|
 |
|
|
Tercihler...
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Kültürpark’a otopark yapmak için elli yerden su getirirler ama Kültürpark’ı sembolik olarak sigarasız bölge ilan etmek akıllarından bile geçmez örneğin. Geçse bile burun kıvırırlar. Entel dantel sayarlar böyle konuları. Memleketin daha önemli işleri vardır zira! Onlar ciddi konularla meşguldürler! Sigara yasağı iş yapmaz, otopark yapar ayrıca.
Uygarlığın sembolleri olarak otomobillere ve yüksek binalara ayrı bir zaafları vardır bu insanların. Gelişmekten bunu anlarlar. O otomobillerin ve o binaların neden olduğu uygar olmayan sonuçlar pek rahatsız etmez onları.
* * *
Örneğin yaya yollarını işgal eden otomobillere takmazlar pek. Bir yangının yaratacağı felaket riski falan da bozmaz onları. Cesurdurlar. Otomobilleşmenin sürdürülemez olduğunu da kabul etmezler. Kenti otomobile ve yüksek binaya göre şekillendirmeye yatkındırlar. Bu onlar için kentli odaklı bir yaklaşımdır.
Metroyu bile çok sevmezler, toprağın altında olduğu ve göze çarpmadığı için. Vapur, tren, bisiklet onlara göre hoş, nostaljik araçlardır. Hani ulaşımın bir parçası olabilirler ama onlara öncelik verilemez. Ayak altında dolaşmasınlar yeter.
* * *
Ve biz bu insanlarla aynı kentte yanyana yaşıyoruz. Onlarla hayatımız ortak ama duygularımız, heyecanlarımız, hayallerimiz farklı. Üstelik onlar yönetimde, yönetime yakın. Bu kenti onlar da seviyor biz de. Onlar da düşünüyor, onlar da beyin cimnastiği yapıyor. Daha iyi, daha güzel, daha yaşanır bir İzmir için. Ama öncelikler farklı işte. Değerler sistemimiz örtüşmüyor.
Bugünkü silüet, bugünkü doku o anlayışın bir ürünü. Kentin güzel yüzleri de onların eseri, çirkin yüzleri de. Mazeretleri vardı tabii. Göç vardı. Enflasyon vardı. İmar kanunu yetersizdi. Parasızlık had safhadaydı.
* * *
Elimizde böyle bir İzmir var şimdi. Kent büyüdü. Kentlinin talepleri arttı, farklılaştı. Türkiye değişti. Dünya küçüldü. Bilişim ve iletişim patlaması yaşandı. ''Bildiğimiz gibi'' gidemeyiz artık. Görüş açımızı, bakış açımızı genişletip zenginleştirmeliyiz.
İzmir’i ortalama bir Türkiye kenti gibi mi görmek istiyoruz. Yoksa İzmir Türkiye ortalamasının üzerinde bir kent, hatta örnek alınan bir kent olabilir mi? Örneğin teknolojik altyapısı en sağlam kent haline gelebilir mi? Hadi bu büyük yatırım diyelim, İzmir kablosuz internet kaplama alanı açısından dünyanın ilk 20 kenti arasına girebilir mi?
Bu sıralamada ilk sıralarda Uzakdoğu şehirleri var. Seul, Taipei, Tokyo, Hong Kong, Singapur gibi... Bu kentlerin hemen her yerinden internete yüksek hızda bağlanabiliyorsunuz. Bilişimin başkentlerinden biri Silicon Valley ise bu listede ancak 10’uncu sırada.
Bu da gösteriyor ki Uzakdoğu kentlerinin böyle bir hedefi olmuş, tercihlerini bu yönde kullanmışlar ve başarmışlar. İnternete hızlı bağlanmak, interneti sohbet ortamı zannedenlere bir şey katmaz gerçi. Oysa kaynak kullanımı, verimlilik açısından mucizeler yaratılabilir böyle bir kentte. Bu bir tercihtir.
* * *
İzmir’in bugünkü tercihleri yarınını şekillendirecek. Zorlama ve anlamsız tercihler gerginlik yaratıp enerji ve vakit kaybına neden oluyor. Çoktan kapanmış olması gereken dosyalar kapanmadıkça, yenileri, daha uzun vadeli, daha önemli dosyalar bir türlü açılamıyor. Kentler çok karmaşık yapılar haline geldi. Yönetimleri eskisine göre çok daha zor. Neresi boşsa orayı doldurarak gidilecek pek bir yol yok. Büyük düşünmek gerek büyük. Geleceği okumak gerek, geleceği.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|