
|
|
|
 |
|
|
Dans eden kıyafetler
Modacı Bora Aksu, Koton için hazırladığı ve bir dansçının hayatından esinlendiği "Rüzgarın Dansı" koleksiyonunda tül ve şifon gibi uçuşan kumaşlar kullandı
ELİF BERKÖZ
Trendlerin umurunda olmadığını söylüyor. Tasarımlarını Sienna Miller, Tori Amos, Mick Jagger'ın kızı Elizabeth Jagger, Rolling Stones grubundakilerin eşleri ve Lady Diana'nın akrabası Mary Fellowes giyiyor. Modanın parlayan yıldızı olarak anılsa da kendi giyimine zaman ayırmayı sevmiyor. Gardırobunun üç silahşörü jean, beyaz tişört ve sweatshirt. Üç sezondur Koton'la işbirliği yapan moda tasarımcısı Bora Aksu'yla, -hazır Londra'dan yeni gelmişken- marka için hazırladığı yeni koleksiyonu "Rüzgarın Dansı"nı konuştuk.
Bora Aksu tasarımlarının olmazsa olmazları neler? Mesela koleksiyonlarınıza bakınca renk konusunda tutucu olduğunuz anlaşılıyor. Hep pastel renkler öne çıkıyor.
Doğru. Doğal renkleri severim. Arada kalmış renkler güzeldir. Ama bir tek rengin koleksiyon arasında bir detay gibi parlaması da hoşuma gidiyor. Tamamen renklerin egemen olduğu bir koleksiyon beni yansıtmıyor. Tasarımlarımda polyester ve doğal olmayan kumaşlardan uzak durmaya çalışıyorum.
Benzer kalıpların ve benzer dikişlerin dışına çıkmaya uğraşıyorum. Ancak giyenin ve tasarımcının bildiği, ufak bir düğme, astara iliştirilmiş bir detayın yer almasını seviyorum. Aramızda bir ufak sır gibi kalsın istiyorum.
Koleksiyonlarınızın temaları, adları ilginç oluyor her defasında. Bu temalar nasıl doğuyor?
Benim ve tasarım ekibimin içinde olduğu ruh hali veya gitmek istediği yön neresiyse onla ilgili imajlar toplamaya başlıyoruz. Bitpazarlarını dolaşıyoruz, antikacılardan alışveriş yapıyoruz. Eski dergilerden ve kitaplardan fotokopiler çekiyoruz. Tüm bunları atölyenin duvarlarına yapıştırıyoruz. Altı ay boyunca o koleksiyonun havasını soluyoruz atölyede. Bir koleksiyonun doğuş aşaması böyle başlıyor işte...
"Çok bol kıyafetler Türk kadınını korkutuyor"
Koton için hazırladığınız "Rüzgarın Dansı" koleksiyonunda bir Fransız dansçının İstanbul'da noktalanan hayatı ilham vermiş size.
Hem kendi koleksiyonumda hem de Koton için tasarladığım kıyafetlerde danstan esinlendim. Geçen yaz Londra Kraliyet Opera ve Balesi ile ortak bir çalışma gerçekleştirdik. Oradaki dansçılara kıyafet tasarladım. Dansın kıyafelerle bütünleşmesi, uçuşan yanının modaya yansıması çok hoşuma gitmişti.
Sonra bir arkadaşımın anlattığı gerçek bir hayat hikayesi ilgimi çekti: Son yıllarını İstanbul'da geçiren Madame Yvonne dansa karşı aşırı tutkusuna rağmen bir kaza nedeniyle mesleğini bırakmak zorunda kalmış. Danstan bir türlü kopamamış ve evini tavandan sarkan iplere asılmış, onlarca eski dans kıyafetiyle süslemiş. Yaz geldiğinde tüm camları ve balkon kapısını sonuna kadar açıp, evin bir köşesinde oturarak uzun uzun rüzgarla dans eden kıyafetlerini seyredermiş.
Bu atmosferi koleksiyonuma taşıdım. Hem hüzünlü hem neşeli bir koleksiyon oldu. Sahne kıyafetlerinin gösterişini ve yansıttım. Şifon, tül gibi uçuşan kumaşlar ve pullar kullandım.
Üç sezondur Türk kadınlarına koleksiyon hazırlıyorsunuz. Bu sayede, Londra'da yaşayan bir modacı olarak Türk kadınıyla ilgili neler öğrendiniz?
Her yeni koleksiyon bana yeni şeyler öğretiyor. Türk kadını vücudu konusunda çok hassas. Kendine güven anlamında Avrupalı kadınlara göre hâlâ bir adım geride. Bunu göz önüne alıyorum tasarımlarımda.
Çok bol bir kıyafet onları korkutuyor. Çünkü daha iri ve şişman görünmekten korkuyorlar. Verev kesimli kıyafetler, çok fazla kumaşın kullandığı tasarımlardan uzak duruyorlar. Bel bölgesini öne çıkarmaya çalışırken kalçasını saklamaya çaba gösteriyor. Türk kadınının cesaret eksikliğini ve vücut yapısını düşünerek orta noktayı bulmaya çalışıyorum.
Tasarımlarınız ne çok Doğulu ne de çok Batılı. Bir Doğu-Batı sentezi durumu var. Tıpkı sizin hayatınız gibi.
Türk ve İngiliz kültürlerinin sentezi tasarımlarıma yansıyor. Londra 1960'lardan başlayarak müzik ve moda açısından çok fazla akıma sahne olmuş bir şehir. Koleksiyonumu ortaya çıkarırken Türkiye'den bir tutam, Londra'dan bir tutam alıyorum.
|
|
|

|
|