
Osman ULAGAY
Dünya gözü
İnek yerine deve sütüyle beslenmeye ne dersiniz?
İnek sütü yerine deve sütüyle beslenme önerisini duyduğumda ilk tepki olarak, "haydi canım sende" yerine "yok deve" demek geldi içimden. Oysa öneriyi ortaya atan kişi gayet ciddiydi ve bunun uygulanabilir bir öneri olduğunu savunuyordu. Bu kişi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile SETBİR'in (Et ve Süt Sanayicileri ve Üreticileri Birliği) ortaklaşa düzenlediği "Et ve Süt Sektöründe Küresel Vizyon" toplantısına katılan, Birleşik Arap Emirlikleri Süt Federasyonu Başkanı Dr. Ahmed El Tigani idi.
Modern yöntemlerle süt üreten bir firmanın kurucusu ve sahibi olan Dr. El Tigani'yi bu öneriyi yapmaya iten neden, süt veren ineklerin çok fazla su tüketmesi ve suyun da ülkesinde kıt kaynak olması. Dr. El Tigani'ye göre develerin su tüketimi ineklerin onda biri kadarmış ve bu nedenle inek sütü yerine deve sütü kullanma fikri ortaya atılmış. "Bunu deneyen var mı?", diye soruyorum. "Evet", diyor Dr. El Tigani, "400 deveyle bu işe girişen bir firma var."
Tarımda devrim mi?
İlk anda insana fantezi gibi gelen bu önerinin üzerinde durmamın nedeni, günümüzün dünyasında, tarım sektörünün de farklı arayışlara, yeni fikirlere, inovasyona yönelmek zorunda olduğunu vurgulamak. Cumartesi günkü uluslararası toplantıda dünya et ve süt sektörlerinin önemli isimlerini dinlerken, tarım ve gıda sektörlerinin de yaşamakta olduğumuz küresel dönüşüm sürecinden ne kadar çok etkilendiğini daha iyi fark ettim.
Evet tarımda da eski düzen ve hiyerarşi bozuluyor, doğan fırsatları değerlendiren firmalar ve ülkeler dünyadaki sıralamayı değiştirebiliyor. Örneğin Brezilya'nın et üretimi ve ihracatında gerçekleştirdiği patlama çarpıcı boyutlarda.
Sığır eti ihracatçısı olarak on yıl önce adı bile anılmayan Brezilya şimdi açık farkla dünyanın en büyük ihracatçısı konumuna gelmiş durumda. Çin de atak yapan ülkeler arasında. Buna karşılık Avrupa'da üretim ve ihracat birlikte geriliyor.
Pekiyi ya Türkiye? Bizim böyle bir atılım yapma şansımız var mı?
Türkiye yol ağzında
Cumartesi günkü toplantıyı düzenleyen SETBİR'in Başkanı Erdal Bahçıvan'ın kafasını kurcalayan soru da bu. Türkiye'nin böyle bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyor Bahçıvan. Süt ve et sektörünün 2013 yılında 20 milyar dolarlık bir büyüklüğe ve 2 milyar dolarlık bir ihracat kapasitesine ulaşabileceğine inanıyor SETBİR Başkanı ama bunun sektöre farklı bir yaklaşımla el atılması halinde gerçekleşebileceğinin de farkında.
Türkiye'nin tarıma yeni bir vizyonla yaklaşıp bir atılım yapamaması halinde küresel rekabetin sektörü çökertmesi olasılığı ise ciddi biçimde kaygılandırıyor Bahçıvan'ı. "Bir dönüm noktasındayız" diyor, "Ya bu dönüşümü yapıp modern işletmelere geçeceğiz, verimliliği artırıp küresel pazarda varlık göstereceğiz, ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız."
Bugünkü durumu et sektörüyle yakından ilgili bir firmanın yetkilisine sorduğumda ise pek de iç açıcı bir tablo çizmiyor.
oulagay@milliyet.com.tr

