|
 |
|
|
MÜZİK
Beyin kıvrımı kuyumcuları
90'lı yılların tartışmasız en iyi enstrümantal İngiliz topluluğu Ozric Tentacles, 31 Mart Cumartesi akşamı kozmik tınılarıyla Balans'ı sarmalayacak
MURAT BEŞER
İster gönlü ve aklı 70'lerde kalmış uzun saçlı bir rock'çı olun ister elektronik müzik dinleyen steril bir goa-transçı; ya da sorulduğunda "Etnik müzikle caz fusion arasında tercihte bulunamıyorum" diyenlerden. Hepinizi asgari müştereklerde buluşturacak bir tek isim var; o da Ozric Tentacles.
Rock tarihinin en zengin dokularından birine sahip bulunan Ozric Tentacles, kozmik rock kültürünün gerçek başucu topluluğu. Çeyrek asrı geride bırakan bu topluluk, hippi imajını çağdaş anlayışlarla buluşturan bir akımın da öncüsü.
Bu rasta görünümlü marjinal İngiliz hippileri, tam 25 yıldır Hawkwind ile kendinden geçen sayko-rock dinleyicisiyle, müziği transa girmek için dinleyenleri aynı afyonlu tekke ayininde ağırlayarak mutluluk şırınga etmekten yorulmadı.
Prensiplerinden geri basmayan bu beş beyin kıvrımı kuyumcusu, tüm albüm ve konserlerinde halen misyoner ruhuyla çalıyor. Birincil misyonları tüm dünyayı kozmik seslerle sarmalamak. Ozric Tentacles 31 Mart Cumartesi akşamı aynı kozmik tınılarla Balans'ı sarmalayacak.
Ucube figürler tablosu
Ozric dünyasının kapı girişinde cüceye benzer bir sihirbaz, mistik figürler, kanatlarından ışık saçan mitolojik kuşlar, vahşi doğa manzarası eşliğinde gerçekleşen fantezi dolu olaylar ve rengarenk bir gökyüzü karşılar bizi. Albüm kapaklarına taşınan bu iç dünya, Ozric müziğinin en iyi anlatıcısıdır. Topluluğu tanımıyor olsanız da, bu ucubik tablo kapının önünden geçerken sizi içeri girmeye ikna edecek kadar güçlüdür.
70'li yılların kültürünü dibine kadar hatmeden mucizevi müzisyenler, sürekli değişik karakter ve olaylarla usta işi kompozisyonlar kurar.
Hızlı ritimlerden oluşan parça yapılarının temel taşlarını yürüyen baslar, beyin zonklatan elektrik gitarlar ve sinir uçlarımızla muhatap olan synthesizer vızıldamaları atar. Etnik vurmalılar, elektronik efektler ve nefesliler heyecanlı ses manzaralarının vazgeçilmez figürleridir.
Metafizik martavallar
Ozric çalışmaları o denli birbirlerini tamamlayıcıdır ki, plaklarından herhangi bir parçayı çekip çıkarmak, kromozom zincirlerinden bir halkayı çekip almak gibidir.
Söze hacet bırakmayacak kadar ifade gücü yerli yerinde; anlatmak istediğini itiraza yer bırakmayacak kadar keskin cümlelerle söyleyen bir çalgı heyetiyle karşı karşıya olduğumuzu hemen her parçada derinden hissederiz.
Virtüöz derecesindeki gitar ve klavye performansı, güçlü davul bas ritimleri ve tuhaf dünyalardan gelen sersemletici doğaçlamalar, bir başka dünyaya giden otobüsün uzun yol biletini keserken, hoşgörü dolu bir karalamayla izah eder müziklerinin içeriğini Ozric üyeleri: "Metafizik martavallar".
90'lı yılların tartışmasız en iyi enstrümantal İngiliz topluluğu Ozric Tentacles. Saldırgan gitarların alametifarikası olduğu "Erpland" ve "Strangeitude" bunun kanıtı. Ozric her ne kadar bu albümlerden sonra giderek tekno tınılarına daha sık yeşil ışık yakar olsa da, hiçbir zaman rock bahçesine çıkan arka kapıyı açık bırakmayı ihmal etmedi. Köprünün altından çok sular aktı ama her şeye rağmen halen harikuladeler. Ozric Tentacles progresif dünyasının reggae ve elektronik müziğine olumlu yanıtı.
Parayı verenin çalamadığı
En son toplu halde Hrant Dink'in cenazesinde dinlediğimiz duduk, bugünlerde çok popüler bir çalgı. Eskiye göre şarkılara daha çok eşlik ediyor; üzerine albümler çıkarılıyor.
"Duduk Sarı Gelin (Sari Gyalin)" bu çalgıyı Anadolu ezgilerindeki tadı ve sadeliğiyle sunan CD'lerden sadece biri. Dudukta Suren Asaduryan, duduk ve dem dudukta İsmail Yılmaz, piyano ve basta da Ozan Beydağı'nın yer aldığı albümdeki yedi enstrümantal parça, dolambaçlı yollara sapmadan bize bu çalgının duru duygularını tattırıyor.
"Burası Muştur", "Mamoş", "Alagöz Acer" gibi anonim ve ağıtlarda, duduğu parayı veren değil, acısı olan çalıyor. Albümde tek sorun, kısalığı nedeniyle tadın damakta kalması. Sadece 31 dakika.
En güzel yılların paketi
Ömür Göksel 17 yıllık hasretin acısını fena çıkarıyor. Önce "A Touch Of Quality", ardından "A Touch Of Love" albümüyle, kuşağının ruhuna romantizm kementleri atan bu ruhu genç sahne çelebisi, şimdi fiyakasından yanına varılamayan dörtlü bir paketle bizi yine kadifelerle bezenmiş bir salonda kırmızı şarap içmeye davet ediyor.
Neler yok ki "Music For Lovers" adı verilmiş geçmiş zaman paketinin içinde? Zamanı geriye alan, birbirinden güzel tam 50 aşk şarkısı. "Strangers in The Night"lar, "Can't Take My Eyes Of You"lar, "My Way"ler, "Fly To The Moon"lar, "Dance With Me"ler.
Bu arada sormayı unuttum, bu dansı bana lütfeder misiniz? Bir kadeh şarap daha lütfen.
|
|
|

|