Futbol ve siyaset (1)
Juventus'un İstanbul'a gelmemek için, bir sürü tantana yaptığı o dünlerden birindeydi...
Roma'da evimdeydim...
Cep'im çaldı.
Floransalı bir arkadaşımdı arayan.
Galatasaray hastası bir İtalyan.
-İsmet Bey kim ya, yeni mi aldı Galatasaray?
-?
Devam etti:
-Bir de İsmail Bey mi ne, onu da tanımıyorum, alt yapıdan mı?
-?
* * *
İsmet Bey, İsmet Sezgin'di, İsmail Bey de İsmail Cem (Allah rahmet eylesin).
Sonra çaktım.
Biri Savunma Bakanı'mız, diğeri de Dışişleri Bakanı'mız o dünlerde.
Floransalı, spor sayfalarında isimlerini o kadar sık görmüştü ki...
Çözememişti de...
Futbola yine siyasetçiler bulaşmıştı.
Ne yapsın bizim gariban Floransalı?
* * *
Ertesi gün, Kenan Onuk (Allah rahmet eylesin) aradı...
"Sana bağlanacağız bu gece, futboldan fazla çıkma, fazla uçma ne olur, burası NTV ve ana haberdesin."
Sonra aradılar...
Sonra ben de bir girdim, pir girdim:
İtalyanlar neredeyse, İsmet'i, İsmail'i 11'e koyacaklar, filan falan...
Biz neden sadece o iki futbolcuya "bey" diyormuşuz filan falan...
Sonra da vıdı da vıdı vıdı da vıdı ve tabi yine filan falan.
Karşı tarafta sessizlik oldu..
Uyandım.
Hemen Terim'e, Hagi'ye magi'ye döndüm.
Karşı taraf rahatladı.
Sonra tekrar İsmet Bey'e, İsmail Bey'e hatta Mesut Bey'e (Yılmaz) döndüm.
O dünlerde başbakanımızdı.
"Devam et" dediler, "şahane gidiyor".
Sonra vedalaştık.
Sonra Kenan aradı "Müthiş bir siyaset-futbol yorumuydu" dedi.
Bence de öyleydi.
Ve...
%100 benceydi.
Futbol ve siyaset (2)Yunanistan-Türkiye maçı bittiğinde, Haluk Bey'in maçı başladı.
Bence gereksizdi.
Milli ekip zaten, her yönüyle dört dörtlük bir Yunanistan seferi yapmıştı, hem saha içinde, hem de saha dışında kazanmıştı.
Ekibin başı oydu.
Herkes zaten hakkını veriyordu.
Ne gerek vardı?
Tarzı da hoş değildi, üslubu da.
Ona yakışmadı.
Sussaydı yıldız olacaktı.
Susmadı.
Susamadı.
Takımın teknik direktöründen, dört golün sahibinden, maçın yıldızı Sabri'den çok, onun üzerindeydi kameralar.
Ve...
Siyasetin kendilerine karışmasını istemeyen Haluk Bey, futbola, siyaseti olmasa da en tepedeki siyasetçiyi karıştırdı.
* * *
Tayyip Bey, Fatih Terim'i aramışmış...
Arar ya.
Kimi isterse onu arar.
İsterse Tümer'i de arar, isterse Sabri'yi de...
İsterse, Terim'i bir kere daha arar, hatta isterse bir kere daha.
Kime ne?
Haluk Bey'i de aramalıymış.
Kime göre?
Haluk Bey'e.
Aralarının limoni olduğunu bütün dünya biliyor.
Sepp Blatter bile biliyor...
Niye arasın?
Hem Sayın Federasyon Başkanı'nı huzursuz edecek, hem de Sayın Başbakan huzursuz olacak..
Hem de böyle bir maçtan sonra.
Jest yaptı belki de Tayyip Bey.
Hem....
"Siyaset karışmasın" diyor Haluk Bey, en tepedeki siyasetçi de karışmıyor işte...
Dolayısıyla siyaset de.
Bundan da en çok Haluk Bey rahatsız oluyor.
Allah Allaaah!
Ve...
Tayyip Bey eski futbolcu, eski stoper.
Terim de...
Eski futboldaş onlar.
Eski arkadaşlar.
Kader, birini ülkenin başbakanı yapmış, diğerini ülkenin teknik direktörü.
Milli Takım'da aylardır, bir stoper sorunu da var...
Alolaşmışlar.
Ne var bunda?
Ve...
Her yönüyle anlamlı bir 4-1'lik 90 dakikanın sonrasında, ekranları futbolsuz dakikaların kaplaması, en çok da teknik ekip ve futbolcuları rahatsız etmiştir.
Onlara daha çok yol vermeliydi Haluk Bey.
Ve...
Manisa Başkanı Haluk Çubukçu, "Günlerdir ulaşamıyorum Federasyon Başkanı'na" demişti.
Tayyip Bey, aradı belki, ama ulaşamadı.
Mesela...
Ve...
Tabii bence.
Ergun Gürsoy
Ergun Abi'yle (Gürsoy) telefonda laflıyorduk 5-10 gün önce.
Bir gün sonra beynini kontrol edecekti doktorlar.
Yine de ameliyat filan umurunda değildi.
Bomba gibiydi.
Ameliyata girerken doktorlara "Bir de Lazlar'da beyin yok derler..." demiş.
Düşünün; ameliyata girerken bile böyle.
Yine bomba gibi.
Ameliyat iyi geçmiş.
Şimdi dinleniyor.
Laf Ergun Abi'ye gelmişken ya da ben lafı Ergun Abi'ye getirmişken...
Lig TV'deki Çizgi Dışı'na konuk olacağı gece programa 15 dakika var, hâlâ yok...
Merak ettim aradım.
-Abi nerdesin?
-Lig TV'nin otoparkında, arabadayım.
-?
-Başkan ve Adnan Polat gitsin gelirim.
-?
* * *
Bizim programdan önce Ömer Güvenç ve Bahri Havadır'ın Lig TV'deki 2'ye 1'inin konukları, Özhan Canaydın ve Adnan Polat'tı...
O sırada yayındaydılar.
Ama...
Bant yayındı.
Ve...
Gürsoy "Laz fıkrası gibi oldu, bunu anlatma yayında" dedi gülerek.
Sonra dayanamadı, kahkahalarla kendi anlattı.
Kendinle barışık, kendinle dalga geçebilen, içi-dışı bir, aklında fesat olmayan, zeki, karizmatik bir Trabzonlu o.
Hastalık falan ne yapar ona?
Yakında, bomba gibi döner yine yaşamına, yaşamımıza.
Ve...
Onu özledik.
All Star, NTV, BEKO, Sportsnet
"Basketbol Federasyonu'nun en büyük şansı NTV" diyorum sık sık.
Hem ligi prime time'da yayınlıyorlar, hem uluslararası standartlarda yayın yapıyorlar, hem de yorumcuları iyi.
İyi sunuyorlar ligi.
Beko, ligin değerini daha da artırdı.
Ligi iyi de pazarlıyor NTV yani.
Bu seneki All Star'ın da sponsoru Beko'ydu.
Federasyon da yapması gerekenleri eksiksiz yapınca, bugüne kadar seyrettiğim en iyi All Star oldu.
Bütün bu organizasyonun arkasındaki ajans Sportsnet ve onun bünyesindeki Allsports...
Büyük iş başardılar.
Buradaki All Star'ın oradaki esas All Star'dan tek farkı, oradaki esas oğlanlardı.
O kadar.
Ve...
Tabii bence.
Öyle veya böyle
Bu Yunanistan, Avrupa Şampiyonu olduğunda "Bu, Avrupa'nın sorunu" demiştim.
Bana ne?
Avrupa Futbolu'nun şampiyonu buysa...
Vay o Avrupa'nın futbolunun haline.
Gerisi fasa fisoydu.
Herhangi bir 11'imizle, Avrupa Şampiyonu'nu, evinde ne hale getirdi bizimkiler.
11 tane daha 11 çıkar bizden, o günkü 11 ayarında.
Yunanlılar'ın, o günden beri hâlâ bir 11'i var.
Ve...
Gerisi yine fasa fiso.
Ve...
Fatih Terim maç öncesi önce Otto Rehhagel'i kıskandığını söyledi.
Avrupa Şampiyonu olduğu için.
Sonra "Kulüp takımıyla oldum ama Milli Takım'la olamadım" dedi.
1-4'ten sonra da "O zaman da her şey 1-4'le başlamıştı (Mallorca)" dedi.
Daha ne diyecek?
Ben, Yunanistan Avrupa Şampiyonu olduğunda öyle dedim...
Terim, Yunanistan'ı yendikten sonra böyle dedi...
İkimiz de aynı şeyi diyoruz.
Öyle veya böyle.
Daha ne diyelim?
Ve... Tabii bence.
BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.Başka şubem yoktur.
bilgingokberk@mail.com

