|
 |
|
|
Hayat tiyatro mu, yoksa tiyatro sahnesi mi?
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
27 Mart akşamı Prof. Dr. Murat Tuncay’ın ''Olan ile olması gereken arasındaki estetik hesaplaşmanın adı tiyatro. Biz de bunun savaşını vermekteyiz...'' diye başlayan, Dünya Tiyatro Günü için yazdığı mesajını aldım. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölüm Başkanı Tuncay, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde her sene ''mesaj'' gönderir. Kutlamanın ötesinde sizi düşündüren cümlelerdir. Gerçekten ''mesaj''dır.
Olan ile olması gereken estetik hesaplaşma: Tiyatro! Kapanan tiyatrolar, yıkılmaya hazırlanan kültür merkezleri, sanatçısıyla alay eden bakanlar... Tartışmalar, tartışmalar... Tozun toprağın ortasında kutlanıyor aslında 27 Mart. Ve ne acı ki; 28 Mart oldu mu hayat başka sorunları gündeme alıp devam ediyor.
Hazır hayat demişken... Kimi zaman ''Yaşam bir tiyatro sahnesidir'', ''Hayat bir oyun, bizler de oyuncularız'' gibi cümleler sarf edilir çokça. Ben ise gülerim buna! Nasıl da yalan! Nasıl bir kandırmaca? Keşke bu kadar yabancılaşsak gerçeklere. Keşke yabancılaşıp sonra da yüzleşsek hem de! İşte o zaman inanırım her şeyin bir tiyatro oyunu olduğuna. Ve bizlerin de oyuncu... Doğru! Bazen yabancılaşıyoruz kendimize. Ama yüzleşiyor muyuz? Olan ile olması gereken arasında ne kadar estetik bizim savaşımız? Bizler gerçek savaşçılar mıyız? İşte ben bu yüzden yukarıdaki gülünç sözlere hiç mi hiç inanmıyorum. ''Hayat, aslında bir tiyatro mu? Yoksa tiyatro sahnesi mi?'' diye soruyorum.
Kötülük darmadağın eder
Her yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde bir ulusal bir de uluslararası bildiri yayımlanır. O gün tüm sahnelerde bu bildiriler okunur. Bu yıl Uluslararası Dünya Tiyatro Günü Bildirisi’ni, Birleşik Arap Emirlikleri Konseyi Üyesi ve Şarja Emiri H. Şeyh Dr. Sultan Bin Muhammed el Kasimi yazmış.
''Tiyatronun gücü farklı ırklar, farklı etnik gruplar, farklı renkler ve inançlar arasında diyalog kanalları açılmasını da sağlar. Ben böylelikle öğrendim, insanlığın ancak iyilikle yekpare kalabileceğini ve kötülükle de bölünüp darmadağın olacağını. Evet doğrudur, iyi ile kötünün çatışması tiyatronun özünde var. Fakat, sağduyu payidar kalır ve insan doğası çoğu zaman iyi, pür ve faziletli olanla eninde sonunda aynı yola baş koyar. Eski çağlardan beri insanoğlunun baş belası savaşlar da hep güzellikten anlamayan şerle beslenen içgüdülerin sonucu olmuştur. Tiyatro güzelin kıymetini bilir, hatta hiçbir sanat biçiminin güzeli tiyatro kadar büyük bir sadakatle yakalayamayacağını bile iddia edebiliriz. Tiyatro, güzelliğin bütün biçimlerini kucaklar, içinde barındırır, çünkü güzeli değerli görmeyen hayatın değerini bilemez.''
Ulusal bildiride ise devlet sanatçısı Bozkurt Kuruç, şu cümlelerle sesleniyor: ''Yeryüzündeki tüm yönetenler ve yönetilenler!.. Tiyatroyu seviniz, sahip çıkınız, destekleyiniz. Tiyatro kendimize bile söyleyemediğiniz sırları açığa çıkarır, kişiyi arındırır.''
Başka diyecek söz kaldı mı ki? Tabii ki kendinizle yüzleşip arınma ihtiyacı hissediyorsanız... Değilse; siz tiyatro sahnesi sandığınız hayatta rolünüzü oynamaya devam edin.
Unutmadan! Dünya Tiyatro Günü, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin başlattığı çabalarla, uzun yıllardır bir tek İzmir’de haftanın tümüne yayılıp çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Birkaç yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi de katkı koyuyor. 10 Nisan’a kadar İzmir’in her yeri tiyatro. Kaçırmayın. Hayat aslında bir tiyatro mu? Yoksa tiyatro sahnesi mi? İyi düşünün...
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|