
Gerets üste para bile verir
Eric Gerets, Rigobert Song'u yine11'e almadı bu hafta...Hasan Şaş, Necati Ateş'i, Konya uçağına bile almadı.
Ümit Karan yine 11'de yoktu.
Arda sakatlanınca "Keşke Hasan olsaydı" dediler.
Doğru, keşke olsaydı...
Ama yoktu.
"Necati gibi adam götürülmez mi Konya'ya, ya filan falana bir şey olursa, filan falan" dediler...
Doğru, Necati gibi adam götürülmez mi?
Ama götürmedi Eric.
***
Gerets, bu hafta da haftayı kaybetmeyi göze aldı, hatta seneyi kaybetmeyi de...
Gelecek seneyi, seneleri kazanmak için...
Bence tabii...
Galatasaray Başkanı siyaseti yemiş yutmuş...
Yönetiminde de siyaseti yemiş yutmuş politikacılar var.
Bir taşla bütün kuşları vurmak istiyorlar.
Önce, teknik direktörle sözleşme uzattılar, sonra adamı, uzattığına uzatacağına pişman ettiler.
Şimdi de Belçikalı'yı köşeye sıkıştırıyorlar.
Ya sözleşmenin diyeti bu, ya da son kuş Eric Gerets!
En son onu vuracak o taş.
***
Yazmıştım...
Alman Liseli'yim.
10'dan 11'e geçerken, 4.5 bile yeterken, 6 ile geçirmek istememişti beni matematik hocamız Herr Rinnert.
"Önümüzdeki seneleri kazanalım" demişti "Sen bu matematikle gidemezsin."
Sonra, geçirdi.
Kaç sene geçti, matematiğim hâlâ o matematik, olsa da olur, olmasa da...
Zaten güzel sanatlar okudum.
Üstelik Almanya'da değil İtalya'da.
Matematik hocam haklı çıktı...
***
Eric Gerets'in sözleşmesi, tek bir işe yarayacak bu gidişle.
Giderse, para alıp gidecek.
Ama...
Bir ihtimal daha var.
Belçikalı'nın, kaldığına kalacağına iyice pişman olması.
Bırakın para almayı, belki üste para bile verecek hoca, giderken.
Bu gidişle.
***
Üç Büyükler'in içinden yazılıp çizilen haberlerin yarısı yöneticilere dayalı.
Diğer yarısı da futbolculara.
Habercilerin kuşları, bu iki grubun içinden.
Üç Büyükler'in üçünün de teknik direktörleri yabancı.
Bu işlere de yabancılar.
Muhabirleri yok, muhbirlik de yapmıyorlar.
Futbolcu da onlara sallatıyor, yönetici de.
Ve...
Galatasaray Yönetimi, belki iş bitirici değil, belki becerikli değil, belki filan da değil, falan da değil.
Ama hepsi cin gibi, hepsi çok akıllı, kendi işlerinde çok başarılılar.
Bu işte en az günahı olan adamı, tek günahkâr durumuna getirip sıyrılmak, işin içinden bu kadar çabuk sıyrılmak az buz şey mi?
Önce bazı futbolcular gider, sonra da Gerets.
Bu gidişle.
Ve...
Tabii bence.
Balık bizden, pişiren sizden...
O dünlerin birinde üç-beş arkadaş Atina'da bir meyhaneye daldık.
Canımız balık çekti.
Sorduk.
- Bilmemne var mı? (Balığın ismini unuttum)
- Var, hem de kralı var.
- Getir o zaman.
- Olmaz.
-?
-Balığın kralı bizde de, bunu pişirenin kralı da sizde.
-?
-Bir gün balıkları alıp, atlayıp gelirim sizin oralara, pişiririz, beraber yeriz.
Hayatımda duyduğum en zarif "biz" anlatımıydı belki de.
***
Yunanistan salonlarında o dünlerde, çok gergin basketbol maçları seyrettim.
Cehennem gibiydi salonların içi.
Hele Efes'in eze eze yendiği bir Olympiakos maçı vardı ki...
Yine buradan çıkamayız, demiştim.
Yine çıktık.
Dışarısı yine cennet gibiydi.
***
Hepsi hepsi üç-beş militan, üç-beş politikacı...
Bizim başımıza bu belayı saran bunlar.
Bizi onlarla zaman zaman gergin hale getiren de bunlar.
Hem.
Kalabalığın içinde kim Yunanlı, kim Türk anlaşılmıyor ki...
Her şeyimiz aynı.
Ne yemek yerken, ne içki içerken, ne şunu, ne bunu yaparken...
Fark edilmiyoruz ki.
Ve...
Rahat olalım, rahat olsunlar.
Hem orada, hem burada keyfimizi kaçıracak hiçbir şey olmaz, eğer o üç-beş militanın, o üç-beş politikacının tahriklerine kapılmazlarsa, kapılmazsak.
Ve...
Tabii bence...
Cevap hakkım
TRT'nin Stadyumu'ndayken bana sallıyorlardı.
Yokum...
Hâlâ bana sallıyorlar.
Hayret valla.
Susuyorum.
Sallayanların çoğunun tek özelliği, bu iş içinde yıllanmış olmaları.
Ne tuhaf.
Yıllanırken tatlanır insan, güzelleşir...
Onlar tatsızlaşıyorlar, çirkinleşiyorlar.
Ekşiyorlar.
Sirke gibi.
* * *
Yeniye karşılar, farklıya karşılar, değişiğe karşılar.
Yeni bir şey yaratana da...
Kısaca kendileri gibi olmayan herkese karşılar.
Kıskanıyorlar.
"Nasıl geldi bu (ben) buralara?" diyorlar...
Kendilerinin, herkesin burasına kadar geldiğinin farkında değiller. Benim model için "ya tutarsa?" diyorlardı.
Tuttu.
Haydi "tuttu gibi" diyelim.
Şimdi "Ya başka modeller de gelirse?" diyorlar.
Paniğin sebebi bu.
* * *
Yanlış anlaşılmak istemem, ustalarımı, ağabeylerimi kırmak da, onlara bulaşmış gibi olmak da istemem.
Yaş, yaşlılık değil kastettiğim.
Bir şey üretmeden, kendini geliştirmeden geçiren yıllanmışlara lafım.
Çoğu, zaten yaşlı da değil.
Yıllardır iş başındalar, bir şey olmamışlar ya da ancak bir şey olmuşlar.
Ve...
Tabii bence...
Ve...
Her cümlesinden, her lafından keyif, haz aldığım ustalarıma, abilerime lafım yok, olamaz da.
Onların ellerinden öperim.
Sürç-ü lisan ettiysem affola.
BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.Başka şubem yoktur.
bilgingokberk@mail.com

