
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
'Canını çıkarma' dönemlerinden, 'tadını çıkarma' dönemlerine
İnsanoğlunun, yaşadığı dönemlerin koşullanmasıyla nasıl beyinsel bir buzlanmaya uğradığını görerek, eğlenmekten hoşlananlar; babalarıyla dedelerinin çocukluk yıllarındaki gazete koleksiyonlarını karıştırdıklarında, görünmez bir gıdıklamanın kıkırtısına uğrarlar.
***
Eski gazete koleksiyonlarını merak etmek, yahut etmemek.
"Merak", ansiklopedileri dolduran isimlerden birçoğunun da kullandığı bir asansör...
Örneğin, Arşimed, tahtanın neden yüzdüğünü, taşın neden battığını merak etmişti.
Pascal ise, bileşik su kaplarındaki suyun, neden eşdeğer bir düzeyde durduğu ile atmosfer basıncının ölçümünü...
***
Bir merak kepçesiyle eski gazete koleksiyonlarını karıştırırken, nelere gülüyor ve nelere gülmüyoruz?
Yaşadıkları dönemlerin koşullanmasına uğramışlara gülüyor ve böyle bir koşullanmanın tutsaklığına düşmemiş olanlara gülmüyoruz.
***
Yerel ve genel bir koşullanmanın tutsaklığına düşmüş olanlar ve olmayanlar...
Ve bir soru daha:
Yüz yıllar içinde koşullanmaların çerçeveleri, nasıl oluyor da, nasıl görünmez bir zemberek sayesinde değişiyor?
Kullanılan enerji kaynakları değiştikçe, değişiyor.
Rüzgar ve kürek gücüyle giden kadırgalar; kömür ve buhar gücüyle giden gemilere, o gemiler de petrol gücüyle giden gemilere dönüştükçe değişiyor.
***
Günümüzde Irak'taki insan mezbahası da, İran gerginliği de; petrol kaynaklarının kullanımı ve egemenliğiyle açıklanmakta...
Petrolü tahtından indirecek başka enerji kaynakları yok mu acaba Kozmos'da ve "yer" küresinde?
Şayet varsa, o kaynaklar neden devreye sokulmuyor?
***
Fantazist bir fütürizmle; Ay'da, tüm dünyaya yetecek nükleer enerji santralleri kurulduğunu düşünsek...
Yer yüzünde de hidrojenle, soğuk füzyon; tarihe gömse petrolü...
Acaba yine yoksulluk diye bir şey kalır mı?
Acaba yine insancıklar geçimlerini sağlamak için, her gün 9-5 arasında bir yerlere giderek, "çalışmak" gibi bir çarmıha gerilmek zorunda kalırlar mı?
***
Müjdesini şimdiden verelim; 21. yüzyılda "çalışma" dönemi bitiyor; savaşlarda birbirini öldürme dönemi de...
Ya peki ne dönemi başlıyor?
Eski koşullanmaları tersine çevirme dönemi başlıyor.
***
Örneğin siyasetçiler de, aile büyükleri de; gerek kitlelere, gerek okul çocuklarına:
- Çalışın çalışın, deyip durdular.
Oysa daha 150 yıl önce ortaya çıktı ki; çalışanlar değil, çalıştıranlar zengin olmakta ve tatlı yaşamakta...
21. yüzyılda ise, kimseyi çalıştırmaya muhtaç olmadan da, tatlı tatlı yaşanabilme dönemleri başlayacak.
***
Doğar doğmaz insanlara verilecek bir numara; hem kimlik numarası, hem telefon numarası, hem arabasıyla, teknesinin ve helikopterinin numarası olacak.
***
İnanmak çok zor değil mi?
Babaannem için de, sokakta yürürken cep telefonuyla çekilmiş bir fotoğrafın, saniyesinde Tokyo'ya gönderilebileceğine inanmak çok zordu.
***
Ucuzun ucuzu yeni enerji kaynakları; insanların geçinmek için, gövdesel enerjilerini kullanmasına gerek bırakmadığında; kadırgalarda kürek çekermişçesine, bir ömür boyu taşıma suyla değirmenleri döndürmeye neden gerek duyulsun ki?
İnternet'ten sonra telgrafçıların, hatta bankacıların durumu ortada. Eşek semercileriyle nalbantlar da, tüm dünyada ha kayboldu, ha kayboluyor.
***
22. yüzyıla girerken, günümüzün gazete koleksiyonlarını karıştıranlar, kasıklarını tuta tuta kahkahalarla gülecekler yaşadığımız saçmalıklara...
HHH
Uzaya gitmiş ilk ressamın, yapacağı ilk "yer küresi" tablosu, önce acaba hangi müzeye konacak?
Sonraları hangi müzeye konacağını biliyoruz; "Uzay Sanatları Müzesi"ne konacak.
***
Elbette, Irak'ta birbirlerini öldürüp duran Arapların akıllarına gelen konulardan değil bunlar.
Öldürülmüş Araplar da, şayet Diyojen'in ilk karikatürünün kendisinden kaç bin yıl sonra yapılmış olduğunu merak etselerdi; şimdi sağ salim, Osman Aydın'ın Kızılyaka'daki lokantasında güveçte kurufasulye yiyor olabilirlerdi.
***
Bendeniz, neleri merak etmediğimizi merak etmeye bayılıyorum.
Pedikürcüler tarihinin hiç merak edilmemiş olmasına da, doğrusu şaşıyorum. Acaba I. Elizabeth'in ayak bakımını kim yapıyordu?
***
Şimdi:
- Bu çok mu önemli yani, diyenler de çıkacaktır.
Önemlidir.
I. Elizabeth'in ayak bakımında kullanılan yöntemle, II. Elizabeth'in ayak bakımında kullanılan yöntem karşılaştırıldığında; ayak bakımlarındaki yöntem değişikliğinden, öncelikle kimlerin yararlanıp, kimlerin yararlanamadığı netleşecektir.
***
Yararlanamayanların ise, Irak'taki Araplar gibi, okkanın altına gitmeye daha çok aday oldukları anlaşılacaktır.
***
Ve belki de pedikürcüler, siyasetçilerden daha iyi bilmektedirler; seçimlerden sonra da, okkanın altına kimlerin gideceğini ve kimlerin gitmeyeceğini.
c.altan@prizma.net.tr

