2008'e doğru
Milli Takım'ın Norveç önünde iki gol farklı yenilgiye düşmesi, sonrasında ise puan koparmak adına yırtınıp durmasına da başarılı futbol diyoruz işte...
Tabii ki, Millilerimiz'e edecek lafımız yok. Aksine ikinci yarıda Norveç'i dağıtıp gol bulmak ve puan koparmak adına büyük uğraşlar verdiler. Yunanistan ve Norveç sonuçlarıyla gruptaki puan cetveli zirvede bizi işaretliyor. Bu durum 2008 için hepimize huzur saçıyor. Buraya kadar işler yolunda demektir.
Ancak Yunan ve Norveç kalecilerinin perişanlığını gördükten sonra sakince düşünmemiz gerekir ki her zaman papaz pilav yemez! Bu sözcük çocukluğumdan beri ufuktaki tehlikeleri belirtmek adına kullanılır çokça zaman... Yani 'iyi oynadık-kahramanlarımız-rap rap bir Milli Takım geliyor' gibi moral üstüne yapılan Fatih Terim dopingleri çok iyi de, ancak önümüzdeki sekiz maçın da planlarını yaparken aşırı iyimserliğe asla dalmadan yapalım ince hesaplarımızı...
Hakan meselesi
Ayrıca milli kadroda şu Hakan Şükür meselesine de bir neşter vurmak gerekir artık... Bu büyük santrfora üstün sevgimiz var. Kendisinin Milli Takımlara ve Türk futboluna verdiği emekler, yarattığı değerler hiç tartışılamaz. Ancak bu ülkenin de Hakan kardeşe çok şeyler verdiğini de Şükür kardeşimiz her zaman kabul eder. İyi ama Yunan ve Norveç maçlarında içimiz burkularak gördük ki, Hakan'ın beyniyle verdiği kararları vücudu uygulamaya alamıyor. Formda bir Hakan iki maçta da bir türlü havada buluşamadığı 5-6 yan topta eskiden olsa en az yarısını sayı yapardı. Ancak olmuyor işte... Şükür gibi görkemli vücutların seneler uzuvları eskittikçe görev verimlilikleri de hızla düşüyor maalesef...Bu mesele, yani Milli Takım'a yeni bir santrfor monte etmenin zamanı gelmiştir artık. Teknik adamlar Hakan Şükür adına ne denli özverili olsalar da bu konuda Hakan iyi düşünmeli ve o yıllardır hizmet verdiği ve yaratılışına öncülük ettiği milli formanın 2008 hedefine zarar verecek hırslardan uzak durmayı, kendisine yakışır bir mantık değerlendirmesi içinde düşünmelidir.
esenay@milliyet.com.tr

