Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Mart 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kentsel dönüşüm mü kentlinin değişimi mi?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Benim gibi eminim birçok kişiyi rahatsız eden bir konu var.
Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar; son otuz yılda yaşanan büyük yağmaya engel olamadılar.
Nedenlerine burada girmek istemiyorum.
Türkiye’nin plansızlığı, ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı, kıyılarda yoğunlaşmayı, eşitsiz büyümeyi getirdi. İzmir’in otuz yıl önceki ormanlık alanları bugün gecekondularla kaplı.
Kentin en güzel yerleri çirkinlik abideleriyle dolu.
''Güzel İzmir''in neresinin güzel olduğunu sakin kafayla bir düşünsek...
Bizlerin asabını asıl bozan konu ise oy uğruna çıkarılan imar afları...
Türk vatandaşlığının bütün gereklerini yerine getiren, vergisi veren, yasalara saygılı insanlar mağdur edildi, aflarla adeta alay edildi.
Geceden sabaha devletin arazisine ev konduranlar; ''gariban edebiyatı'' adı altında korundular.
Yıllarca biriktirip bugünlere taşıdığımız sorunlar artık hepimizi tehdit eder hale geldi.
Bana göre ''ideal kent'', kentlinin haklarını güvenceye bağlayan kenttir.
Soruyorum; hangi şehrimiz orada yaşayanların haklarını güvence altına almıştır?
* * *
İzmir mi?
İzmirliler en fazla mağdur olanlardandır.
2000’lerde ''kentsel dönüşüm''ü tartışır olduk.
Peki ''kentsel dönüşüm'' adı altında yeni mağdurlar yaratılmıyor mu?
Hepimizin malı olan yerleri işgal edip, siyasetin gölgesine sığınıp afla paçayı kurtaranlar; şimdi biraz da mecburiyetten dolayı yeniden ödüllendirilmiyorlar mı?
Kent tarihi bize gösteriyor ki; demokrasi bilinci iki önemli kaynaktan güç alır.
Birincisi, insanın kendine ait olduğu bilinci; ikincisi de yaşadığı kentin yazgısı üzerinde söz sahibi olma hakkı...
Acaba gerçek hakkın sahibi olanlar kaç kere aldatılabilir, her seferinde fatura dürüst vatandaşa mı çıkacaktır?
Son günlerde katıldığım toplantılarda buna benzer sohbetlerin içinde buluyorum kendimi.
Bir yandan kentin değişimi ve gelişimi için mecbur olduğumuz adımları atmak istiyoruz, bir yandan da vicdanımızla yeniden hesaplaşıyoruz.
Görüyorum ki; vatandaşın devlete olan güveni sorgulanıyor.
* * *
Gönlüm İzmir’in güzelleşmesinden yana...
Modernleşmeli ve marka bir şehir haline gelmeli.
Bunun için de bugünkü fotoğrafından çok daha farklı bir görüntüye sahip olması gerekiyor.
Ama şu kavram üzerine yeniden ve detaylarıyla düşünmemizi istiyorum.
Kentsel dönüşüm...
Türkiye’nin dört bir yanından belediye başkanlarını takip ediyorum, verdikleri açıklamaları okuyorum.
Hepsi ustaca bir ''kamuflaj'' yaptıklarını sanıyor.
Kentsel dönüşüm, kentlinin dönüşümüyle olmadığı sürece ne işe yarar?
Kentlinin dönüşümü de kültür ile mümkün olabilir.
Hangi projeyle kaynaştıracaksınız bu insanları; böyle bir proje var da biz mi duymadık?
Bence belediyelerin temel ödevi kentli yaratmaktır.
Yoksa gecekonduyu yıkıp bina yapmak; bana göre kentsel dönüşüm değildir.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
EXPO adayı kente hiç de yakışmıyor
Solda arayış
Kentsel dönüşüm mü kentlinin değişimi mi?
Zafer haftası





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet