|
 |
|
|
Vaşağı vurdular!
Mermi vücuduna saplandığında anne vaşak olduğu yere yıkıldı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Karnındaki yavrularını düşündü. Sonra her şey karanlığa gömüldü
suha.umar@isbank.net.tr
Dişi vaşak karnında, yeni yeni gelişmeye başlayan üç yavru taşıyordu. Bütün gece yiyecek peşinde dolanmış durmuştu ama ancak açlığını bastırabilecek kadar av bulabilmişti. Kızılcahamam ormanları karla kaplıydı.
Yine de anne vaşak gelecekten umutluydu. Bir-iki aya kalmaz karlar erir, her taraf yeşillenir, yiyecek bollaşırdı. Zaten yavruları da o zaman dünyaya geleceklerdi. Nesli tehlikede olan vaşak için bu yavrular belki de türün devamı için tek umuttu.
Dişi vaşak bunun bilincindeydi ve bu nedenle, özellikle insanlara, hele elinde silah olanlara karşı çok dikkatliydi. Sessizce yürüyerek gündüzleri saklandığı yere geldi ve ince yumuşak dallar, yapraklarla döşediği yatağına kıvrıldı. Burada hep güvende olmuştu.
Şirketin insafına kalmıştı
Geçmişte arada bir silah sesleri duyduğu olurdu ama bugüne kadar kendisine ateş eden olmamıştı. Vaşak bilmiyordu ama kanunlar onu kesin koruma altına almıştı. Ama doğduğundan bu yana ormanda kimseye zarar vermeden sessiz ve sakin yaşayan vaşağın bilmediği bir şey daha vardı: Orman Bakanlığı vaşağın ormanını, av turizmi yaptıran bir şirkete kiralamıştı.
Kiralamış ve "saldım çayıra, mevlam kayıra!" yaklaşımı ile parasını alıp bir kenara çekilmişti. Artık ormandaki bütün canlılar şirketin insafına kalmıştı. Dişi vaşak ve karnındaki son yavrular da!
Vaşak gürültüleri duyduğunda öğleye yakındı. Sanki yer yerinden oynuyordu. Tenekeler çalınıyor, insanlar bağırıyor, kaynana zırıltıları dönüyor, kurusıkı silahlar durmaksızın patlıyordu. Ve sesler onun yattığı yere yaklaşıyordu!
Dişi vaşak huzursuz olmuştu. İstemeyerek yerinden kalktı. Gündüz ormanda dolaşmanın tehlikesini bilecek kadar deneyimliydi. Ama karnındaki yavrularını korumalı, tehlikeden uzaklaşmalıydı.
Ormanda bir hayalet gibi, adeta kayarak ilerlemeye başladı.
Bütün kediler gibi vaşak da normal zamanda çok yavaş hareket eder. Her adımını atması bazen dakikalar alır. Bu onun yaşam biçimidir. O nedenle vaşağı gören çok az kişi vardır, duyan ise yoktur. Çünkü o her şeyi önce görür ve duyar. Avladığı farelerle tavşanlar bile onun ne zaman, nasıl geldiğini hiç bilemezler.
Ama bu defa vaşak daha hızlı hareket etmek zorundaydı. Sesler yaklaşıyordu. Dişi vaşak avucunun içi gibi bildiği ormanda daha da hızlandı.
Sürek avının özelliği
Ellerinde tüfekleri, avcılar tam da vaşağın gittiği tarafta saf tutmuşlardı. Sürek avının özelliği budur. Sürencilerin gürültüsünden ürküp yataklarını terk eden hayvanlar, asıl tehlikenin kaçtıkları yönde olduğunu bilemezler.
Eli tüfekli, vaşak avının yasak olduğunu biliyordu! Onları ava çıkaran şirket de! Ama vaşağı gördüğünde hiç düşünmeden silahını omuzladı, karlı ormanda, ağaçların arasından sürencilerden uzaklaşmaya, karnındaki yavrularını kurtarmaya çalışan dişi vaşağa doğrulttu!
Mermi vücuduna saplandığında anne vaşak olduğu yere yıkıldı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Çok canı yanıyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı. Gücü yetmedi. Karnındaki yavrularını düşündü. Kafasını güçlükle kaldırıp, artık bulanmaya başlayan gözleri ile, yaşadığı ormana son bir kez baktı. Sonra her şey karanlığa gömüldü!
Sürenciler geldi. Eli tüfeklilerle vaşağın etrafına dizilip sırıtarak fotoğraf çektirdiler. Biri dişi vaşağın kulaklarını tutup güzel başını havaya kaldırdı.
Vaşağı vurdular!
Neslin devamını sağlayacak üç yavru ise annelerinin, babalarının yaşadığı ormanı bile göremeyecekler! Ama yavrular annelerinin ölüsünün başına toplanmış o sırıtan kalabalığı da görmediler! Yoksa insanlardan daha da nefret edeceklerdi!
|
|
|

|