
|
|
|
 |
|
|
Sergi salonunda filmlerden defile
26. Uluslararası İstanbul Film Festivali boyunca açık olacak "Fashionset" sergisinde ünlü filmlerde ünlü aktrislerin giydiği 60 kostüme yer veriliyor. Küratörlerin ifadesiyle "Bu kostümler değerini, bir zamanlar onu giyen kişiden ve kullanıldığı filmden alıyor"
MELİS ALPHAN
İzleyicinin sahnenin arkasındaki hummalı çalışmayı görmediği iki alan film ve modadır" diyen tasarımcı Tom Ford haksız sayılmaz.
Film ve modanın tek ortak noktası bu değil. Aslında birbirleriyle iç içeler. Günümüzde tasarımcıların en önemli ilham kaynaklarından biri filmler. Diğer yandan, filmlerde kullanılan kostümler de ele aldıkları dönemin modasının en bariz kanıtları. "Fashionset" sergisinin çıkış noktası bu. İKSV'nin düzenlediği 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamındaki yan etkinliklerden biri olan sergi 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında Taksim Sanat Galerisi'nde izlenebilecek.
İstanbul Film Festivali ve İtalyan Kültür Merkezi işbirliğinde düzenlenen sergide 20'nci yüzyıl filmlerinde kullanılan kadın giyiminin özgün örnekleri yer alacak. Kostümler dünyanın en önemli modaevlerinden Annamode'un terzilerinin imzasını taşıyor. Sergilenen kostümler arasında "Acı Aşk"ta (Il Bell'Antonio) Claudia Cardinale'nin, "İtalyan Usulü Evlenme"de (Matrimonio all'italiana) Sophia Loren'in, "Nina"da Liza Minnelli ve Ingrid Bergman'ın, "Beyaz Geceler"de (Le Notti Bianche) Maria Schell'in ve "Gece Bekçisi"nde (Il Portiere di Notte) Charlotte Rampling'in giydiği elbiseler de bulunuyor.
Serginin küratörlüğünü üstlenen, İtalya Tasarım ve Uygulamalı Sanatlar Birliği DAAP'tan Clare Tosi Pamphili ile Maria di Napoli Rampolla e-posta ile sorularımızı yanıtladı...
Kostümlerin filmlerdeki rolü nedir?
Bu sorunuzu gelmiş geçmiş en önemli kostüm tasarımcılarından Piero Tosi'den alıntı yaparak cevaplayalım: "Kostüm tasarımcılarının ve kostümlerin önemi çok büyük çünkü bunlar izleyicinin tarihin farklı dönemlerinde gezinmelerini sağlıyor. Özellikle de kadın kostümleri... Kadın modasında trendler daha hızlı değişiyor ve kostümler çeşitli ekonomik dönemleri ve her karakterin psikolojik değişimini aydınlatıyor."
"Fashionset" sergisi nasıl doğdu?
Geçen yıl, film ve sahne kostümleri hazırlayan modaevi Annamode, 60'ıncı yılı şerefine DAAP'tan orijinalliğini ve becerisini ortaya koyacak bir sergi hazırlamasını istedi. DAAP çoğu Roma'da bulunan dünyadaki en önemli film ve sahne kostüm üreticileriyle ilgili bir sunum yazarak işe başladı. Bu üreticiler savaş sonrasında ülkenin kendini ekonomik anlamda toparlamaya çalıştığı dönemde ortaya çıkmıştı. Bu İtalyan film endüstrisinin en verimli dönemiydi. Gerçekten de, Roma ve Cinecitta'sı (İtalya'nın efsanevi film stüdyoları) ulusal ve uluslararası boyutlardaki en önemli referans noktasıydı.
Bu sergiyi Türkiye'ye taşımaya nasıl karar verdiniz? Süreç nasıl gelişti?
Sergiyi İstanbul'a taşıma teklifi İtalyan Kültür Merkezi'nin yöneticisi Attilio De Gasperis'ten geldi. Gasperis geçtiğimiz ekim ayında Roma'daki film festivali sırasında sergiyi gezmiş. Önce sergiyi planlayıp organize eden kişiler olarak bizimle iletişime geçmişti.
Sergi daha önce nereleri gezdi?
"Fashionset" sergisi Roma Film Festivali'nin en önemli yan etkinliklerinden biriydi. Centrale Montemartini Müzesi'ndeki sergiyi uluslararası sinemanın birçok önemli ismi ziyaret etti.
Yedi bin kostümlük arşiv
Sergideki kostümlerde imzası olan modaevi Annamode'dan biraz bahseder misiniz?
Tiyatro ile film endüstrisi için çalışan tüm modaevleri arasında Annamode, tarihçileri iki ayrı kutba çeken soruya en iyi cevabı veren kurum: Moda akımları mı filmlerde kullanılan kostümlere esin kaynağı oluyor, yoksa kostümler mi modaya ilham veriyor?
"Fashionset" moda akımlarıyla kostümlerin birleşiminden ortaya çıkmış bir proje. Bu iki unsur Annamode'un kurucuları Anna ve Teresa Allegri'nin eliyle yeniden canlandı. Anna haute couture kariyerine küçük bir atölye açarak başladı. Büyük bir tutkuyla kendini bu zanaate teslim etti. Kız kardeşi Teresa ise atölyeyi kısa süre sonra tanınmış yönetmen ve oyuncuların buluşma noktası haline getirdi. Çalışmaları sayesinde kostüm ve moda paralel şekilde ilerleyerek Annamode'u en önemli film stüdyoları için referans noktası haline getirdi.
Kostümleri neye göre seçtiniz?
Annamode'un yedi bin kostümden oluşan, daha da önemlisi inanılmaz bir antika haute couture koleksiyonunun yer aldığı arşivini inceledik, seçimlerimizi yaptık. Bu seçimin amacı 19'uncu yüzyılın başlarından 1960'ların sonuna kadar olan dönemde tarihi, kültürel ve sanatsal değişimlerin tetiklemesiyle değişen moda akımlarını, kostümler aracılığıyla sunmaktı.
Kostümlerin çoğu eski. Bunlar nasıl muhafaza ediliyor? Onarmanız gerekenler oldu mu?
Annamode'daki terziler kostümleri elleriyle onardı. Bazı durumlarda kostümler, geçmişte onları yapan kişiler tarafından, orijinal kumaşları kullanılarak onarıldı. Bir hata yapmamak, elbisenin filmdeki görünümünün hiç değiştirilmemesi için filmleri yeniden izlediler.
"Kostümler altın yılların kanıtı, o yüzden satılık değil"
Sergide toplam kaç kostüm var? En eskisi kaç yıllık?
Toplam 60 kostüm var. En eskisi 1957 yılında Piero Tosi'nin Luchino Visconti'nin "Beyaz Geceler" filmi için tasarladığı ve Maria Schell tarafından giyilen elbise.
En değerli kostüm hangisi?
Mario Bolognini'nin yönettiği "Acı Aşk" filminde Claudia Cardinale'nin giydiği, Piero Tosi tarafından 1960'ta tasarlanan kostüm.
Favori bir kostümünüz var mı?
Hayır, yok. Sergideki kostümlerin her birinin anlattığı bir hikayesi, ortaya koyduğu hisleri ve bize yeniden izlettiği rüyası var.
Yeni filmlerden sergiye eklemeyi düşündüğünüz kostümler var mı? "Şeytan Prada Giyer" filminden mesela...
Hayır çünkü sergiye dahil edilen kostümlerin tarihi 1960'larda son buluyor.
Kostümlerden bazılarını satın almak ya da yeni filmlerde kullanmak isteyen oldu mu?
Annamode sergideki kostümlerin hepsini çalışmalarının ve İtalyan sinemasının altın yıllarının kanıtı olarak sakladığı için kostümler satın alınamıyor. Yine aynı nedenle bugün çekilen filmlerde de kullanılamıyorlar. Onlar değerini, bir zamanlar onu giyen kişiden ve kullanıldığı filmden alıyor.
|
|
|

|
|