dosya var!" (Milliyet, 16.03.2007)
* * *
SIK sık "Ah Avrupa, vah Avrupa !" diye yakınıp duranlar vardır, uyum yasalarıyla bir ölçüde Avrupalı olduk, bazıları da bu kanunlar bizde uygulanmaz, bize uymaz! diyordu.
Yargıtay Genel Sekreteri de onlar gibi düşünüyor.
"Avrupa ile yasalarımız kıyaslanıyor. Orada yerleşik kültür hâkim ve suç oranı az. Buna rağmen, yargılama sistemimiz daha mantıklı ve etik. Ama bizde kısmen göçebe kültürün hâkim olmasından dolayı suç oranı yüksek. Öyle adamlar var ki İstanbul'un altı köşesi deniz, ömründe denizi görmemiş. Bunlar kamyonlara doldurulup getiriliyor, sokaklara bırakılıyor. Suça itiliyorlar. Uyuşturucu, yankesicilik, sarkıntılık yapıyor, asayişi bozuyorlar. Adamı yakalasanız adresini bilmiyor. Böyle insanlar varken Münih'in, Madrid'in yasaları uygulanamaz. Orada herkes kapı numarasına kadar belli. İstanbul'da muhallebici dükkânı ertesi gün oto parçacı oluyor."
* * *
AYNIYLE vaki...
Levent meydanında belediye çiçekçilere bir sıra baraka verdi, "Romanlar" orayı çiçek gibi tutuyorlardı, şimdi giderek o barakalar el değiştirdi, dönerci oldu, bir iki çiçekçi kaldı...
* * *
İBRAHİMHAKKIOĞLU, Avrupa ülkeleriyle aynı sanık güvencelerinin özellikle şahsa karşı işlenen suçlarda adaletsizlik yarattığı görüşünü belirtiyor, cezaların caydırıcı olması gerektiğini söylüyor ve tutuklamayı, toplumu koruyan bir ön ceza olarak niteliyor.
Bu ne demektir?
"Polisin yakaladığı kapkaççı ya da hırsız mahkeme tarafından serbest bırakıldı" lafına kızanlar, ne demek istediğini çok iyi anlarlar.
Hele küçük çocukları suç aleti gibi kullanıp hırsızlık yaptıranlar, çanta çaldıranlar herhalde bu görüşten memnun olmayacaklardır.
"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" diye bir laf vardır.
Bereket bunları söyleyen Yargıtay Genel Sekreteri...
h.pulur@milliyet.com.tr

