
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
Biz kimiz?
Bir Alevi cemevine gittiniz mi? Ben gittim. Size de tavsiye ederim. Bambaşka bir sevgi, hoşgörü ve saygı mekânı...
Kanal D için TV programı çekmek üzere Üsküdar Cemevi'ndeyiz. Ana kapıdan girdik, sol tarafta geniş kapılarla açılan salonda kadın, erkek, çocuk çay içiyor, sohbet ediyorlar. Alçak iskemleler, minderler... yüksek sesle değil, tam sohbet kıvamında...
Bir üst kattan müzik ve saz sesleri geliyor.
Merdivenleri çıktık, aralık kapılardan odalara baktık.
Bu odalarda bağlama ve türkü dersleri veriliyormuş.
Diğer birkaç odada -yanlış hatırlamıyorsam- seçme sınavları için kurslar ve lisan dersleri veriliyor.
Cemevi bahçesi
Bahçeye çıkıyoruz, 2-3 dönümlük bakımlı bir park. Her yaştan Alevi yurttaş banklarda oturmuş, ilkbahar güneşinin keyfini çıkarıyorlar.
Çocuklar için de küçük bir bahçe var. Oynaşıyorlar.
Ağaç diplerinde, banklarda genç kızlar ve delikanlılar...
Az ötede bir bakımlı ve sevimli küçük ev.
Orada bir doktor ve hemşire hizmet veriyor.
Küçük ev aynı zamanda bir eczane... Alevi yurttaşlar kullanmadıkları ilaçları buraya veriyorlar. Hepsi sınıflandırılarak, kayda geçirilerek raflara ve soğutuculara konuyor, ihtiyacı olan Alevilere bu ilaçlar ücretsiz olarak veriliyor.
Ve ibadet...
Son olarak ibadet edilen mekâna geçiyoruz.
Bağlama eşliğinde kadınlar ve erkekler uygun ritimlerle dönüyorlar.
Çoğunluk da çevrede bağdaş kurmuş sevecen gözlerle onları izliyor.
Bu sevecen bakışların nedeni, herkesin orada bulunanlar için temizlik ve dürüstlük tanığı olmaları...
Her Alevinin eşleştiği bir büyüğü var.
Her Alevinin yaptığı ya da yapabileceği bütün yanlışlardan o sorumlu.
Yanlış yapan, onlarla beraber bu ibadete katılamaz.
Yaşam boyu süren moral sınav bu.
12 İmam için 12 pencere ve resimler...
13. pencere boş.
Beklenen imam...
Alevi yurttaşlar, yıllar öncesinin hafıza kayıtlarımdaki bu anlatımda yanlışlarım olmuşsa, bağışlasınlar. Ama orada yaşadığım çok güzel saatleri hiç unutamayacağımı da bilsinler.
.......................
Milliyet'in büyük araştırmasındaki Aleviler bölümüne, şu satırlarım da belki bir katkıda bulunur.
Milliyet'in araştırması, kendimizi tanımak kadar, kendimizi hatırlatıyor da...
"Yüksek yargı organlarında noksan üyeler için seçim yapılamıyor..."
Açıklamaya göre seçimin yapılamayış nedeni, bu toplantılara Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga'nın gelmeyişleri...
İddia ise, "AKP'nin kendi istediği isimleri şu aşamada seçtiremeyecek olması..."
Bunlar vahim iddialar... Doğru olmaması gereğine inanmak istiyoruz.
Kendisi de adalet camiasından gelen Bakan Cemil Çiçek'in bu kuşku gölgelerini giderecek gerçekçi ve inandırıcı bir açıklama yapması sağduyunun yoludur.
Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci yaşanırken, duyarlı kurumlarda ve kurumlar arasında tansiyon sıçramaları kaygılar verirken, hiç değilse yargı, yani kutsal adalet erki bu toz dumanın dışında kalabilmeli.
Başbakan Erdoğan dün gazetecilere "Toplanmışsınız... Hayırdır, bir şey mi var?" diye sormuş, bir köşe yazarının "Size cumhurbaşkanı kim diyecek diye konuşuyorduk" söylemi üzerine şöyle cevap vermiş:
"Malum ben bel fıtığıyım. Bel fıtığı olanlar Çankaya'ya çıkamıyor, çıkamaz..."
.......................
Ya artık yılan hikâyesine dönen ve bir türlü açıklanmayarak sündükçe sünen "cumhurbaşkanlığına adaylık" beklentisiyle "fıtık" olan millet?..
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

