
Hasan CEMAL
Nevruz'da tarihi sorumluluk!
Kim nasıl isterse öyle kutlasın 21 Mart'ı. İsteyen Nevruz, isteyen Nevroz, isteyen Newroz desin.
Kimi ateş yaksın, dans etsin.
Kimi yumurta tokuştursun.
Kimi demir dövsün.
İsteyen, baharı kutlasın.
İsteyen, 'direniş ruhu' desin.
İsteyen, 'baskı ve zulümden kurtuluş günü' olarak ansın 21 Mart'ı.
İsteyen, 'özgürlüğün ve kardeşliğin simgesi' olarak, coşkuyla, sevinçle kutlasın bugünü.
Ama olağanüstü dikkat:
Şiddet olmasın.
Silahtan uzak durulsun.
Kan akmasın.
Provokasyona geçit verilmesin.
Biliyorum, klasik temenniler, malum tavsiyeler... Ama tümü de geçerliğini koruyor. Çünkü şiddetten, silahtan, provokasyondan medet uman karanlık odaklar bugün her zamankinden daha fââl...
Yarın meydanlarda şiddet kol gezerse, silahlar patlar ve Nevruz'a kan bulaşırsa, hiç kuşkunuz olmasın, bu çevreler zil takıp oynayacak.
Ayrıca yıllardır aynı film.
Her Mart ayı geldiğinde tansiyon yükselmeye başlıyor. Taraflar bildik rollerini oynamaya soyunuyorlar.
Ağızlardan barış, bayram, şenlik sözcükleri hiç eksik olmuyor. Ama bu nasıl barıştır, bu nasıl bayramdır, bu nasıl şenliktir ki ülkede siyasal gerilim tırmanıyor, kaygılar artıyor, vatandaş tedirgin ve huzursuz hale geliyor.
Bu nasıl barıştır, bayramdır, şenliktir ki, her türlü provokasyona açık ortamlar oluşuyor.
Neredeyse her yıl böyle.
Şu günlerde yalnız Güneydoğu'da, Diyarbakır'da değil, İstanbul'da, İzmir'de, Adana ve Mersin'de de Nevruz gerilimi tırmanmış durumda. Güvenlik güçlerinin her yerde alarma geçirildiği, izinlerin kaldırıldığı biliniyor.
Bir başka deyişle:
Yüksek tansiyon yaşanıyor.
Yine tuzağa düşecek miyiz?
Canlar yanacak mı?
Yetmedi mi?
Analar ağlamasın yine. Şiddeti ve silahı Nevruz meydanlarından sürelim. Kan akıtmak isteyenlerin hevesi bırakalım kursaklarında kalsın.
Siyaset zaten diken üstünde!
Cumhurbaşkanlığı seçimini bir rejim meselesi haline getirmek isteyen odaklar, her fırsattan yararlanarak Türkiye'yi yangın yerine çevirmenin peşindeler.
Demokrasiydi, hukuktu, insan haklarıydı, onların umurunda değil.
Bu karanlık odakların bütün amacı, Türkiye'de zaten kör topal işleyen demokratik rejimi tümüyle askıya aldırmaktır.
Rejim askıya alınsın ki, olağanüstü hallerin, sıkıyönetimlerin sultası altında mıntıka temizliği yapılsın.
Buna ne derseniz deyin, ister 12 Eylül kafası, ister Dersim mantığı...
Ne derseniz deyin, ama bu kafada demokrasi ve hukukun olmadığı kesindir.
Yeniden o günler mi?..
O günleri bir kez daha Türkiye'ye yaşatmak isteyen aymazlar, eski deyişle gafilller uzunca süredir Cumhurbaşkanlığı seçimini 'Çankaya savaşı'na dönüştürmek ve rejimi bir defa daha duvara toslatmak istiyorlar.
Bu tehlikenin farkında değil misiniz yoksa?..
Eğer farkındaysanız, bu değirmene su taşımak istemiyorsanız, O zaman Nevruz'u silah ve şiddetten uzak tutar, 21 Mart'ı gerçek bir barış bayramı olarak kutlarsınız.
Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak ve demokratik rejimi duvara toslatmak isteyen odaklara fırsat vermemek, bugün her zamankinden daha büyük bir tarihi sorumluluktur.
Bizden söylemesi...
h.cemal@milliyet.com.tr

