
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
'Süprüz' cumhurbaşkanı!
Tayyip Bey'in nicedir sürdürdüğü "O da bizim size sürprizimiz olsun" tavrı cumhurbaşkanlığı meselesine tombala tadı vermeye başladı. Bu tombala da en çok Deniz Baykal'ın asabını bozuyor belli ki.
Sürpriz sevmeyen bir yapı! Olabilir. Fakat Baykal'ın asabı bozuldukça Tayyip iyice keyifleniyor. O da asabı bozuklarla dalga geçmeyi, kafa bulmayı seven bir Kasımpaşa yapısı. O da olabilir. Nihayetinde bu cumhurbaşkanlığı işi böyle bir nevi "çarkıfelek", bir çeşit "ne çıkarsa bahtına" oyununa dönme eğiliminde.
Şokella aday!
İnsan ne kadar ilgilenmeyeceğim bu üçüncü dünya ülkesi tombalasıyla dese de farkında olmadan kendi tahminlerini oluşturmaya başlıyor. Son bir-iki haftadır misal, ben Nimet Çubukçu'ya dikkat ediyorum. Eskisine oranla daha çok ortalarda görünmeye başladı, eskisine oranla daha sempatik ortamlarda belirmeye başladı kendisi.
Hem kadın, hem bakan, hem başı açık, hem AKP'li... Atatürkçüleri "şekil bakımından" rahatlatacak bir aday, Tayyip Bey'in sözünden çıkmayacağı için de AKP için son derece şokella bir durum. Çankaya'yı hükümetin noter dairesi, cumhurbaşkanlığı kurumunu da bir formalite kabilinden tasdik mercii yapmak için dört başı mamur bir durum.
Metin Uca Köşk'e gider mi?
Dün Metin Uca, 45 yaşını doldurduğu ve böyle bir anayasal hakkı olduğu için Köşk'e aday oldu. Metin, "fıtık olmadığı" için de şansı yüksek!
Adaylığını açıkladığı konuşmada cumhurbaşkanlığı konumunun kelle sayısıyla yapılan bir seçimden çıkmaması gerektiğini, Türkiye'nin geçtiği şu zor günlerde bir toplumsal mutabakat aranması gerektiğini söyledi. Kendisi kazanamasa bile, ki iddialı, kazanmak istiyor, Köşk'e gidecek kişinin Meclis dışından bir akil adam olması gerektiğini anlattı.
Metin deyişiyle, "bizlere ücretsiz hukuk" dersi verebilecek, Sezer gibi bir isim gerekli. Ülkede formel yapı çökerken, kurallar yok olup kural tanımazlık esas kural olurken, bu dağ başı düzenine hiç değilse Çankaya sırtlarında "dur" diyebilecek biri gelmeli.
Yasamanın ve yürütmenin "sınır tanımaz taşralılık" ile tarumar edildiği bu günlerde, son kale olan yargı da elden giderken formel olanı, hukuku koruyabilecek birinin oturması Çankaya'ya.
Meydansız pehlivan
Tayyip Bey'e gelince...
Deniz Baykal'ın sinirlenmesi pek hoşuna gidiyor ve oyunu sürdürmeye çalışıyor. Ama sanırım bu işlerden anlayanlar ve yakın çevresi de biliyor ki Tayyip Bey Çankaya'ya çıkmayacak. İsterdi, hem de çok isterdi. Ama uluslararası sermaye bunu istemiyor.
Kendisinin de "Mesaj alındı" diyerek ayrıldığı kimi toplantılarda bu isteksizlik dile getirildi. Tayyip Bey de bu mesajı aldı. Üstelik Tayyip Bey siyasetin boğuşmalı arenasını seviyor. Pehlivan, meydanı terk etmek istemiyor aslında.
Meydansız kalmış bir pehlivan durumuna da düşmek istemiyor. Üstelik, öğrendiğim kadarıyla, Tayyip Bey'in feyzaldığı, danıştığı yazarların, kanaat önderlerinin katıldığı bir yemekli toplantıda da kendisine asla aday olmaması gerektiği söylendi ve Tayyip Bey bunu olumlu karşıladı.
Üstelik, öyle sanıyorum ki Deniz Baykal da biliyor Tayyip Bey'in aday olmayacağını. Ama bu kadar bağırmasının nedeni, en sonunda, "Bakın, ben istemediğim için aday olmadı" diyebilmek.
Çoktan kazandığını bildiği bir "zaferi" vakti gelince ilan edebilmek. Yani korkmayınız, Tayyip Bey Köşk'e taşınmayacak.
Ama sanırım daha nisana kadar bu "süprüz aday" oyununu devam ettirip Deniz Baykal'ı sinir hastası yapacak.
ecetem@hotmail.com

