İktidarın meşruiyetini bağımsız yargı korur!
Devlet, bir hukuk devleti ise siyasal iktidarlar eleştirdikleri yargının bağımsızlığını korurlar. Bilirler ki, aksi takdirde hukuk devleti zedelenir ve bu da kendi meşruiyetlerine karşı bir tehdit oluşturur
RIZA TÜRMEN MİLLİYET İÇİN YAZDI
Demokrasilerde, yargı erki ile yürütme ve yasama erkleri arasında gerginlik hatta çatışma olması kaçınılmaz. Bu gerginlik, kuvvetler ayrılığı sistemine dayanan demokrasilerdeki yargının görevinden kaynaklanır. Yargı, görevi gereği yürütme ve yasamayı denetler, onların hukuka uygun davranıp davranmadığını kontrol eder.
Yargının denetimi hukukun üstünlüğü ilkesinin doğal sonucu. Yargının bu rolü yürütme ve yasamanın siyasal amaçlarıyla bağdaşmayabilir. Siyasal amaçların gerçekleşmesi açısından bir engel de oluşturabilir. Hukukla siyaset her zaman üst üste gelmez.
Bu nedenle, yargı ile yürütme ve yasama arasındaki gerginliği işin doğası olarak görmek hatta bunun arzu edilir olduğunu düşünmek mümkün. Bu tür bir gerginliğin olmaması durumunda yargının görevini iyi yapamadığı, yürütmeye tabi olduğu akla gelebilir. Kuvvetler ayrılığı sisteminin işlemesinde aksaklıklar doğabilir.
Demokrasinin temeli
Yargının işlevlerini yerine getirebilmesi ancak bağımsızlığının sağlanması ve güvence altına alınması ile mümkün olabilir. Yargı bağımsızlığı demokrasinin en temel unsuru. Kuvvetler ayrılığının işlemesi, hukukun üstünlüğünün geçerli olması, insan haklarının korunması yargının sadece teorik olarak değil, uygulamada da bağımsız olup olmadığına bağlı. Yargının etkili bir biçimde çalışabilmesi için, kamuoyunda da yargının bağımsızlığı konusunda genel bir kanının yerleşmiş olması önemli. Mahkemede yargılanan birey, çıkan kararın yanlış olduğunu düşünse bile, bağımsız bir organ tarafından yargılandığı konusunda kuşku duymaması gerek.Yargı bağımsızlığı iki amaca hizmet eder. Bir yandan adil bir yargılamanın güvencesini oluşturur. Öte yandan, demokrasinin dayandığı temel değerleri korur. Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede demokrasilerin temel değerleri de kâğıt üzerinde kalır.
Yargıcın bağımsızlığı
Yargı bağımsızlığının iki unsurdan oluştuğu kabul edilmekte; a. Yargıcın bağımsızlığı, b. Yargı erkinin bağımsızlığı. Yani kurumsal bağımsızlık. Bağımsız bir yargıdan söz edebilmek için bu iki unsurun birden gerçekleşmesi gerekir.Yargıcın bağımsızlığı her şeyden önce yürütmeye karşı. AİHM, kararlarında yargının bağımsızlığını incelerken yargıçların dış baskılara karşı yeterli güvencelerinin bulunup bulunmadığına bakar (örneğin, Campbell ve Fell / İngiltere, 1984 kararı). Türkiye ile ilgili olarak, eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nde askeri yargıç bulunması ve askeri yargıcın terfi, sicil gibi özlük hakları bakımından yürütme içindeki askeri hiyerarşiye tabi olması nedeniyle, AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin bağımsız ve tarafsız bir yargı organı olmadığına karar vermişti (Incal / Türkiye, 9 Haziran 1998).
AİHM'nin uyguladığı objektif test ise yargıcın ya da mahkemenin dışarıdan görünüş bakımından da bağımsız olduğu izlenimi verebilmesi.
Yargıcın bağımsızlığı aynı zamanda tarafsızlığının güvencesi. Bu iki unsur birden, adil yargılamanın önkoşulları niteliğinde. AİHM, birçok kararında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme yoksa, adil yargılamanın diğer unsurlarını incelemeye gerek olmadığını, çünkü bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkemenin nasıl olsa adil bir yargılama yapamayacağını belirtti.
Uygulama önemli
Yargı bağımsızlığının sağlanması için yalnız yargıcın bağımsızlığı yeterli değil. Yargıcın bağımsızlığının kurumsal bağımsızlıkla, başka bir deyişle, yargı erkinin yasama ve yürütme erklerine karşı bağımsızlığı ile tamamlanması gerekir. Yargı, yürütmenin yargıya ilişkin idari kararlarından etkilenmemeli ve yürütmenin iradesine tabi olmamalı. Örgütsel düzeyde, yargı yürütme ve yasamadan bağımsız olarak idare edilmeli. Yürütme, aldığı idari kararlarla yargının işleyişini etkileyebiliyorsa, bu kurumsal bağımsızlık bakımından bir sorun olduğunu gösterir.Burada uygulama da önem taşıyor. Yargının, kuvvetler ayrılığı sisteminin getirdiği kurallara tabi olması doğal. Örneğin, yargının bütçesinin yürütme tarafından sağlanması ya da yasama ve yürütmenin yargının işleyişine, yargıçların özlük haklarına ilişkin bazı düzenlemeler yapmaları kaçınılmaz. Ancak bütün bunların yargının ve yargıcın bağımsızlığını etkilemeyecek biçimde uygulanmaları önemli.
Yargı bağımsızlığı ve yargıç bağımsızlığının amacı, yargıcı dış etkenlerden etkilenmesini önleyecek bir koruyucu duvarla çevirmek. Bu koruyucu duvar içinde yargıcın her türlü etkiden uzak olarak karar vermesi olanağını sağlamak.
Bu konuda en büyük rol yürütmeye düşüyor. Hükümetin yargıya karşı iki türlü yükümlülüğü var. Hükümet, bir yandan yargıya müdahale etmekten kaçınmalı, öte yandan, yukarıda değinildiği gibi, müdahaleleri önleyici önlemleri almalı.
Hukukun üstünlüğüne saygı
Siyasal iktidarlar yargı kararlarını beğenmeyebilirler, bunları eleştirebilirler, hatta kendilerini demokratik yoldan seçilen bir iktidar olarak yargının üstünde görebilirler. Yargıçlar, görevleri gereği bu tür eleştirilere yanıt vermezler. Onlar söyleyeceklerini kararlarında söylerler. Bir kere karar verildikten sonra, yargıç için sorun kapanır, geride kalır.Burada sorulması gereken soru şu: Bir siyasal iktidar, kendisiyle aynı görüşte olmayan, kimi zaman uygulamaya çalıştığı siyasal projeye engeller çıkaran bir yargının bağımsızlığını güvence altına almak için neden çaba göstersin? Bu sorunun yanıtı hukuk devleti. Alexis Tocqueville'in yazdığı gibi: "Mahkemeler, demokrasinin hatalarını, sapmalarını düzeltir."
Devlet, bir hukuk devleti ise siyasal iktidarlar hukukun üstünlüğü ilkesine saygılı davranırlar. Bu amaçla eleştirdikleri yargının bağımsızlığını korurlar, beğenmedikleri mahkeme kararlarını uygularlar ve beğenmedikleri kararları veren yargıçları cezalandırmayı düşünmezler. Bilirler ki, böyle davranmadıkları takdirde hukuk devleti zedelenir ve bu da kendi meşruiyetlerine karşı bir tehdit oluşturur.

