
Hepsi yalan, bu sahi!
Hafta sonunda Atina'da Yunanistan, ardından son ceza maçı için Frankfurt'ta Norveç bizi bekliyor. Bu defa en zor rakiplerle dört gün içinde karşı karşıya gelip kaderimizi belirleyeceğiz.Bugüne kadar hiç yenilmediğimiz Yunanistan karşısında belki de en çok zorlanacağımız durumu yaşıyoruz.
Yunanistan, savunmaya dayalı futbolsuz oyununu artık değiştirmek istiyor. Otto Rehhagel'in üzerinde büyük bir kamuoyu baskısı var. 2004'de oynamayarak ve oynatmayarak kazandıkları Avrupa Şampiyonluğunu çabuk unutmaya çalışıyorlar. Basketbolda Dünya Şampiyonluğu unvanını kazanmış bir ülkenin, futbolda Avrupa Şampiyonluğu ile avunma dönemi çoktan bitti. Rehhagel'den oyun içeriğine futbol katan daha yaratıcı bir kimlik talep ediyorlar...
Takımda yeniler var
Evet, Yunanistan bu defa kazanmaya oynayacak! 2006 Dünya Kupası elemelerinde, Dünya Kupası Üçüncülüğü unvanıyla karşısına dikilen Türkiye'den çekiniyorlar, yaptıkları en iyi işe savunmaya sığınıyorlardı. Bu defa Türkiye, açıkçası o kadar tehdit edici değil, dahası Yunanistan en azından kendi evinde kazanmaya niyetli ve kararlı görünüyor. Rehhagel'in kadrosunda 2004'den beri birlikte olduğu oyuncular çoğunlukta. Ama yine de yeniler var... Özellikle hücumda artık Charisteas ezberini terk edeceklerini düşünüyorum. Feyenoord'un sakatlanan santrforunun yerine Panathinaikos'un "hücum çifti" olarak ünlenen Dimitrios'ları (Papadopulos ve Salpingidis) Rehhagel'in kazanma stratejisine daha uygun ve hazır olacaklardır.Talihsiz Türkiye
Türkiye, bu maça çok da talihli yaklaşmıyor... Arda Turan'ın Konyaspor kalecisi Özden'le çarpışıp sakatlanarak kadro dışı kalması, hücum etkinliğimizi törpüleyen, kazanabileceğimiz duran topları daha baştan azaltabilecek talihsizlik!Yine de Terim'in bu olumsuz ortamdan bir umut arayışıyla kayıpsız çıkmaya hazırlandığını sanıyorum.
İki maç için belirlenen aday kadroda, bildiğimiz ve alıştığımız oyuncuların dışında Rizesporlu Ferdi Elmas ve Sivassporlu Mehmet Yıldız, özellikle dikkatimi çekiyor.
Terim, bilinen emektarların yanı sıra bu iki futbolcudan çok özel hazırlanmış taktik oyunlarla "kırıcı hamle için" yararlanabilir. Özellikle Mehmet Yıldız'ın kontratak silahı olarak denenmeye değer olduğunu hepimiz biliyoruz.
Halil Altıntop'un sakatlık raporu gönderdikten sonra Schalke'nin son lig maçında 79 dakika forma giymesi, bende tedirginlik yarattı. Biliyorum, Yıldıray Baştürk de Halil Altıntop da Terim'in gözdeleri değiller. Ama yine de sakatlık tedavi gerekçelerine sığınmadan, samimiyet göstererek kampa katılmalarını beklerdim... Mondragon öyle yaptı, Kolombiya'ya kadar gitti. Bizimkiler rapor göndermek, doktorları aracılığıyla bilgi vermekle yetiniyorlar. Bu iletişimde bir sakatlık olduğunu görüyorum.
Beraberlik de yeter
Yunanistan'la şu anda yerimizi belirleyen fark, fazladan iki gol atmamız. Bu puan eşitliğinde en azından pozisyonumuzu korumak için beraberlik de işe yarayabilir. Ama Norveç'i mutlaka aradan çıkarmak, onların iddialarını ve ümitlerini söndürerek avantaj yakalamamız gerekir.Bu kadro bunu yapar mı ?
Lige bakarsak, bilemem! Ama o takım, "bayrak formalarla" oynayacak. Lig standartlarının üstüne tırmanacak. Bir milli maçtan beklenen de budur!
Kafa karıştıran sorularGalatasaray'da olup bitenler her hafta inanılmaz şaşkınlıklar yaratıyor. Adnan Polat şampiyonluk rüyalarını ateşleyedursun, Gerets ve futbolcuları ikincilik üçüncülük hesaplarında bile kimseye güven vermiyor.
Kafa karıştıran sorular da var bu arada...
Örneğin Hasas Şaş'la Erdal Keser arasındaki kavga... Gerets'in yardımcısına sahip çıkarken, Şaş'ı sahipsiz bırakması, onu da tıpkı Song gibi zihninden silip attığı anlamına mı geliyor ?
Gerets'in Hakan Şükür'le hiç konuşmaması, Kaptan'ın her başvurusunda "Şimdi hazır değilsin" diyerek başından savması, Ümit Karan'ı yedek kulübelerinin asili olarak kenarda tutması, gelecek yıl yapılması planlanan büyük operasyonun hazırlıkları mıdır ? Bunlar, yönetimin aldığı bazı stratejik kararların başlangıcı anlamına mı gelir ?
Ersun Yanal'la söz kesildiği, Manisasporlu Selçuk İnan ve Hakan Balta'nın ara transferde Galatasaray'a katılması için kararlar alındığı doğru mudur ? Bu kararların uygulanmamasından dolayı Vestel Manisaspor'un zirveden dibe doğru önlenemez biçimde yuvarlandığı dedikoduları düşünülebilir mi ?
Adnan Sezgin ile Ersun Yanal'ın son yemek tesadüfünde (!) bu elde patlayan proje üzerine tartıştıkları, Yanal'ın "Hem benimle anlaşıyorsunuz hem de Gerets'le 1 yıl daha çalışıyorsunuz , bu nasıl iş !" diye tepki gösterdiği bir hakikat mıdır ?
Doğrusu bu sorular, her gün bana soruluyor... Bir çok öykü anekdot anlatılıyor.
Yanıtlarını bilmiyorum... Ama herkes gibi ben de merak ediyorum!
Alex Zico'ya karşı mı?Pişmiş aşlarına soğuk su katıp keyiflerini kaçırmak istemem. Fenerbahçe'nin eski yöneticisi Emre Can'ın söyledikleri keyif kaçıracak kadar önemli.
Lig TV'deki "Futbol Gündemi"nde Emre Can, duyumlarını anlattı ki, Alex, Zico'ya fena halde karşı!
Bursa'da dört gollü galibiyette eski günlerinden seçmeler sunan Alex, sarı-lacivertli kulüple sözleşmesini yenilerken özel bir madde konmasını istemiş...
Liderliğe soyunuyor
"Bu özel maddeye göre Brezilyalı oyuncu, gelecek yıl Şampiyonlar Ligi'nde takım başarıyla oynarsa formamızı giymeye devam edecek. Ama yine hayalkırıklığı yaşanırsa, Alex büyük bir Avrupa takımında oynamak için transfer yapabilecek. Alex yöneticilere, bu başarının Zico ile mümkün olmadığını anlatmış... İsviçre dönüşü Bursa'da ortaya koyduğu oyunla da gücünü göstermiş oluyor " diyor Emre Can...Alex'in suskunluğu, durgunluğu, sakatlığı, uluslararası maçlardaki verimsizliği sürekli gündemdeydi. Fenerbahçe için ne kadar değerli olduğu da ortada. Belli ki, Alex şimdi daha fazlasını istiyor. Takım içinde daha fazla iktidar! Galiba Alex uzun süreli bir liderliğe soyunuyor. Fenerbahçe'nin daha tecrübeli ve yetkin bir hoca aramasını istiyor.
Bekleyip görelim.
agokce@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

