
Çakar haklı ama...
"Bir kenar mahalleliyim / Mecburen parasızdır ceplerim
Fabrikada satılık sendika / Ağzımı açsam sokaktayım
Bir kenar mahalleliyim / Mecburen kavga ederim
Markette köpek öldüren şarabı / Bekçilerle naralı gecedeyim
Bir kenar mahalleliyim / Mecburen kılıksız gezerim
Beyoğlu'nda pupa yelken polisler / Rüzgarına değer sopa yerim..."
Süha Tuğtepe
1 haftadır Ankaragücü-Beşiktaş maçı öncesi, sırası ve sonrası olanlar konuşuluyordu, buna Vestel Manisaspor-Sakarya maçında saha içinde yaşananlar eklendi...Yazarlar rahatsız, başkanlar rahatsız, antrenörler ve futbolcular rahatsız... Hatta ve hatta taraftarlar da rahatsız olduğunu 3 hafta önce Sakaryasporlu Aykut'un ölümünden sonra yan yana gelerek ve "yaşasın taraftarların kardeşliği" diyerek açıkça ortaya koydu.
Bu durum zaten yıllardır bildiğimiz bir gerçeklikti. Peki böyle olduğu halde neden futbolda şiddetin dozu gittikçe artıyor?
Aslında bu sorunun cevabının ipuçları, geçtiğimiz hafta Santra programında konuşan Ahmet Çakar'ın şu sözlerinde gizliydi:
"Siz sadece şu olayların sportif sorun olduğunu mu düşünüyorsunuz? 2007 Türkiyesi'nde asayiş sıkıntısı sokaklarda, sadece maçlarda değil... Türkiye'de bu kadar istikbal sıkıntısı olan yüzbinlerce genç insandan ne bekliyorsunuz? Türkiye'de bir öteki Türkiye var. Hiçbirimizin yaşamadığı, arkadaşımızın olmadığı, gitmediğimiz bir öteki Türkiye. Bunu niye gözardı ediyorsunuz? Öteki Türkiye'yi gözardı ettiğimiz sürece, sosyal problemlerini çözmediğimiz sürece bu olayları engelleyemezsiniz... Bunların daha beterini göreceğiz... Biz deve kuşu gibi kafayı soktuk kuma konuşuyoruz; 'sahalarımızda, sokaklarımızda görmek istemediğimiz görüntüler' diye... Polisiye tedbirlerle çözemezsiniz bu işi... Cezalar verebilirsiniz; ama cezalarla, bu seyirciyi zapt-ı rapt altına alamazsınız. Bu iş sizin işiniz değil, siyasetçilerin işi."
Doğru bir noktaya işaret ediyor Ahmet Çakar. Ama yine de kafamda kocaman soru işaretleri var. Çakar'ın sözünü ettiği o öteki Türkiye'yi hepimize armağan eden de bu siyasetçiler değil mi?
Eğer Türkiye'nin büyük kentlerinin varoşlarında işsiz, güvencesiz, geleceksiz milyonlarca genç varsa ve onların bugün anlamakta zorluk çektiğimiz öfkelerinin nedeni siyasetçilerin yarattığı bu Türkiye tablosu değil mi?
Aslında fazlaca da bir kanıta ihtiyaç yok. Son yılların meclis tutanaklarını açın, oturumları şöyle bir gözünüzün önüne getirin... Havada uçuşan yumruklarla, ağıza alınmaz hakaretlerle hatırladığımız bu Meclis değil mi?
Son birkaç yılda Türkiye'nin nerede ise her yerinde linç girişimleriyle yüz yüze geldiğimizi kim unutabilir!.. Ve kim unatabilir bu olaylar karşısında siyasetçilerin verdiği pişkin, duyarsız, işin ciddiyetinden büsbütün uzak açıklamaları...
Demek ki, kentlerin varoşlarının öteki yüzü; Çakar'ın çözüm beklediği siyasetçilerin ta kendisi!
Gördüğümüz sahneler siyasetçilerin aynadaki aksinden başka bir şey değil. Körler hissederek "görür", onlar ise aynadaki akislerinin kendileri olduğunu görmüyor.
Peki çözüm ne?
Siyasetin demokratikleşmesinden, halkın ülke sorunlarının çözümünde söz ve karar sahibi olmasından başka bir çözüm yolu yok.Böyle bir Türkiye hayal edelim. Hayal dünyamızdaki bu Türkiye'den spor da, onun en popüler olanı futbol da payını alır.
Taraftar gruplarının kulüp içi hizip çatışmalarının pasif destekçisi olmadığı, futbolcuların ve antrenörlerin kulüp yöneticilerinin sultası karşısında sendikalara sahip olduğu, şike ve teşvik primlerinin adının geçmediği, hakemlerin her daim günah keçisi ilan edilmediği, yenilginin de yengi kadar futbolun olağan bir sonucu olarak kabul gördüğü bir futbol kültürünün egemen olduğu Türkiye'dir bu.
Ahmet Çakar haklı; ama "küçük" bir hata payıyla...
Siyaset, siyasetçilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir çünkü.
SEVDİK BİR KEREJEAN AMADOU TIGANA
1982 Dünya Kupası'nın yarı final maçı. O maç görüntülerinden aklımda kalan iki şey var: Schumacher'in Battiston'a attığı gaddar tekme ve Tigana'nın gözyaşları...
Ellerinin arasından kayan finale ağlıyordu. Arkadaşları sakinleştirmeye çalışırken O, başını bir arkadaşının omzuna koymuş çocuklar gibi gözyaşı döküyordu. Hep kaybedenlerin yanında yer alma hissimizin sebebi bu adam ve gözyaşları mıdır diye düşünür dururum.
Geriye dönüp o günleri hatırladıkça yetişkin aklım beni teselli ederken fısıldar: "Elbette üzüntü iyidir. Tanrının bizimle zalim oyunlar oynamadığının en büyük kanıtı, bize üzülme ve unutma yeteneğini vermiş olmasıdır. Biri yaralandığında, unutabilme yeteneği yarayı iyileştirir. Fakat, yaranın altında şiddetli kin, nefret ve acı kalır. Üzüntü yaranın içini boşaltır ve seni zehirlemez."
Siyahın en yakıştığı yerde kürdanıyla, lolipopuyla ve burnunu çekişiyle birilerini rahatsız etmeye devam ediyor. Şimdi ağlarken göremiyorum. Şaşırmıyorum. Çünkü biliyorum ki en büyük yeteneğimiz üzülmek ve unutmak. O unutmuşsa bana ne oluyor ki... O sevinmek için kovalıyor. Biz de sevindirmesini dört gözle bekliyoruz ve "Je t'aime Tigana" diyoruz...
Bazı hocalar da!
Bazı futbolcular kendini büyük sanıyor.
(TS Teknik Direktörü Ziya Doğan)
Aman ne güzel fikir!
Galiba 3 büyükler fazla büyüdü. O kadar büyüdüler ki; hepsinin yaşı 100'ü geçti. İhtiyarladılar. Tempoları düştü, koşamıyorlar. Hantallaştılar. Bellerini doğrultamıyorlar. Acaba artık, '3 büyükler' yerine, '3 moruklar mı?' desek?
(Ali Sami Alkış - Star)
Okey!
Sıkıldım, kusura bakmayın bu konuda daha fazla yazamayacağım.
(Erman Toroğlu - Hürriyet)
Futbolcuymuş Abi!
Erdoğan Arıca'yı kutluyorum, mücadeleci bir takım oluşturmuş, yürekten oynuyorlar. Ancak Erdoğan, Allah'ını seversen o Diawara mıdır Dialora mıdır ona bir sorsana "Futbolcu musun?" diye...
(Turgay Şeren - Akşam)
Hiç önemli değil!
Maç kritiğimde Zico'nun Uğur Boral'ın kötü oyununu erken fark edip Ümit Özat'ı oyuna almasının doğru olduğunu yazmıştım. Ama Uğur'un sakatlandığı için oyundan alındığı ortaya çıktı. Yanılttığım okuyucularımdan özür dilerim.
(Gürcan Bilgiç - Sabah)
O zaman tamam!
Deivid'in son adam olarak oynaması eşyanın tabiatına aykırı...
(Ömer Üründül - Stadyum, TRT1)
İtirafname 1:
Babam bana benzemezdi, peygamber gibi adamdı benim babam.
(Ahmet Çakar - Santra, ATV)
İtirafname 2:
Bizim program, futbol dışı şeyler konuşulduğu için bu kadar seyrediliyor!
(Gökmen Özdenak - Telegol, Star TV)
Sen olsan neler yapardın di mi?
3 büyüklerin başındaki 3 hoca da çok başarısız.
(Sinan Engin - 3. Devre, Kanal D)
Aaa, öyle deme!
Biz burada bedava benzin yakıyoruz, boşuna konuşuyoruz.
(Rıdvan Dilmen - % 100 Futbol, NTV)
yakantop@gmail.com

