
Faik ÖZTRAK
Dalgalı kuru değil koordinasyonu tartışalım
Maliye Bakanı, daha bu ayın başında, 2006 yılında kamu kesimi faiz dışı fazlasının GSMH'nin yüzde 7.4'üne ulaştığını söylemişti.
Geçen cuma ise Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı rakamın yüzde 6.7'de kaldığını açıkladı. Ancak hâlâ 2006 yılının KİT açıkları belli olmadı ya da açıklanamıyor. Bu nedenle ben bu rakamın daha da düşebileceğini düşünüyorum.
IMF ile müzakere durdu
Geçen yıl IMF'ye taahhüt edilen faiz dışı harcama tavanları da aşılmış. En son niyet mektubunda bu konuda verilen taahhüt gereği, limit üzerine çıkan harcamanın belli bir oranında bu yılın bütçesinden kesinti yapılması gerekiyor. Hükümet kabul etmiş. Ancak IMF bunu yeterli görmüyor. Çünkü bu yılın kamu dengeleri de çok kötü. KİT açıkları için de tedbir istiyor.
Geçtiğimiz hafta Hazine bu açığın yapısal önlemlerle (yani zam yapmadan) kapatılması için çalışıldığını açıklarken, IMF her türlü önlem üzerinde (yani zam dahil) çalışıldığını söyledi. IMF ile müzakerelerin uzlaşma sağlanamadığı için durduğunu artık herkes biliyor.
Ancak piyasalar mali dengenin bozulmasına ve IMF ile müzakerelerin durmasına hiçbir tepki vermiyor. Kâr iştahı gözlerini kör etmiş. Dışarıdan sermaye akıyor. TL hızla değer kazanıyor.
Bıçak kemiğe dayandı
Kur cenderesi altında bunalan küçük ve orta ölçekli sanayinin temsilcileri bu güne kadar sürdürdükleri söylemi artık değiştirmeye başladılar. Mikro reformlarla, hızla değerlenen TL sorununu çözme hayalinden vazgeçerek, vergi indirimlerinin, teşviklerin ve işsizlik fonu gibi fazla veren fonların paralarının peşine düştüler. Hükümet üreten kesimin rekabet gücünü daha da zayıflatmamak için KİT ürünlerine zam yapamıyor.
Değerli TL artık mali dengelerin de sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Dengelerin bozulmaya başlamasıyla IMF aşırı uyumlu tavrını terk ediyor. Ekonomik koordinasyondan sorumlu Başbakan Yardımcısı ise bu baskılar altında kur rejimini tartışmaya açmaktan söz ediyor.
Makro riskler küçümsendi
Aslında sorun ne mikro reformlarda, ne de kur rejiminde. Sorun hızla giren sermaye, anormal genişleyen kredi hacmi ve aşırı değerlenen TL ile artan makro ekonomik riskleri görmek istemeyen Hükümetin, ekonomi yönetiminin ve IMF'nin yaklaşımında.
Geçmişte, gelişmişler de dahil bir çok ekonomi küresel piyasaların coştuğu dönemlerde makro riskleri umursamamanın sıkıntısını yaşadı. Bundan ders çıkardı. Artık parasının değer kazanmasını durduğu yerde para kazanmak olarak gören bizdeki gibi hükümet pek yok.
Dalgalı kur var, paranın değer kazanmasını umursamam, ama değer kaybederse müdahale ederim diyen enflasyon hedefleyen kaç merkez bankası var? Bankacılıkta, görevim mikro risklerdir makro riskler beni ilgilendirmez diyen kaç denetim otoritesi kaldı?
Bizi bu hale getiren, bu kurumları oluşan makro riskler karşısında duyarlı hale getirecek ve birlikte çalıştıracak bir koordinasyonun olmaması. Türkiye son dönemde dışarıdan göründüğü kadar iyi yönetilmedi. Umarım bunun sonucunda, bu kadar işsiz iş beklerken, tekrar batan şirketleri kurtarmakla uğraşmak durumunda kalmayız.
foztrak@yahoo.com

